Şub 15 2018

Krizin ayak sesleri mi?

2017’yi muazzam bir performansla tamamlayan küresel finans piyasaları 2018’e de benzer beklentiyle girdi. Ocak ayı bu beklentileri karşıladı ve özellikle de borsalar rekor kırarken döviz kurları ılımlı seyrini korudu.

Ta ki Şubat’ın ikinci haftasına kadar. ABD tahvil faizlerinde yılbaşından bu yana yaşanan yükselişi göz ardı eden piyasalar geçen hafta pazartesi günü ani bir çöküş yaşadı. New York Borsası yüzde 4’ün üzerinde değer yitirdi.

Tam dalgalanma durdu derken Perşembe günü de benzer bir kayıp olunca bu kez panik havası yayıldı, dünya piyasaları da sarsıntılar görüldü.

Sonraki günler nispeten sakinleşen piyasalar yine de tedirginliğini atabilmiş değil. Piyasalardaki oynaklık uzmanları da ikiye böldü. Bir bölüm ‘Bu bir kriz değil, düzelteme hareketi’ derken bazıları daha karamsar. Yaklaşmakta olan yeni bir krizin ayak seslerinin duyulduğunu belirtiyor.  

İktisatçı Taner Berksoy Dünya Gazetesi’ndeki köşesinde dünya piyasalarında artan volatiliteye değiniyor. Geçen hafta ABD piyasalarında anlık güven kaybı oluştuğunu ve belirsizliğin arttığını kaydediyor.

Daha sonraki günlerde fiyat değişmelerinin makul seviyelerde sakinleşmesi nedeniyle bu hareketin düşük dozlu bir düzeltme olduğu algısının oluştuğunu belirtiyor. ‘Böylece küresel sistemin merkezinde başlayan bir hareket daha dizginlenmiş oldu. Kriz beklentisi ortadan kalktı’ diyor.

Berksoy ortamın sakinleşmesinin ardından bu defa da salınımın nedenlerinin sorgulanmaya başlandığını ifade ediyor.

Dalgalanmanın temel nedeninin 2008’den bu yana para basma yoluyla ekonomilere bol ve ucuz döviz kazandıran büyük merkez bankalarının politikalarında ‘U dönüşü’ olmasının yattığını kaydeden yazar, ‘Yani, yeni dönemde, parasal daralmaya gidilmesi, likidite havuzlarının boşaltılması ve para otoritelerinin faizlerini yükseltmesi söz konusu. Krizden bu yana uygulamada olan iktisat politikası temelli bir dönüşüm geçirecek’ tespitini yapıyor.

Yazar bunun belirsizliğin artacağı ve  güven duygusunun gerileyeceği anlamına geldiğine işaret ediyor. Daha ilk adımda ciddi bir çalkalanma yaratan bu dönüşümün giderek daha şiddetli tepkilere neden olacağını öngörmenin de mümkün olduğunu söylüyor.

Berksoy şunları yazıyor:

‘Geçen hafta yaşanan çalkalanmanın sadece olağan bir düzeltme olarak algılanması doğru olmaz. Tamam, bir çalkalanma ve düzeltme olmuştur ama içinden geçtiğimiz sürecin temelli bir politika dönüşümünün beklenen sonucu olarak değerlendirilmesi daha doğru olur diye düşünüyorum. Böyle bir değerlendirme bize iki şey söyler. Önümüzdeki dönemde daha sert ve katı koşullarla karşılaşacak ve ekonomiyi döndürmekte zorlanacak olmamız bunlardan birisi. Bu koşullarda oluşacak ortamda daha epeyce çalkalanma ve düzeltme yaşayacak olmamız da ikincisi. Her ikisi de uyarıyor, dikkat edin, hazırlıklı olun diyor.’

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz