Merkez Bankası hayal kırıklığı, ya Mali Plan da öyle çıkarsa?

24 Haziran seçimleri öncesinde para politikasında daha “aktif” olacağını Londra BloombergTV’den açıklayarak piyasaların karışmasına neden olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleri bugün seçim sonrası yapılan ilk Para Politikası Kurulu (PaPK) toplantısında yankı bulmaya devam eti.

Tüketici Fiyat enflasyonunun (TÜFE) Haziran ayında çoktan yüzde 15,4’e çıkması ve önümüzdeki bir kaç ayda daha da yükselerek yüzde 18’lere ulaşacağı artık genel bir beklenti halinde. Hal böyleyken, merkez bankasından beklenen enflasyonu artarken peşinden koşması değil, proaktif davranmasıydı.

Banka’nın politika faizi şu anda yüzde 17,75’te. 

Üstelik yeni kabinede Hazine ve Maliye Bakanı olarak çok güçlü bir konuma gelen Berat Albayrak’ın haftasonu yapılan G20 toplantılarında piyasayla savaşmayacakları, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) “hiç olmadığı kadar özerk” olacağı yönündeki sözleri; enflasyonun bilinen gidişatı ile de birleştiğinde piyasada 100-150 baz puan faiz artışı beklentisi yaratmıştı.

Bir taraftan da elbette, Sayın Albayrak’ın politik açıdan doğru sözlerinin gerçek hayatta karşılığının bir testi haline dönüşmüştü bugünkü PPK toplantısı.

Banka, kararını açıkladığı notta “Son dönemde açıklanan veriler iktisadi faaliyette dengelenme eğiliminin belirginleştiğine işaret etmektedir. Dış talep gücünü korumakla birlikte iç talebe dair yavaşlama sinyalleri artmaktadır.” derken bizim anlamamız gereken, yılbaşından bu yana yapılan 500 baz puanlık faiz artışının ekonomik büyüme üzerindeki etkileri hakkında endişe ettiği. 

Endişe etmekte de haklı çünkü gelen son veriler yılın ikinci yarısında en az bir çeyrek ekonomik büyümeden daralmaya dönüleceğine işaret ediyor.  Fakat faiz artırmaması büyümeyi olumluya döndürecek de değil. Sadece liranın daha da değer kaybetmesine yol açarak enflasyonu körükleyecek bir tercih haline dönüşüyor.

Esasta, Sayın Albayrak ve uzun süredir zaten özerkliği sorgulanan merkez bankasının güvenilirlikleri konuydu bugünkü PPK toplantısında.  Açıklanan faiz artırmama kararına piyasa tepkisine bakarak da her ikisinin de piyasa testini geçemedikleri yorumunu yapmak mümkün. 

Çünkü, dolar karşısında faiz artırımı beklentileriyle 4,70’lere kadar kuvvetlenen lira karar sonrası 4,94’leri test ederken, Türkiye 10 yıllık tahvilllerinin faizi de 123 baz puan a 123 baz puan artarak yüzde 18.06'ya geldi.

Enflasyon mu büyüme mi sorusuna bir kez daha büyüme cevabı veren merkez bankası, bundan sonra liranın değer kaybedişini, yatırımcıların ekonomi yönetimini lira üzerinden cezalandırmasına tanık olacak gibi duruyor. 

Tabi önümüzde, 18 Ağustos’ta açıklanması beklenen önemli “Orta Vadeli Mali Plan”  (OVMP) dönemeci var. Ekonomi kuralları içinde, “tasarruf”, "mali disiplin”, “enflasyonla mücadeleye uyumlu mali politikası” gibi doğru kavramları sıklıkla kullanan Sayın Albayrak’ın kontrolünde açıklanacak yeni harcama politikası çok önemli. 

Yatırımcı güveni kazanması halinde suların kısmen durulmasını sağlarken, yatırımcıların kuşkularını besleyen bir Plan, Türkiye’yi koşar adımlarla IMF kapısına yöneltebilecek güçte görünüyor. 

Çünkü Fed faiz artırmaya devam ederken, Türkiye’de özel sektörün dış ve iç borç yükü, dış finansman açığı ve tüm bunların bankacılık sektörüne yükleri açısından en ağırlıklı sorun olarak karşımızda hala duruyor.