Merkez Bankası başkanı kim?

Merkez bankasındaki şok değişiminden sonra yapılan ilk ekonomist toplantısında taze Başkan Kavcıoğlu, eski Başkan Ağbal böyle bir toplantıda ne söyleyecektiyse, aynısını yazılı bir metin üzerinden katılımcılara okudu.

Kavcıoğlu’nu, Yeni Şafak’taki köşe yazılarından tanımış olanlar ve dolayısıyla enflasyonu düşürmek için faizin inmesi gerektiğine inandığını sananlar açısından yeni dönem para politikasından ne beklenebileceği konusunda kafalar biraz daha karıştı.  

Keza, Kavcıoğlu konuşmasına sıkı para politikasına duyulan ihtiyaçla başladı.  İki gün önce Banka’nın Olağan Genel Kurulu’nda da zaten politika faizinin enflasyonun üzerinde tutulacağını söylemişti. 

İlk açıklamalarında hemen faiz indirilecek gibi bir beklentinin yanlışlığını da vurgulamıştı. Ekonomistler ve yatırımcılarla yaptığı en son toplantıdaysa, eksikliği piyasa tarafından fark edildiğinden olsa gerek, faiz seviyesinin belirlenmesinde sadece cari enflasyonun değil, beklenen enflasyonun da dikkate alınacağını bu sefer özellikle vurguladı. 

Başkan Kavcıoğlu Banka’nın kurumsal duruşunun devam ettirilmesinin esas olacağını söylerken, Ağbal döneminin Türk Lirası’ndaki ateşi kısmen söndüren para politikasını kast etmekteydi. Tabi ki Ağbal’ın ismini vermeden. Söyledikleri arasında, faiz kararlarının TCMB teknik ekibinin sağladığı veriler ışığında alınacağı da vardı.

Enflasyonda kalıcı düşüş sağlanmadan sıkı para politikasından vazgeçilmeyeceğini ekledi. Yeni başkan orta vadeli %5 enflasyon hedefine bağlılığı vurgularken, ABD tahvil faizleri ve emtia fiyatları kastedilerek yurtdışı gelişmelerin de dikkate alınacağını söyledi.

Okuduğu metnin ardından, Banka’nın teknik ekibi enflasyon odaklı bir ekonomi sunumu yaptılar. Kaliteli sunumun içinde dikkat çekenlerden biri ilk çeyrek 2021 itibarıyla iç talebin gücünü koruduğu gerçeğiydi. Mart başında pandemi yasaklarının hafiflemesiyle iç talepte, kredilere de yansıyan yeni bir güçlenme aşaması özellikle konu oldu. Hatta son iki aydır ithalat artış hızındaki ivmelenmenin gerisinde, güçlenen iç talebin oluşu da açıklamalarda yer buldu. 

Belli ki, Kasım ayından bu yana yapılan faiz artışlarına rağmen iç talebin devam eden gücü orta ve uzun dönemli enflasyon hedefine göre uyumlu değil. Bu durum Ağbal’ın görevden alınmasını izleyen süreçte gerçekleşen %13’lük devalüasyonla birleştiğinde mevcutta zaten yüksek olan TÜFE enflasyonunu Nisan-Mayıs aylarında korkulan yeni zirvelere taşıyacak. 

Bankanın toplantıdaki “kurumsal” yaklaşımı, sıkı para politikasını devam ettirerek, TL’de oluşacak yeni dengenin önce enflasyonist dalga yaratmasının ardından kademeli olarak gücünü kaybedeceği. Toplantıdan çıkan bir diğer gerçek de TCMB’nin Nisan sonunda açıklayacağı enflasyon Raporu’nda küresel emtia fiyatlarında artış nedeniyle %9,4 olan sene sonu beklentisinde yukarı yönlü bir güncelleme olabileceği.

Kavcıoğlu’nun konuşmasında bankanın kurumsallığı ve para politikasına devamı vurgusundan sonra gelen sorulardan birine cevap olarak eski Yeni Şafak yazılarındaki görüşlerine göre değil, TCMB Başkanı olarak devamlılık yaklaşımıyla faiz adımları atılacağını söylemesi ilgi çekiciydi. “Sizden ricam öncesine bakmayın” diyen Başkan “Gerekirse faiz artışı yapacak mısınız?” sorusuna da net bir cevap vermemekle birlikte kapıyı açık bıraktı.

Toplantının ardından Türk Lirası’ndaki harekete bakarak, piyasanın en azından 15 Nisan’da bir erken faiz indirimi gelmeyeceği konusunda hemfikir olduğu anlaşılıyor.  

Ancak cevapsız kalan da bir o kadar soru var. 

Nisan-Mayıs aylarında TÜFE enflasyonunun güçlü iç talep ve daha da zayıf TL’nin verdiği ivme ile %20’ye yönelmesi olası. Bu durum gerçekleşirse Kavcıoğlu faiz artışı yapabilecek mi? Faiz artışı yapmaz ise, %19 faizle bile güçlü seyreden iç talebi ve çok muhtemel piyasaların yeni bir faiz artışı istemesiyle zayıflayacak Türk Lirası’nı nasıl kontrol altına alacak?  

Kavcıoğlu iki hafta önce Ağbal’ı faiz yükselttiği için eleştirirken, şimdi Başkanlık koltuğuna oturduğunda fikirlerinin 180 derece değiştiğine piyasalar nasıl inanacak? Hele ki özellikle yabancı yatırımcılar bu şok değişim sonucu Türkiye piyasalarındaki belirsizliklerden kaçarken önemli oranda zarar etmişken, onları sıkı para politikasının devamında samimi olduğuna nasıl ikna edecek?  

Yatırımcıların sadece duymak istediklerini söyleyen bir başkan olmadığına, Cumhurbaşkanı’ndan talimat geldiğinde bile erken bir faiz indirimine direneceğine nasıl ikna edecek? 

Son iki haftada TL’deki satışları frenlemek için kamu bankalarının TL piyasasına müdahalesi olup olmadığını açıklayabilecek mi? 

Ağbal’ın gidişi nedenleri arasında sayılmasıyla da her gün yine konu olacak Albayrak-Uslu dönemindeki 128 milyar dolarlık merkez bankası rezervleri satışı hakkında akla yatkın bir açıklama yapabilecek mi? 

Ve en önemli soru: Madem Ağbal dönemi para politikasını devam ettirmeye kararlı, o zaman bu göreve neden atandığının ve bu görevde ne kadar süre kalabileceğinin bilincinde mi? 

Yoksa çok yakın bir zamanda Türkiye ekonomisi yine bir merkez başkanı değişimi şokuna mı maruz kalacak? 


@Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.