MB’nin bankalara 200’lük banknot uyarısı, 500’lük banknotun habercisi mi?

Geçtiğimiz kasım ayında istifa ederek görevden ayrılan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ise ‘görevden affedildiğini’ açıkladığı eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın isminin yeniden ön plana çıkması ve kendisine yeni görev arandığı yönündeki iddiaların gündeme gelmesi ekonomide hareketliliğe yol açarken, döviz kurları yükselmeye, TL’de düşüş ise hızlanmaya başladı.

Ekonomi yönetimindeki değişiklik ve Merkez Bankası (MB) politika faizinin 675 baz puan birden artırılarak yüzde 17’ye yükseltilmesiyle 8,50 TL’den 6,90’a kadar gerileyen dolar/TL kuru yeniden 7,40-7,50 seviyelerine çıkarken, MB’den de art arda yeni parasal sıkılaştırma adımları geldi.

Önce bankaların MB nezdinde tuttukları TL zorunlu karşılıkları tüm vadelerde 200’er puan artırarak piyasalardan 25 milyar TL çekmeyi hedefleyen MB ardından bankalara gönderdiği bir yazıyla da piyasadaki emisyonu, likiditeyi kontrol etmeye yöneldi.

MB Emisyon Genel Müdürlüğü tarafından 24 Şubat’ta bankalara gönderilen bir yazıyla, piyasada nakit parayla alışverişlerde kullanılan banknotların küçük kupürlerden oluşmasının sağlanması amacıyla otomatik para ödeme ve nakit çekiş makinelerine, ATM cihazlarına 200 TL’lik banknotların ‘konulmaması’ istendi.

MB yazısında; “Nakit para ile yapılan alışveriş ve ödemelerin kolay, hızlı ve kesintisiz olarak sürdürülmesi için düşük kupürlü banknotların (5 TL, 10 TL, 20 TL) yeterli miktarda dolaşıma verilmesi gerekiyor. Bunun sağlanması ancak bankacılık sisteminin katkısı ve işbirliği ile mümkün olabilecektir.  Bu kapsamda bankanızdan yapılacak nakit çekilişlerinde, küçük kupürlü banknot talebinin artırılması, hane halkının doğrudan nakde ulaşım kanallarından olan ATM’lerde 200 TL’lik kupürlere yer verilmemesi Bankamız politikalarına katkı sağlayacaktır” denildi.

MB’nin dikkat çeken bu yazısı, TL’deki değer kaybıyla giderek artan fiyatlar, yükselen enflasyon karşısında en yüksek tutarlı banknot olan 200 TL’lik banknotların ödemelerde giderek yetersiz kalmaya başlamasının sonucu. Nakit alışverişlerde düşük kupürlü banknotların yüklü tutarların ödemelerinde cüzdanları ağırlaştırması, çok sayıda kağıt parayı yanında bulundurma zorunluluğu yaratması, daha yüksek kupürlü banknot basılması ihtiyacını artırıyor.

AKP iktidara geldikten sonra, kendisinden önceki üçlü koalisyon hükümetinin Uluslararası Para Fonu (IMF) ile anlaşarak uygulamaya koyduğu Güçlü Ekonomiye Geçiş programını, yapısal reformları sürdürdü. 2008 yılına kadar IMF ile yürürlükteki stand by anlaşması çerçevesinde uygulanan ekonomi politikalarıyla, TL/Dolar paritesi bire bir düzeyine kadar yaklaşırken, enflasyon da tek haneye inmişti.

Bu doğrultuda AKP hükümeti de geçmiş dönemin yüksek enflasyonuyla birlikte 1 milyon TL’lik madeni para ile birlikte 20 milyon TL’lik banknotların tedavülde olduğu süreci ekonomideki iyileşmeye paralel olarak sonlandırdı ve 2005 yılında Yeni Türk Lirası’na (YTL) geçildi. Aynı yıl Türkiye’nin AB tam üyeliğine adaylığı onaylandı. Ekonomideki yapısal reformların sürdürülmesiyle toparlanma hızlandı, büyüme hızı yükselince 1 Ocak 2009’dan itibaren TL’den 6 sıfır atıldı. En büyük banknotun 100 ve 200 TL, en büyük madeni paranın 1 TL ve en küçük madeni paranın 1 kuruş olduğu döneme geçildi.

Ancak önce 2016’daki 15 Temmuz darbe teşebbüsü ve Olağanüstü Hal (OHAL) ilanı, KHK’larla yönetim sürecinin başlaması ve ardından 2017 anayasa değişikliği ile yeni yönetim modeline, Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’ne geçiş ekonomideki bozulmayı, sarsıntıları hızlandırınca 2018 seçimlerinden sonra kriz iyice derinleşti. Enflasyon yeniden çift haneli oranlara yükseldi. Döviz kurları olağanüstü hızla yükselişe geçti ve TL’nin alım gücü zayıfladı. Değer kaybı arttı.

Paradan altı sıfırın atıldığı 1 Ocak2009’da tedavüle giren 200 TL’lik en büyük kupürün piyasadaki toplam emisyon içindeki payı yüzde 5,3 banknot sayısı ise 30 milyon 357 bin adetti.

MB resmi web sitesindeki son istatistiklere göre ise 2020 sonu itibarıyla Emisyon Genel Müdürlüğü verileri 200 TL’lik banknot sayısının 315 milyon adete, toplam emisyon içindeki payının ise yüzde 12,7’ye yükseldiğini gösteriyor. Verilerde piyasadaki 100 TL’lik banknotların sayısı ise 965,7 milyon adete ve toplam içindeki payı yüzde 39’a çıkmış durumda. Diğer deyişle tedavüldeki en yüksek kupürlü iki banknotun toplam emisyon içindeki paylarının toplamı yüzde 51,7 düzeyinde. Yani piyasada dolaşımdaki kâğıt paraların yarısından fazlasını en yüksek kupürlü iki banknot oluşturuyor.

En düşük kâğıt para kupürü olan 5 TL’lerin sayısı ise 297 milyon adet. Enflasyon ve TL’nin değer kaybının ulaştığı düzey sonrasında 5 ya da 10 TL’lik banknotlar nakit kullanımda, alışverişte anlam ifade etmiyor. Alım gücü neredeyse yok düzeyinde. Öyle ki domatesin kilosu 10, biberin kilosunun 12-14 TL’ye ulaştığı, Ayçiçek yağının kilosunun 75-95 TL arasında olduğu bir ortamda marketten yapılacak en düşük tutarlı alışverişte bile 150-200-350 TL ödenmesi gerekiyor. Böyle olunca da cüzdanların 5, 10, 20, 50 TL’lerle doldurulmasının yükü yerine 200-100 TL kullanımı ve ATM’lerden bu banknotların çekilmesi tercih ediliyor.

MB’nin bankalardan ATM’lere 200 TL koymamalarını, daha düşük kupürlü banknot koymalarını istemesinin gerekçesi enflasyonla mücadeleye katkı olarak dile getirilse de aksi sonuç vermesi ihtimali daha yüksek. Psikolojik olarak bir fileyi ya da poşeti ancak dolduran bir alışveriş sonrasında ödemeyi 5-10-20 TL’lerle yapmaya mecbur kalan bir kişi otomatik olarak, ‘şu kadarcık şey için tomarla para ödedik’ diyecek. Bu psikolojisiyle, TL’nin değer kaybını, alım gücünün hemen hemen kalmadığını daha somut şekilde görecek, hissedecek. Tepkisi daha da artacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmalarında AKP’nin ve kendi yönetiminin ekonomik başarılarını konuşmalarında dile getirirken sıklıkla liradan altı sıfırı attıklarını vurgulayarak, iktidara geldiklerinde ‘umumi helâ ücretinin 1 milyon TL olduğu’ söylüyor. AKP o dönemde seçim kampanyasında ‘simit-çay’ hesabıyla büyük ses getirmişti. Şimdi ise 19 yılın sonunda gelinen noktada simit-çay hesabı, AKP’yi vurmaya başladı. Son zamla 2,5 TL’ye yükselen simit ve 2,5 TL olan bir bardak çayla bir günde üç öğün geçiren kişinin ödemesi gereken günlük para 15, aylık 450 TL.

Asgari ücretli dört kişilik bir aile içinse bu tutar sadece simit-çayla bir ayı geçirmeleri halinde bile 1800 TL. Son artışla 2800 TL’ye yükseltilen asgari ücretten geriye, ulaşım, elektrik-doğalgaz, telefon, kira, giyim vb. temel giderler için sadece 1000 TL kalıyor. Dolayısıyla ailelerin et, tavuk, balık yememeleri, kitap-gazete almamaları, banyo yapmamaları gerekiyor.

Diğer yandan Erdoğan, AKP İstanbul İl Kongresindeki konuşmasında ise 2023’e kadar sıkıntıların aşılacağını öne sürerek herkesten ‘sabır’ istedi. Ancak son gelişmeler, MB’nin Mart ayındaki Para Politikası Kurulu’nda (PPK) yeni bir faiz artışına gitmeye mecbur kalacağının işaretlerini veriyor. Buna karşılık ekonomik-demokratik reformların da mart ayının ortalarında açıklanacağının duyurulması, MB üzerinde yeni bir baskının devreye gireceği, reform vaadiyle faiz artışının engelleneceğini akla getiriyor.

Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu üyeleri Yiğit Bulut ve Cemil Ertem’in sosyal medya paylaşımlarında MB uygulamalarına sert tepki göstererek eleştirmeleri, iktidarın ekonomi yönetimi ve kurmayları arasındaki kavganın da sertleşerek su yüzüne çıktığını gösteriyor.

MB’nin bankalara yaptığı bildirim ise daha yüksek kupürlü yeni banknotların basılmasına hazırlık olarak değerlendirildi. Bu noktada Erdoğan’ın tercihi belirleyici olacak. MB’nin 500 ve 1000 TL’lik yeni banknot çıkartma eğilimine karşılık, liradan altı sıfır atmakla övünen Erdoğan açısından böyle bir karar, kendi kendini inkâr ve silinen altı sıfırın yerine yeniden üç sıfır ilave edilmesi anlamına gelecek. O yüzdende Erdoğan’ın buna onay vermesi ihtimali düşük görünüyor. Ancak bu durumda bir kilo kıymanın 100, bir litre zeytinyağının 200 TL olması gibi bir tablonun ortaya çıkması söz konusu.

Diğer yandan MB’nin yüksek kupürlü yeni banknot çıkartması durumunda, en düşük değerli 5 TL’lik banknot madeni para olacak. MB mevzuatı uyarınca aynı anda piyasada en fazla 6 banknot tedavülde olabiliyor. Bu da Erdoğan iktidarında TL’nin pula dönüşmesi açısından yeni bir başarısızlığın daha tescili ve umumi helâ ücretlerinin de 5 TL olması demek.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.