"McKinsey anlaşmasını savunmak için bin türlü açıklama bulabilirdim ama biri bile bu olmazdı"

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, gerçekçi bir ekonomi programı oluşturduklarını belirterek yeni program bünyesinde kurulan Maliyet ve Dönüşüm Ofisi için uluslararası yönetim şirketi McKinsey ile çalışmaya karar verdiklerini söyledi.

Başbakanlığı döneminde Erdoğan'ın basın müşavirliğini de yapan Karar yazarı Akif Beki, McKinsey ile yapılan anlaşmaya dair yandaş isimlerin yaptığı savunma üzerinden "McKinsey anlaşması gizlenebilir miydi?" sorusunu soruyor.

Beki,"gizlenebilirmiş gibi, hariçten atıp tutan gayretkeşler var. Sanki McKinsey ile yapılan ‘denetçi’ anlaşması halktan gizlenebilirmiş ve kimsenin ruhu bile duymadan ekonomimiz bu firmanın denetimi altına sokulabilirmiş. Ama anlaşmayı gizli tutma yoluna gidilmemesi, büyük bir dürüstlük nişanesiymiş. Ve Ankara’nın bu konuda gocunacak, gizleyip saklayacak hiçbir yarası olmadığının göstergesiymiş..." diyor ve ekliyor:

"McKinsey ile anlaşmayı savunmak için bin türlü açıklama bulabilirdim ama biri bile bu olmazdı. 

Hayır, bu abullabut kafadan yönetimde şeffaflığın, hesap verebilirliğin ne olduğunu anlamasını beklemiyorum. Halktan böyle bir şeyi gizlemenin neden anti-demokratik rejimlerde bile savunulamayacak bir nane olduğunu anlamasını beklemiyorum."

Beki, "Yahu; parayla dışarıdan gizli denetçi tutma, ülke ekonomisini halka duyurmadan bir dış denetçinin örtük denetimine sokma skandalını demokrasiye, hukuka sığdırsan bile... İşin mantığına sığar mı?" diye devam ediyor.

McKinsey ile hükümetin neden anlaştığını ise şu şekilde aktarıyor:

"Ülkede yabancı yatırımcıların görmek istediği şeffaf bir ekonomi yönetiminin teminatı olsun diye McKinsey’yi işin içine sokuyorsunuz, bu bir. McKinsey’in varlığının ekonomimize para yatırmaya çağrılan yabancılara güven vermesini, mali performansımızın geleceğine inanmalarını sağlayarak borçlanma şartlarını rahatlatmasını, geri ödeme kapasitemizin rasyonel tedbirlerle güçlendirildiğini garanti etmesini amaçlıyorsunuz, bu da etti mi size iki. McKinsey’le el sıkışmanın, bize savaş açan faiz lobisiyle ve küresel tefeci çeteleriyle masaya oturmak anlamına neden gelmediğini gerekçeleriyle açıklardım.

Geçmişte Ali Babacan ve Mehmet Şimşek gibi isimlerle yabancılara verilebilmiş güvenin bugün neden verilemediğine de bir değinirdim. McKinsey adının, Babacan ve Şimşek gibi 'mahzurlu' diye karalanmış isimlerden mukayeseli üstünlüğünü, 'dış güçlere teslim olmak' türü sakıncaları onlara kıyasla nasıl taşımadığını sayıp dökerdim. 

Ve Merkez Bankası’nın bozulan bağımsızlık algısını telafi için McKinsey’den yardım almanın niçin en doğrusu olduğunu dilim döndüğünce işlerdim. Çok daha gerçekçi durmaz mıydı?"