Merkez Bankası: Hiçbir şey hakkında pek çok şey

Bir hafta daha, finansal istikrar ve fiyat istikrarını daha iyi korumak için yaklaşan yeni bir yaratıcı araç hakkında Merkez Bankası'ndan (TCMB) gelen haberlerle başlıyor. Ya da, bu yeni haber, -siyasi baskılar altında uygun bir oran artışı ile lira dizginlenemeyeceği için­- makro zemin gerçeklerine rağmen, şirketler için engebeli yolculuğu düzeltecek başka bir çaba olarak da yorumlanabilir.

TCMB, geçen hafta rezerv zorunluluğu oranını değiştirerek ve 1 Şubat 2018 son ödemeli yaklaşık 5 milyar ABD doları tutarında reeskont kredisi ödemelerini, dolar için 3.70, euro için 4.30 dolar civarında sabitleyerek bankalar ve reel sektördeki YP yükünü hafifletmeye çalıştı. Bankanın lira için böyle bir seviyeyi garanti altına alma kararı, hafta boyunca tabii ki yoğun şekilde eleştirildi.

Bu sefer merkez bankası, iddia ettiği gibi, şirket sektörünün döviz kuru riskini daha iyi yönetmeyi amaçlıyor. Bu nedenle, TCMB önümüzdeki günlerde yeni bir araç sunuyor olacak.

TCMB
Özel Sektör-Yurtdışından Lanslar (Kaynak: TCMB)

Banka, sözleşme gününde belirlenen vadeli döviz kurları ile ödeme günündeki spot döviz kuru arasındaki fark Türk lirası olarak ödeneceği "teslim edilemeyen vadeli döviz alım işlemleri" başlatacak.

Bu işlemler, döviz piyasasına üye olan bankalar arasında ihaleler vasıtasıyla yapılacaktır; ayrıca TCMB, bankalarla böyle doğrudan bir alışverişin işlem maliyetlerini de düşüreceğini düşünmektedir.

TCMB vali yardımcısı Kilimci, kurumsal sektörün döviz kuru riskini analiz etmek için sağlam bir mekanizma sağlayacak bir "Sistemik Risk Veri İzleme Modeli”nden de bahsetti.

Banka, Türkiye genelinde her bir firma tarafından izlenecek geniş bir veri seti oluşturdu: i) Döviz pozisyonları, ii) nakit akışları, iii) finansal olmayan reel sektörün türev ürünlerinin kullanımı. Vali yardımcısı, döviz kuru riskinin daha iyi yönetilebilmesi için kurumsal sektörden toplanan verilerin etkinliğini artıracak bir "taslak" kanununu da aktardı.

Özetle, TCMB, önümüzdeki günlerde (ve belki de aylarda) liranın değerinde daha büyük dalgalanmalar yaratmaya hazırlanıyor ve bu nedenle, bu hafta JCR'nin vurguladığı gibi "toplu iflas" larla sonuçlanabilecek dalgalanmalardan firmaların ciddi şekilde etkilenmelerini önlemeye çalışıyor. Ancak Banka tarafından oluşturulan tablo, kısa dönemli lira dalgalanmasından kaynaklanacak parçalanmalar yerine, iyimser olarak, “orta ve uzun vadeli kararlara odaklanacak ağır finansal yüklerine rağmen esnek bir kurumsal sektör” öngörüyor.

Türkiye'de Faiz Oranları-Seçilmiş
Türkiye'de Faiz Oranları-Seçilmiş (Kaynak: TCMB)

Esasında, enflasyon hedeflemesi yapan bir banka olan TCMB, çekirdek ve listebaşı tüketici fiyat enflasyonu halihazırda etkisiz bir para politikası altyapısının yükünü taşıyan çift haneli rakamlardayken, daha keskin lira devalüasyonlarının fiyat istikrarını tehlikeye atacağı gerçeğinin tabii ki farkındadır.

Para politikasını enflasyon üzerinde daha doğrudan ve etkin hale getirmek yerine; banka, yeni "teslim edilemeyen vadeli döviz alım işlemleri" vasıtasıyla, Türk şirketlerini hem döviz piyasasının istikrarına katkıda bulunmak hem de lira zayıflığının fiyatlama davranışına olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla kullanmayı amaçlamaktadır.

Banka, liranın daha da değersizleşmesi durumunda (ki beklentiler bu yönde) döviz talebini lira talebine dönüştürmenin merkez bankasının döviz rezervlerini tüketmeden kurumsal sektörün döviz kuru risk yönetimine önemli bir katkı sağlayacağına inanıyor. Fakat reel sektör, mevcut gösterge tahvil getirisinin %13,8 olduğu göz önüne alındığında, faiz oran riskine ve nakit akışı sorunlarına aşırı şekilde maruz kalmaya devam etmektedir.

Ödemeler Dengesi-Türkiye, Eylül 2017
Ödemeler Dengesi-Türkiye, Eylül 2017 (Kaynak: CBRT)

Merkez Bankası’nın, beklenen diğer döviz dalgalanmalarından reel kesimin (dolayısıyla genel olarak Türkiye ekonomisinin) büyük bir darbe almasını önlemeye çalışması ve önlemesi kesinlikle yerinde bir hareket olacaktır.

Dahası, her yıl Aralık-Şubat döneminde Türk şirketlerinin, Türk Lirasına baskı yapan döviz yükümlülüklerini yerine getirmek için bir araya gelmekte olduğu ve çoğu zaman Merkez Bankası döviz satım ihalelerini tetikledikleri açıkça bilinen bir gerçektir. Dolayısıyla, "teslim edilemeyen vadeli döviz alım işlemleri"nin istihdamı, ekonominin tümüne zarar verecek olan döviz piyasalarındaki spekülatif aşırı alımların önlenmesinde layık bir adım olacaktır.

Bununla birlikte, Bankanın, 2010-2012 döneminde Brezilya Bankası tarafından da uygulanan son hamlesinin memnuniyetle karşılanmakta iken; aynı durum, enflasyona karşı tam teşekküllü bir para taahhüdünün eşlik etmediği sürece, bu tür para birimi müdahalelerinin yeterli olmadığını göstermektedir.

Dolayısıyla, başlıca makroekonomik göstergelerdeki baskı uygulayan bozulma göz önüne alındığında, kendi başına yeterli görünmemektedir. Geçen hafta yüksek çift basamaklı enflasyon rakamlarının batmasıyla birlikte, Türkiye ekonomisindeki bir diğer önemli zaafı yansıtan Eylül ayı ödemeler dengesi ayrıntıları daha dün ortaya çıktı.

Yani, 4,5 milyar dolar olan Eylül ayı cari işlemler açığı, 12 aylık haddeleme açığı seviyesini GSYİH’nin % 4,6'sına tekabül etmekte olan 39,3 milyar dolara çıkarıyor. Kuşkusuz yükselen cari hesap açığı, şu an mevcut seviyelerden yüksek kalması beklenen yüksek bir petrol fiyatından gelen baskılarla birlikte; yılın başında yapılan referandum döneminde hükümetin ekonomideki büyümeyi bozulmadan devam ettirmeye yönelik teşvik önlemlerinin yan ürünüdür. Eylül ayı detaylarının, doğrudan yatırımların azalan payına ve net hatalar ve eksiklikler üzerinden yapılan tanımlanamayan -ama görünüşe göre durumu kurtaran- para akışları ile “sıcak para akışları”na karşı bağımlılığın yükselmesine işaret ettiği üzere; temel kırılganlık, cari açıktaki finansman yapısından kaynaklanıyor.

Yani, Türkiye ekonomisine ilişkin elde olanlar şunlar:

  • Güçlü GSYİH büyümesine karşı neredeyse bağışık olan işsizlik oranı ile beraber hızla yükselen bir GSYİH büyümesi,
  • tutarlı bir para politikasının bulunmadığı göz önüne alındığında, çift basamaklarda takılı kalmış bir enflasyon oranı,
  • ve en sıkıntılısı ise; mali ve dış dengeler için büyüyerek Türkiye ekonomisinin tepesine çökecek olan kara bulutları hazırlayan ikiz açıklar.

Bu da bizi, merkez bankasının pusuda bekleyen ve gittikçe güçlenen fırtınayı tutma kabiliyetini ve yeteneğini sorgulama ihtiyacına itiyor. TCMB’nin Türk Lirasındaki dalgalanmalara hazırlanmak için aldığı çeşitli tedbirler, bozulmakta olan bir şeffaflıktaki yükselen bütçe açığı, genişleyen cari işlemler açığı ve bunun daha da kötüye giden finansman kalitesi, yüksek enflasyon ve uyumsuz bir para politikası; tüm bunlar muhtemel lira düşüşü için gerekli yerçekimi kuvvetini oluşturuyor. Temel yıl yakında büyüme umutları için hayal kırıklığına dönüşecek olsa da, Türkiye ekonomisini diğer gelişmekte olan piyasalar arasında gecikmekten kurtarabilecek tek seçenek siyasi yoldan gelebilir. Ancak yönetim makamları arasındaki tek saplantının kritik 2019 cumhurbaşkanlığı seçimleri olmasına bakılırsa, Türkiye ekonomisinde nefes almak, her geçen gün daha zor görünüyor.

Türkiye-Uluslararası Yatırım Pozisyon
Türkiye-Uluslararası Yatırım Pozisyon (Kaynak: TCMB)

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar