Öğrenciler sordu, Mahfi Eğilmez yanıtladı: Fiyat artışları ne zaman son bulacak?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, 'kendime yazılar' adlı kişisel internet sitesinden öğrencilerin sorularını yanıtladı:

Soru: Ben sosyal bilimlerle alakalı bir bölümde lisans öğrencisiyim ekonomiye merakım var. Ancak Çin ekonomisinde anlayamadığım bir durum var belki çok basit veya saçma soru olabilir şimdiden affınıza sığınıyorum. Çin kendi parasının değerini, yabancı para karşısında küçülterek veya düşürerek, hem ihracatı, hem de ülke ekonomisini büyütmeye çalışıyor. Buradan yola çıkarsak parasının değerini neden düşürüyor veya buradaki mantık nedir ben anlayamadım yani kendi parasının değerini düşürmek ekonomiye zarar vermez mi veya buradaki mantığı kurnazlığı açıklayabilir misiniz?

Yanıt: X malını ihracatçısı olduğunuzu düşünün. Bu malı üretiyorsunuz ve tanesini 10 Dolara diyelim ki ABD ye ihraç ediyorsunuz. Diyelim ki kur 1 Dolar = 3 TL. Yani siz ABD'ye sattığınız her X malı için 10 x 3 = 30 TL alıyorsunuz. Şimdi diyelim ki kur 1 Dolar = 5 TL oldu. Bu durumda TL'nin ABD Doları karşısında değeri düştü. Bu durumda siz ABD'ye sattığınız her X malı için eskiden 10 x 3 = 30 TL alırken artık 10 x 5 = 50 TL alacaksınız demektir.

Eğer içeride fiyatlar bu kadar artmadıysa yani sizin o malı üretmekte kullandığınız ham made vs fiyatları böyle artmadıysa TL'nin Dolara karşı değer kaybından kazançlı çıkacaksınız demektir. Bu da sizi daha çok X malı üretip ABD'ye daha çok satmaya yöneltir. Yani üretimi ve ihracatı teşvik eder.

Çin'in yıllardır yaptığı ve ABD'nin karşı çıktığı olay bu. Çin halkı tasarrufa çok eğilimli olduğu için içeride fiyatlar da artmıyor. Dolayısıyla Yuan'ı Dolara karşı düşük tutmak enflasyona da neden olmuyor. Mesela bizde bunu yapınca hemen enflasyon da artıyor. Çünkü Türkiye, Çin'in aksine bir tasarruf ülkesi değil tüketim ülkesi.

Sorun ve soru: İktisada ilgim vardı lakin biraz da puanım yettiği için gittim. Maalesef kendimi geliştiremedim. İşsizler ordusundayım 3 yıldır. Ama ben üniversite bitirdim devlet bana is versin diyenlerden değilim. Yıllardır düşündüm kolay atanacağım bir bölüm daha okuyup okumamak için. Ama yeniden okumak zaman kaybı kesin is bulabilecek miyim gibi sorulardan göze alamadım. İktisadı seviyorum.

Hocalarım da gayet iyi idi. Muhasebeyi hiç sevmedim zor geçtim. Bunları kendimi tanıtmak amacıyla yazdım  yalnızca. Kendime Yazılar blogunuzu en baştan okumaya  başladım. 2011den. Daha önceki yıllarda da NTV’de izliyordum. Bir kaç gündür durmadan okuyorum. Okuldayken ders çalışmaktan bunalırdım. Sizin yazılarınızı okurken hepsini bitiresim gidip bütün kitaplarınızı alıp okumak geliyor içimden. İktisat dışındaki yazılarınızı da keyifle okuyorum.

Konuyu dağıtmadan birkaç soru sormak istiyorum. Gündemdeki konu fiyat artışları olduğu için benim sorum nedenlerinden çok bu artışların ne zaman son bulacağıdır. Dolara mı bağlı? Türkiye’nin içindeki durum kriz mi? Aslında bu fiyatların aniden artmadığını düşünüyorum. Tek neden dolar ya da stokçuluk olmasa gerek. Dış dünya da etkiliyor tabii ki ama. 

Çözüm önerisi ve yanıt: Bu anlattıklarınız size özgü sorunlar değil. Bu bölümlerde okuyan çoğu öğrencinin sorunları bunlar. Birçok nedeni var. İlk neden çoğu öğrencinin bu bölümlere istemeden girmiş olmasıdır. İkincisi kimsenin onlara girdikleri  bu bölümlerde nasıl çalışmaları, nerelere yönlenmeleri gerektiği hakkında bilgi vermemesi, onları yönlendirmemesidir. Daha çok gençsiniz. Bunların hepsi telafi edilebilir. Kitaplara tekrar dönün. Bizim en önemli eksiğimiz insanların bilgiyi öğrenmelerini değil ezberlemelerini talep etmemiz. Size benim Ekonomide Analiz adlı kitabımı okumanızı öneriyorum. Bu kitap size ekonomik konuları nasıl basit biçimde analiz edeceğinizi adım adım öğretecek. 

Gelelim fiyat artışlarına. Her ne kadar siyasetçiler bunun bizim dışımızdaki nedenlerle kurlardaki artıştan kaynaklandığını söyleseler de gerçek böyle değil. Bir ülkede uygulanan ekonomi politikası yanlışsa onun sonucunda kur da yükselir fiyatlar da artar. Çünkü yanlış ekonomi politikası riskleri artırır. Bir ülkenin risklerini ölçmenin en kolay yolu o ülkenin CDS primlerine bakmaktır. (CDS primi hakkında bu yazımda bilgi var.)

Yılbaşında Türkiye'nin CDS primi 160 idi. Bugün 373. CDS priminin yükselmesi demek ülkenin riskleri artıyor demektir. Türkiye'nin riskleri yılbaşından bugüne kadar 2 kat artmış. Neden? Çünkü Türkiye harcamalarını kısacak yerde tam tersine Kanal İstanbul filan gibi son derecede gereksiz, geri dönüşü olmayan, pahalı projeleri yapmaya uğraşıyor.

Ve üstelik bunlar için dışarıdan kredi arıyor. Ayrıca cari açığını büyütüyor. Bunlara ek olarak birçok ülke ile gerekli gereksiz kavgaların içine giriyor. Bütün bunların sonucunda TL dış değerini kaybediyor ve bunun etkisiyle pahalı ithalat yapıyor bu da içeride fiyatların artmasına yol açıyor. 

Türkiye'nin enflasyonu düşürebilmek için öncelikle kuru düşürmesi gerekiyor. Bunun da yolu riskleri düşürmekten geçiyor. Yani harcamaları artıracak gereksiz projelerden vazgeçeceğiz, herkesle kavga etmeyi bırakacağız, ekonomi politikasında çelişkileri gidereceğiz. Bunları yapmaya başlarsak önce riskler düşer, CDS primi hızla düşmeye başlar, hemen ardından kurlar düşüşe geçer ve fiyat artışları da önce durur sonra düşmeye başlar.