Haz 06 2018

Osman Ulagay: Alaturka ekonomi yönetimiyle buraya kadar, masal bitti

AKP’nin 16 yıllık iktidarın yıkılmaz kale olarak gördüğü ve ‘istikrar’ söylemiyle ayakta tuttuğu ekonomi kalesi günden güne sert dalgalanmalar yaşıyor. Döviz krizini enflasyondaki rekor artış takip ederken yabancı yatırımcıyı ikna turlarının sonucu ise net olarak kestirilemiyor. Osman Ulagay, Dünya gazetesindeki yazısında AKP iktidarının alaturka bir ekonomi yönetimi ile bugüne kadar yönettiğini ancak artık bu yönetim anlayışının sonuna gelindiğini söylüyor.

İktidarın 'Dünya başarımızı kıskanıyor’ söyleinin bir masaldan ibaret olduğunu belirten Ulagay, “Ancak şimdi gelinen noktada, dünya finans piyasalarındaki güven kaybı sorununun aşıldığını söylemek olanaksız. Türkiye’nin alaturka ekonomi yönetimi anlayışından vazgeçtiğini kanıtlamadan piyasaların güvenini kazanması mümkün görünmüyor” görüşünü dile getiriyor.

Yazısında ABD’nin ekonomi yönetiminden örnekler veren Ulagay, şunları kaydediyor:

“ABD Merkez Bankası’nın faiz politikasını belirlerken nasıl kılı kırk yardığını, enflasyondaki ya da ücretlerdeki %0.1-0.2 mertebesindeki artışları (ya da azalışları) bile dikkate aldığını, konuyla ilgilenen herkes biliyor artık. Şu anda ABD ekonomisinde canlanma belirtileri ortaya çıkınca hemen “acaba ekonomi fazla mı ısındı, enflasyon tehlikesi var mı?” tartışması başladı. Ekonomik büyümenin yükselmesi tabii ki öncelikli hedef ama bu yükselişin ekonomideki dengeleri bozmaması, ekonominin potansiyeliyle uyumlu ve sürdürülebilir olması şart.”

Türkiye’nin yaşadığı ekonomik sorunlar nedeniyle dünyanın gündeminde olduğunu söyleyen Ulagay, yönetimdeki “büyümede rekor kıralım, gerisine boş verelim” anlayışının bunda etkili olduğunun altını çiziyor.

İktidar yetkililerinin dilide pelesenk olan “En hızlı büyüyen ekonomiyiz” söylemine Türkiye’de çoğu kimsenin inandığını belirten Ulagay, dünya piyasalarında ise bunun karşılığının bir masal olduğu gerçeğinin tokat gibi yüzlere çarpıldığını şu sözlerle açıklıyor:

“Dünya piyasalarının da bu başarı hikayesine inanarak Türkiye’ye para yağdırmaları bekleniyordu. Ancak beklenenin tam tersi oldu, piyasaların ve uluslararası kuruluşların Türkiye’ye uyarı mesajları vermeye başladığı görüldü. Uluslararası Para Fonu(IMF), Şubat ayı ortalarında açıklanan Türkiye değerlendirmesinde ekonomideki aşırı ısınmaya, tırmanan enflasyona, büyüyen cari açığa ve diğer dengesizliklere dikkat çekerek değişmekte olan dünya koşullarının da Türkiye’nin işini zorlaştırabileceğini vurguluyordu. IMF’nin yanı sıra uluslararası piyasalar ve rating kuruluşları da benzer risklere dikkat çekiyor ve Türkiye’nin aleyhine gelişen dünya koşullarını da vurgulayarak acil önlem alınmasını gerekli görüyorlardı. İktidarın büyüme rekorunu sürdürmek için attığı yeni adımlar da riskleri büyüten bir zorlama olarak algılanıyor ve ekonomiyi soğutacak önlemlerin alınması isteniyordu.”

Hal böyle olunca iktidar her zaman olduğu gibi uyarıları “Türkiye’nin başarısını kıskanma ve yolunu kesme” olarak yorumladı ve “Dış mihrakların oyunu” söylemine sarıldı.

Ulagay, bu yönetim anlayışını hatırlatırken, “Ne var ki cari açığı hızla büyüyen ve yüklü borç ödemeleri bulunan Türkiye’de çarkların dönmesi için önemli olan şey uydurmasyon komplo teorileri değil dış dünyadan gelecek olan paraydı. Dış dünyanın ve piyasaların gerekli gördüğü önlemlerin alınması gecikince, ihtiyaç duyulan dış kaynağın bulunmasında sorunlar baş göstermeye başladı ve Türk lirasının değer kaybı hızlandı” diyor.

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın Londra’da yatırımcıyı ikna turlarının kurlardaki hızlı tırmanış şimdilik önlendiğini kaydeden Ulagay’a göre zaman kazanıldı.Ancak şimdi gelinen noktada, dünya finans piyasalarındaki güven kaybı sorununun aşıldığını söylemenin olanaksız olduğunu vurguluyor. Ulagay’a göre Türkiye’nin alaturka ekonomi yönetimi anlayışından vazgeçtiğini kanıtlamadan piyasaların güvenini kazanması mümkün görünmüyor.

Yazının tamamı için tıklayın