'Krediler tükendi, sanayi üretimi çakıldı, işsizlik arttı'

2018 yılı sona ererken, yıl itibariyle ortaya çıkan ekonomik tablo hayli iç karartıcı. Ekonominin çarkları yavaşlarken ve tüketiciden üreticiye toplumun tüm kesimlerini derinden etkileyecek bir durgunluk dalgası başlarken, uzmanlar göstergelerin endişe verici olduğuna dikkat çekiyor.

BirGün Gazetesi yazarı Hayri Kozanoğlu, yatırımların durduğunu, üretimin yavaşladığını ve istihdamın da daraldığı uzun bir durgunluk döneminin kapıda olduğuna değiniyor. 

Kozanoğlu, doların 5.35 TL’den, iki yıllık gösterge tahvilin yüzde 20’den haftayı kapatmasının finansal piyasalarda fırtınanın dinmesi olarak yorumlanabileceğini ancak bu düzeyde bir kur-faiz dengesinin bile tek başına ekonomik büyümeye geçişe engel olduğuna işaret ediyor. 

Veriler üzerinden durgunluğu inceleyen Kozanoğlu, eylül ayında cari açığın 1.8 milyar dolar fazla verdiğini ve son iki aydır döviz gelirlerinin döviz giderlerini aştığı bir durum yaşandığını belirttikten sonra şunları ekliyor:

"Eylül 2018 itibarıyla son 12 aylık dönemde cari açık 46 milyar dolar olmuş. Aynı dönemde Merkez Bankası rezervleri 24.6 milyar dolar aşınırken, net hata noksan kaleminden de 21.2 milyar dolar döviz girişi gerçekleşmiş. Bu iki kalemin toplamı (45.8 milyar dolar) hemen hemen cari açığa denk.

Demek ki Türkiye son bir yıllık dönemde yeni bir uluslararası finansman olanağı yaratamamış. Bu dönemde 3.7 milyar doları yabancıların emlak alımı olmak üzere 7.6 milyar dolar doğrudan yatırım sağlanırken, borsadan 1.1 milyar dolar, devlet iç borçlanma senetlerinden 1 milyar dolar çıkış gerçekleşmiş. En vahimi de 5.1 milyar dolar net dış borç ödenmiş. Türkiye’nin net dış borç ödeyicisi bir ülke konumuna düştüğü açık seçik ortaya çıkmış."

Kozanoğlu, ağustos ayında işsizlik oranının 0.5 artışla yüzde 11.1’e yükseldiğini hatırlatıyor ve bu artışın görece sınırlı olduğunu ancak tüm verilerin ekonomide daralmaya işaret ettiği bir dönemeçte bu ılımlı istihdam kaybını; işletmelerin gelecekte durum düzelir beklentisiyle yetişmiş elemanları kaybetmeme çabasına ve halen süren istihdam teşviklerinden yoksun kalmama isteğine bağlıyor.

Eylül ayında sanayi üretiminin bir önceki yıla göre yüzde 2.7 azalmasının ekonomik krizin üretimi nasıl aşındırdığını kanıtladığını ifade eden Kozanoğlu, gözlemlerini şöyle sürdürüyor:

"Sanayinin en önemli bileşeni imalat sanayi endeksinin 3.2 düşüşü kaygı verici bir tabloyla karşı karşıya bulunduğumuzu net biçimde gösteriyor. Eylül sanayi üretiminin bir önceki aydan, ağustostan da yüzde 2.7 aşağıda seyrettiği anlaşılıyor.

Kapitalizmde krediler damarda akan kana benzetilebilir. Kredi kanalları tıkanınca, ekonominin bünyesinde damar sertliğindekine benzer bir hayatiyet kaybı gözlenir. Döviz kredilerindeki son haftalardaki düşüşü daha çok TL’nin değerlenmesiyle bağlantılandırmak mümkün. Ne var ki, TL bazındaki krediler de korkutucu bir zayıflama sinyali veriyor."

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz