Mar 29 2018

Madalyonun öbür yüzü: TL ile büyüdük dolar ile küçüldük

Mali destekler ve kredi garanti fonu sayesinde rekor büyüme gösterdiği iddia edilen Türkiye ekonomisi, potansiyelinin üzerine çıkması ve inşaat sektöründe arz fazlası olması gibi nedenlerden dolayı IMF gibi kuruluşlar tarafından uyarılmaya devam ediyor.

Rekor büyüme rakamlarının sokaklarda aynı şekilde hissedilip hissedilmediği ise uzmanlar tarafından tartışılmaya devam ediyor.

Türkiye ekonomisi 2017 yılının son çeyreğinde yüzde 7,3’lük büyüme gösterdi. 2017 genelinde ise bu rakam 7,4 olarak açıklandı.

Büyüme rakamlarını kişisel blogunda yorumlayan İktisatçı Mahfi Eğilmez, “Bu oran, yüzde 5 olarak kabul edilen Türkiye’nin potansiyel büyüme oranının yüzde 50 üzerinde bir oran. 2016 yılında büyüme oranı yüzde 3,2’de yani potansiyel büyüme oranının oldukça altında kalmıştı” diyor.

Tarım kesiminden yüzde 4,7’lik, sanayi kesiminden yüzde 8,8’lik, inşaat kesiminden ise yüzde 8,9’luk bir katkının söz konusu olduğunu belirten Eğilmez, yatırımlarda asıl katkının inşaat kesiminden geldiğini ifade ediyor.  

Peki, dolardaki rekor seviye neden bu büyüme rakamlarına rağmen?

“Bir ekonominin büyüme oranı o ekonominin bir yıldan ötekine kendi parasıyla hesaplanan GSYH’sinde fiyat artışlarından arındırılmış olarak ortaya çıkan reel artışla ölçülüyor” diyen Eğilmez, bir tablo ile açıklıyor örneği...

 

2013

2014

2015

2016

2017

GSYH (Cari Fiyatlarla, Milyar TL)

1.810

2.044

2.338

2.609

3.105

GSYH Zinc. Hac End. (2009=100)

137,0

144,1

152,9

157,8

169,5

GSYH Büyümesi (%)

4,2

5,2

6,1

3,2

7,4

Ortalama USD Kuru

1,90

2,19

2,74

3,03

3,65

GSYH (Milyar USD)

951

934

855

861

851

GSYH (Kişi Başına USD)

12.480

12.112

11.019

10.883

10.597

Tabloya göre cari fiyatlarla GSYH, TL bazında kesintisiz olarak hızla artıyor. GSYH’ye zincirleme hacim endeksi ile bakarsak orada da artışı görebiliyoruz. 2016 yılındaki düşüş dışında büyümede sürekli bir artış var. Konuya TL açısından baktığımızda görünüm böyle. Ne var ki uluslararası karşılaştırmalar ve yabancı yatırımcıyı ilgilendiren çeşitli oran hesaplamaları (Cari Açık / GSYH, Dış Borç Stoku / GSYH gibi) Dolar ile yapılıyor. Dolar ile yapılan hesaplama TL ile yapılan hesaplamaya göre içinde daha düşük enflasyon içerdiği için gerçeğe de daha yakın. Konuya Dolar gözlüğüyle baktığımızda 2013 yılındaki 951 milyar Dolarlık GSYH ve 12.480 Dolarlık kişi başına gelir düzeyini son dört yılda yakalayamadığımızı görüyoruz. İşin kötüsü 2017 yılındaki yüzde 7,4’lük çok yüksek büyümeye karşın GSYH’miz önceki yıla göre 10 milyar Dolar, kişi başına gelirimiz de 286 Dolar gerilemiş bulunuyor. Uluslararası karşılaştırmalar Dolarla yapıldığı ve yabancı yatırımcılar bu verileri esas aldığı için istediğimiz kadar yüzde 7,4 büyüdük diyelim durumu anlatmamız pek kolay değil.

Mesela yüzde 7,4 büyüyecek yerde yüzde 5 büyüyüp enflasyonu ve cari açığı daha düşük düzeylerde tutarak USD / TL kurunu 3,40’da tutabilseydik de Dolar cinsinden GSYH’mizi 913 milyar Dolara, kişi başına gelirimizi de 11.370 Dolara çıkarsaydık daha mı iyi olurdu? Muhtemelen daha iyi olurdu çünkü o zaman cari açık / GSYH oranı ve dış borç stoku / GSYH oranı daha düşük olacağı için yabancı yatırımcının risk algısı da daha düşük olurdu.

Mahfi Eğilmez, yazısında 2015, 2016 ve 2017 yıllarında büyümeyi etkileyecek olan başlıca göstergeler ve bunlarda bir önceki yıla göre ortaya çıkan değişimleri yine tablo ile örneklendiriyor.

 

Gösterge

2015

2016

Artış (%)

2017

Artış (%)

Büyümeyle

Büyüme

6,1

3,2

 

7,4

 

Uyum

Sanayi Üretim Endeksi

100

103,4

3,4

112,3

8,6

Yüksek

Elektrik Tüketimi (Tw/Saat)

266

275

3,4

284

3,3

Uyumsuz

Doğalgaz Tük. (Milyon m3)

47.999

46.395

-3,3

51.898

11,9

Yüksek

Perakende Satış Hacim End.

128,5

129,5

0,8

130,8

1

Uyumsuz

İstihdam

26.676

27.067

1,5

28.189

4,1

Orta

Satılan Konut Sayısı

1.289

1.342

4,1

1.409

5

Orta

Hizmet Sektörü Güven End.

99,9

94

-5,9

98,9

5,2

Yüksek

Perakende Tic. Sek. Güv. End.

102,8

102

-0,8

101,9

-0,1

Uyumsuz

İnşaat Sektörü Güven Endeksi

83,1

80,6

-3

83,4

3,5

Uyumsuz

Kredi Miktarı (Milyar TL)

1.500

1.752

16,8

2.121

21,1

Yüksek

Bütçe Dengesi / GSYH (%)

-1

-1,1

10

-1,5

36,4

Uyumlu

Cari Denge / GSYH (%)

-3,8

-3,8

0

-5,5

44,7

Yüksek

TÜFE (%)

8,81

8,53

-3,18

11,92

39,74

Yüksek

Para Arzı (M2, Milyar TL)

1.196

1.407

17,6

1.625

15,5

Uyumsuz


 

Tablonun son dört kalemi olan güven endekslerine dikkat çeken Eğilmez, 2016 yılının düşük büyüme oranına paralel olarak reel kesim beklentilerinin olumsuzluğunun bu endekslere yansıdığını, buna karşılık 2017 yılının yüksek beklenen büyüme oranıyla tutarlı tek kalemin hizmet sektörü güven endeksinde olduğunu, perakende ticaret sektörü güven endeksinin eksi olduğunu söylüyor ve ekliyor:

“Tüketici güven endeksi de 2017 yılındaki büyümeyle uyum içinde görünmüyor. Bu tabloya daha birçok gösterge eklemek mümkün, ama bu kadarı bile bize büyüme oranıyla onu desteklemesi gereken bazı göstergeler arasında bir takım çelişkiler olduğunu gösteriyor."

Eğilmez, 2017 yılında sağlanan yüksek büyüme oranının temelinde ise bazı kesimler için uygulanan vergi oranlarının düşürülmesinin, kamu harcamalarının artırılmasının, kredilerin genişlemesinin KGF ile desteklenmesinin, taşeron işçileri devlet kadrolarına alarak istihdama devlet desteği verilmesinin yattığını kaydediyor.

Ancak büyümeye rağmen ekonomik göstergelerde bozulmalar mevcut.

Aşağıdaki tablo bunu ortaya koyuyor yıldan yıla...

 

Gösterge

2015

2016

Artış (%)

2017

Artış (%)

Büyüme

6,1

3,2

-47,5

7,4

131,3

Bütçe Açığı / GSYH (%)

-1

-1,1

10,0

-1,5

36,4

Cari Açık / GSYH (%)

-3,8

-3,8

0,0

-5,5

44,7

TÜFE (%)

8,81

8,53

-3,2

11,92

39,7

USD / TL

2,73

3,03

11,0

3,66

20,8

Gösterge Faiz (%)

11,15

10,63

-4,7

13,4

26,1

Dış Borç Stoku / GSYH (%)

46,3

47

1,5

52,1

10,9

 

“Zorlanmış bir yüksek büyümeye bu gibi sıkıntılar eşlik ettiğinde en ciddi sorun bu yüksek büyümenin sürdürülemez olması gerçeğidir” yorumu yapan Eğilmez, sözlerini şöyle noktalıyor:

“Bugüne kadar yapılan açıklamalar 2017’de izlenen genişletici maliye politikasının 2018 yılında da sürdürüleceğine işaret ediyor. Gündemde daima seçimin bulunduğunu da dikkate alırsak bunun beklenen bir gelişme olduğunu söylemek mümkün. Burada kritik mesele birçok göstergesi sıkıntılı görünen ekonominin iki yıl üst üste bu kadar zorlanmaya nasıl yanıt vereceği meselesidir.”

Yazının tamamı için tıklayın