Tem 19 2018

'Krizin tüm göstergeleri belirdi'

Daha önce bir çok defa krizden geçen Türkiye ekonomisi, o krizleri haber veren işaretlerin yeniden ve güçlü bir biçimde ortaya çıkmasıyla tehlike sinyalleri göndermeye başladı.

Yeniçağ Gazetesi yazarı Esfender Korkmaz, kredi derecelendirme kuruluşlarının bankaların ve Türkiye 'nin kredi notunu düşürdüğünü hatırlatarak girizgah yaptığı yazısında, yabancı yatırım sermayesi girişinin azaldığına, AB'nin Türkiye'ye desteğini kaldırdığına dikkat çekti.

Bu tabloya rağmen büyümenin sürdüğüne değinen Korkmaz, bu noktada önemli olanın istikrarlı büyüme olduğunu belirtti ve ekledi:

"Türkiye de büyüme istikrasızlık kaynağı oldu. Büyüdükçe cari açık artıyor. Çünkü üretim yapmak için girdi olarak kullandığımız ara malı ve hammaddeyi ithalat etmek zorundayız. Bunun içindir ki  büyüme ödemeler dengesini bozuyor.

Öte yandan yabancı yatırım sermayesi girişi azaldı. Tersine çıkışlar var. Bu paralelde kırılganlık arttı. Dış borçları çevirmek zorlaştı. Yurt dışında yüzde 12 dolar faizi ile tahvil satanlar var. Döviz talebi ve kur arttı. Dolar yüzde 25 daha değerli. Kur artışı da ithal maliyetini ve üretimde girdi maliyetlerini artırdı. Enflasyon yükseldi."

AKP'yi, 'her şeyi olduğu gibi büyümeyi de slogan olarak kullanmak' ve 'popülist amaçla hormonlu büyüme üstüne yoğunlaşmakla suçlayan Korkmaz, bu yaklaşımın büyük bir tahribat yarattığını kaydetti.

Bu yaklaşımın neden olduğu istikrar sorununun giderek büyüdüğünü ifade eden Korkmaz, ekonomide karşılaşılan sorunları şöyle özetledi:

"Bütçe dengesi bozuldu. Bütçe açığı artıyor. Kamu bankalarına siyasi görevler veriliyor. Görev zararları arttı. Faiz yükü arttı. Dahası bütçede yatırımların payı yüzde 11'e düştü. Yatırımlar, tarihte ve dünyada emsali olmayan bir yolla, talep garantisi verilerek ve uzun yıllar bütçeden ödenecek şekilde borçlanmak yoluyla yapıldı.

Bütçede cari harcamalarının payı ise yüzde 40'lara yükseldi. Nedeni seçim harcamaları ve popülist harcamalar. Yani bizim vergiler yatırımlara değil, seçim harcamalarına gidiyor.

Eğer siyasi iktidar para yerine iş dağıtmak için yatırım yapsaydı, aynı zamanda istikrar  da sağlanırdı.

Dış borç stoku, 2017 ilk çeyreği ile 2018 ilk çeyreği arasındaki bir yılda 54.3 milyar dolar arttı. Dış borçları daha yüksek faizle çeviriyoruz.

Dış borç riskini gösteren, dış borç risk primi, iflas etmiş Yunanistan'dan daha yüksektir. Birkaç krizdeki ülke sayılmazsa bu demektir ki dünyanın en riskli ülkesi olarak görülüyoruz. Risk primi bir yıl önce 188.02 iken bu sene dün itibariyle 327.26'ya kadar çıktı."

Son gösterge olarak yabancı sermayenin kaçışındaki artış ve gelişindeki gerilemeye değinen Korkmaz, geçen sene Mayıs ayında 10.902 milyon dolar olan yıllık doğrudan yabancı yatırım sermayesi girişinin bu sene Mayıs ayında 6.528 milyon dolara gerilediğine dikkat çekti.

Krizin tüm unsurlarının oluştuğunu kaydeden Korkmaz, "Hükümet kanadından  bu tabloya karşı bırakın önlem almayı bu güne kadar niyet dışında ciddi bir beyan bile olmadı. 2001 krizi için bir kitap yazmıştım. Adı: ''kriz geliyorum dedi'' idi" satırlarıyla benzer bir krizin kapıda olduğunu hatırlattı.