Eyl 12 2018

Merkez Bankası'nın yarınki faiz kararı öncesi kritik FT analizi: Faiz artırımına gerek yok!

Türkiye Merkez Bankası'nın, (yarın) Perşembe günü yapacağı toplantıda iki ila yedi puan arasında faiz artırımına gitmesi bekleniyor.

İngiltere merkezli the Financial Times'da, Colby Smith tarafından yayımlanan analizde ise, artık faiz artırımına ihtiyaç olmadığı belirtildi.

Yazının satırbaşları şöyle:

Merkez Bankası yarınki toplantıda geleneksel ekonomik kurallara bağlı kalıp kalmayacağını, diğer bir deyişle faiz oranlarını yükseltme konusundaki kararını konuşacak. Bankanın Temmuz ayındaki son toplantısında ekonomi dünyasından gelen faiz yükseltme çağrılarına rağmen %17.75 oranı sabit tutulmuş ve liranın çöküşü başlamıştı. O dönemde faizlerde artış gerekiyordu. Şu anda gerekmiyor. Bu hafta yapılacak bir faiz artırımı yatırımcı güvenine destek olmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Temmuz ayında merkez bankasının kararı açıklandığı sırada Türkiye ekonomisi aşırı ısınmış durumdaydı. Enflasyon son 14 yılın en yüksek oranı olan %15.39 seviyesindeyken cari açık GSYH’nin %7’sinin biraz üzerindeydi. Devamında yapılan toplantıda merkez bankasının mali politikayı gevşek tuttuğu görülünce yatırımcılar hamle yapmaktan kaçındı. Bu hamle (veya hamle yapmaktan kaçınma), parasal konularda son kararın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın anlık düşüncelerine bağlı olduğu yönünde uzun zamandır var olan şüpheleri doğrulamış oldu.

Yatırımcılar tepki olarak işi kendi ellerine almakta gecikmediler ve Türk yetkililerin kendi sahaları dahilinde yapmayı hesaplayamadıkları değişiklikler kaçınılmaz hale geldi. Renaissance Capital şirketinden Charlie Robertson’a göre Türk Lirası bu yıl %40’tan fazla değer kaybetti ve 1971 yılındaki bir gün hariç lira hiçbir zaman bu kadar değersiz olmadı.

 

 

Para birimleri Türk Lirası örneğinde olduğu kadar hızlı ve dramatik biçimde değer kaybettiğinde genellikle iki şey olur: gerçek GSYH ciddi düşüş yaşar ve cari açık bir anda olumlu yöne döner. Uluslararası Finans Enstitüsü’nden Robin Brooks, Sergi Lanau ve Ugras Ulka’nın çalışmalarına göre 1980’den beri para birimi yüzde 30 veya daha fazla değer kaybeden ülkelerin 9’unda bu yaşandı: Meksika 1995, Endonezya ve Rusya 1998, Brezilya 1999, Arjantin ve Uruguay 2002, Mısır 2003 ve 2016 ve Ukrayna 2014.

İlk etki, tüketicilerin satın alma gücü daraldıkça azalan ithalat rakamları ve beraberinde yaşanan ekonomik faaliyet ile geliyor. Belli bir zaman noktasında yaşanan değer kaybı sonrası ithalat azalırken, yerel ürünlerin daha güçlü para birimleriyle satılan ürünler karşısında daha rekabetçi hale gelmesiyle ihracat artıyor.

 

 

Bir ülkenin cari hesabı ithal edilen ürün ve hizmetler ihraç edilenleri geçtiği zaman eksiye düşer. Yukarıda görülen grafikteki eğilimlere baktığımız zaman, liranın yaşadığı büyük değer kaybı sonrası cari hesabın yakında artıya geçmesini beklemek sürpriz değil. İthalat bir anda çok daha pahalı hale geldi.

Türk Lirası’nın yaşadığı düşüş ve beraberinde getirdiği geçtiğimiz yılın kredi heyecanının tersine dönmesi ülkedeki ekonomik iklime de aynı biçimde etki etti. IIF verilerine göre Türkiye’nin kredi verme dürtüsü şu an olumsuza döndü ve 10 yıl önce yaşanan küresel ekonomik kriz dönemiyle aynı seviyede:

 

 

Bu düzeyde bir kredi çatırdaması gelecekteki GSYH büyüme oranlarına mutlaka etki edecektir ama aynı zamanda Türkiye’nin harici bütçesini düzeltmekte de çok faydalı oldu. IIF hesaplamalarına göre Türkiye’nin cari hesabı şu anda olumlu konumda:

 

 

Eğer Merkez Bankası faiz oranlarını ve kredi fiyatlarını daha erken yükseltmiş olsaydı Türk ekonomisi bu kadar zorunlu müdahale gerektirmeden aynı gidişata girmiş gibi görünebilirdi.

Ekonomik bakış açısına göre daha yüksek faiz oranları artık gerekli görülmüyorsa, yatırımcılar neden 500 baz puan civarı bir yükseliş tahmin ediyor? 

BlueBay Asset Management şirketinden Timothy Ash’e göre en önemli olan güvenilirlik. “Türkiye merkez bankası lirayı sabit tutmak için elinden geleni yapmalı. Eğer yaparlarsa IMF yardımı veya sermaye kontrolünde başvurmadan bu durumdan çıkma şansları var”.

Geçtiğimiz ay açıklanan %17.9 enflasyon oranı sonrası merkez bankası yakında mali kemer sıkma politikalarının gelebileceği imasında bulundu. Ash’e göre bu açıklamaya rağmen 13 Eylül’e kadar yapabilecekleri bir şey yok. “Piyasalara güven vermek için ne gerekiyorsa yapacaklarını göstermek zorundalar”.

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz