May 08 2018

'Özel sektör üzerinde artan basınç, endişeleri katlıyor'

TL yüzde 50 dolar ve %50 eurodan oluşan kur sepetine karşı sene başından bu yana yüzde 10 değer kaybetti.  Bu kaybın büyük kısmı Nisan ortalarından bu yana gerçekleşti.  Merkez Bankası Nisan sonu Para Kurulu toplantısında 75 baz puan faiz artırdı ve yüzde 13,50’ye getirdi ancak liradaki değer kaybının önüne geçemedi. 

Dün de Banka faiz artırmak tarafında bir anlamda eli kolu Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından bağlı olduğu için yan yollara saparak çözümün döviz likiditesini artırmak olabileceğini düşünerek bir deneme yaptı.  Döviz olarak yatırılan zorunlu karşılıklara uygulanan katsayıyı düşürdü ve kademeli olarak 2,2 milyar dolarlık likiditeyi bankalara iade edip 6,4 milyar TL’yi piyasadan çekmeye başladı. Bu hareketinin sonucu olarak lira daha da değer kaybettiği gibi çektiği lira cinsinden likiditeyle tahvil faizlerinin yükselişini desteklemiş oldu. Halbuki beklenti Banka’nın yapması beklenen 300-400 baz puanlık faiz artışını artık belki de acil bir gündemle toplanarak gerçekleştirmesi yönündeydi.

Çift haneye iyice yerleşen enflasyonu merkez bankası 24 Haziran seçimine kadar boş verebilir mi?  Boş verirse ne olur? Ne zaman harekete geçebilir? Seçimden sonra ne beklemek gerek?  

Öte yandan, Türkiye piyasalarında oynaklık ve değer kayıpları arttıkça büyük halka arzların birer birer iptal olduğunu görüyoruz. Beymen ve DeFacto halka arz iptalleri ses getirdi. Zaten yılbaşından bu yana BİST-100 Endeksi dolar bazında yüzde 21 değer kaybetti.  Hem Türkiye’de hızla düşen lira, hem ABD tarafında dolar endeksinin yükselişi ve tahvil faizlerinin artışı zaten gelişmekte olan piyasalara olan risk iştahını düşürüyor.

Bir taraftan dün bankalar tarafında en yetkili ağızdan şirket borç yeniden yapılandırmalarının 78 milyar lira olduğunu öğrendik.

  • Bu rakam buzdağının görünen kısmı mı?
  • Halka arzı iptal eden şirketler gerekli nakit ihtiyaçlarını nasıl karşılayacak?
  • Karşılayamazsa, zaten özel sektörde borç yapılandırma yarışı başlamışken hem şirketler hem bankalar açısından durumu nasıl değerlendirmek gerek? 

Ahval ekonomi yazarı Güldem Atabay Şanlı, gündemin kritik sorularını Yavuz Baydar'la değerlendiriyor.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar