Özel sektörün tabutuna çakılan son çiviler

ABD’de isyan, nedenleri ve sonuçlarıyla ilgili yüzde 90’ı Türk TV’lerinde olmak üzere tüm dünyada cereyan eden tartışmayı yüzümde müstehzi bir gülümseme ile izliyorum. Evet, bir çok Amerikalı ırsi olarak ırkçıdır. Ama, isyan ve cesur kamu görevlileri ve politikacıların azınlık hakları için Trump’a karşı durması da ABD’de gerçek bir demokrasi olduğunun işaretidir. Bir ülkede eğer polis kafasına göre insan öldürüyor da, o toplum sus-pus oturup yutkunuyorsa o zaman korkun. TV’ler mangalda kül bırakmayan “yorumcuların” Türkiye’de her gün, hepimize, ama öncelikle kadınlara, Kürtlere, Alevilere, LGBT’lere ve her türlü muhalife yapılan zulme itirazları yoksa, onların ABD hakkında söylediklerini de ciddiye almıyorum.

Ama, bu isyan en çok Saray’ın işine yaradı, çünkü özel sektörün tabutuna çakılan son çivilerin “tak, tak, tak, tak” seslerini duymamızı engelliyor. Şirketler bir biri ardından kapanırken “kar yoksa, zahmet de yok” levhalarını kapılarına asacaklar. Siz ABD’de isyanı seyrederken, işsiz kalıp o kamu bankalarından aldığınız ucuz kredileri ödeyemeyeceksiniz.

Türkiye sebest piyasa rejiminde midir? Türkiye esnek kur ve serbest sermaye hesabı rejiminde midir?  Türkiye’de her hangi bir ekonomi kuralı ve kanun kalmış mıdır?  Eğer bir gece ansızın serbest piyasa ve serbest sermaye hesabı rejiminden sessizce ayrıldıysak, yeni yavuklumuz kimdir?

Eğer bu sorulara cevap veremiyorsanız, size bazı temel gerçekleri hatırlatmak isterim.

  • Serbest piyasa rejiminin temel düsturu kar maksimizasyonudur.
  • Devlet, savaş veya tabii afet durumu dışında özel sektör müdahale ederse, kaynak dağılımı bozulur. İnsanlar çalışma şevkini kaybeder.
  • Eğer vatandaşı negatif reel faizli TL mevduata talim etmeye zorlarsanız, finansal sistemden kaçar.
  • Serbest piyasa ve serbest sermaye hesabı kuralları artık geçerli değilse, Türkiye kalkınamaz, ekonomik büyüme de üretemez. Adı “Ali Baba’nın Çiftliği” olarak değiştirilmelidir.

Offf be, sabah sabah ağzımdan köpükler akarak bindirmek çok keyifli. Ama Kağıt’tan Yeldeğirmenlerine mi saldırıyorum?  Ne halt anlatıyorum ben ya?

Dün, SPK serbest döviz fonlarının kuruluşu ve yatırım alanlarına da  müdahale eden bir tebliğ açıkladı. Acep neden?  Döviz ve dış borç ödeme sıkıntısı olmadığını göğsü kabararak her fırsatta ilan eden bir devlet niye vatandaşın döviz cinsinden enstrüman alıp-satmasına karşı çıkar ki? Cevabı basittir.  Çünkü döviz rezervi “mafiş” durumdadır. Amerikalılar anlasın diye İnglizce yazayım “Mah-fish!” Kaput. PERT.

Niye hergün BDDK Varlık Rasyosu’yla oynar, ergen delikanlının şeyiyle, yani burnundaki sivilcesiyle oynadığı gibi? Çünkü özel bankalar artık bu baskıcı ve her boka müdahale eden rejimden yaka silkmektedir. Kredi vermek istemiyorlar kardeşim, sana ne?  Reuters yazdı, gizli gizli hepsi satacak bir ortak ya da Türkiye’den çekilmek için bahane arıyor. Yakında halk parasını bankalardan çekecek, bankalar da defolup gidecek, “otarkik ekonomiye” dönüş yapacağız.

Devletimiz bir Fahiş Fiyat Şikayet Komisyonu kurmuştur. İstediğiniz ekonomisti kolundan tutup sorun, “fahiş fiyat” tespit etmek dünyanın en güç işlerinden biridir. Her şirketin maliyet yapısını, rekabet şartlarını, borçlarını, yatırım felsefesini bilmek lazım. Hem… ekmek, ilaç, sağlık hizmetleri dışında tüccar-sanayici-perakendeci fahiş fiyatla mal ya da hizmet satsa ne olur ya? FÖŞ çileği kilosu TL20’den satıyor, yan kapıda manav TL 10’dan. FÖŞ batar gider.

Peki o zaman maksat nedir?  Maksat enflasyonu düşük tutup güya halka kıyakçılık yapmaktır. Ama, kar edemeyen esnaf ve üretici de yakında dükkanı kapatıp gidecek.

EPDK önce ihtar etmiş, sonra akaryakıt dağıtım şirketlerinin gırtlağına basarak indirim almıştır. Anadolu’da arabayla tatil yaparken her yol kenarında gördüğünüz, terk edilmiş, virane akaryakıt bayilerine şimdi yüzlerce yenisi eklenecek.

Kamu bankaları zam yapan şirketleri ucuz kredi kampanyasından atacaklarını ilan etmişlerdir. Öncelikle, bu incelikte bir istihbaratı onlara kim sağlayacaktır?  MİT ajanları ve yeni yetkilerle donatılan kahraman bekçilerimiz acaba bir de firma firma dolaşıp, “zam denetimi yapıp” sonra da kamu bankalarına jurnal mı geçeceklerdir?

Sizin beyniniz hiç maliyet muhasebesine basmıyor mu?  Kadının restoranında masa sayısı yarıya inmiş, talep zaten düşük, bir de dezenfektanıydı, maskesiydi… her gün masraf yazıyor, şimdi ona zam yapmasını yasakladınız. Kaç bin KOBİ “bu kadarı yeter!” deyip kapatıp gidecek?

Hadi maliyet muhasebesi anlamıyorsunuz, siz hiç “kamu yararına hizmet veren”, kar etmeyi ayıp kabul eden bir özel sektör gördünüz mü bu Gezegen’de?  Kar etmeyen şirket nasıl yatırım yapacak, nasıl yeni istihdam yaratacak, nasıl yeni teknolojiyi getirecek. Siz bu kafayla nasıl Avrupa tedarik zincirinde Asya’nın yerini alacaksınız?

Artık ifade ve toplanma özgürlüğüne müdahale de yetmedi, serbest teşebbüs ve birikim özgürlüğüne yasak geldi kardeşim. Sosyal ve politik olarak boğulan vatandaşın tek rahat nefes aldığı alan ekonomiydi, onu da halka kapattınız.

Kasmayın, nasıl olsa yarın ABD’de hükümet devrilip ülke Mad Max Dönemi’ne girecek, bir şekilde idare ederiz.

Bu yazı Paraanaliz'den alınmıştır

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar