Şub 05 2018

Piyasalarda yeni tehlike

ABD Merkez Bankası faiz artırımlarını sürdürse de özellikle geçen yıl beklentilerin tersine borsalar ve gelişen piyasaların çoğu için altın bir çağ yaşandı.

Devletler ve şirketler dolar bolluğundan yararlanmayı sürdürdü. Bu durum çelişkili gibi görünse de basit bir nedeni vardı.

FED’in faiz artırımları ABD tahvil faizlerine ve sıradan ABD’li vatandaşın yatırım yaptığı banka mevduat faizlerine yansımadı. Böylece paralar daha yüksek getiri için uluslararası piyasalarda riskli ama yüksek getiri arayan yatırım fonlarına aktı.

Onlar da yazının başında bahsettiğimiz alanlara yatırım yaptı. Son birkaç haftada ise bahsettiğimiz saadet zincirini kopartacak önemli gelişmeler yaşanıyor. ABD tahvil faizleri 2014’te gördüğü yüzde 3’lük zirve seviyeyi zorlamaya başladı.

Dünya’dan Serhat Gürleyen, bu durumu ‘Piyasalar bir dönüm noktasında. Büyümenin güçlü, enflasyonun zayıf, faizlerin düşük olduğu güzel konjonktürü geride bıraktık’ sözleriyle değerlendiriyor.

Gürleyen’e göre büyümenin ve şirket karlarının güçlü olduğu, ancak enflasyonun ve faizlerin yükselmekte olduğu yeni bir döneme girildi. Uzun bir süreden beri 2.20 – 2,50 bandında dalgalanan ABD tahvilleri son üç haftada gelen satışlarla Ocak 2014’ten beri gördüğü en yüksek seviye olan yüzde 2,84  düzeyine ulaştı.

Gürleyen, bu yüzden Haftanın son bir kaç gününde faizler yükselirken Wall Street’ten başlayarak dünya borsalarına yayılan sert satışlar  görüldüğünü vurguluyor. ‘Enseyi hemen karartmak istemiyoruz. Yatırım vadenize bağlı olarak geçen hafta dünya borsalarındaki satışı basit bir düzeltme olarak görebilirsiniz’ diyor. 

Piyasaların ABD tahvil faizlerindeki yükselişe 2006 veya 2014 yıllarındaki gibi bir düzeltme ile tepki verebileceğini de ekleyen yazar, şunları söylüyor:

‘Geçtiğimiz  aylarda piyasa stratejimizi dünya piyasalarında güzel havanın devam edeceği ve Türkiye’nin de jeopolitik risklerdeki artışa rağmen yörüngede kalacağı öngörüsüne dayanarak oluşturduk.  Tahvil piyasasındaki intizamsız düzeltme nedeniyle dünya piyasalarında hava bozarsa, zaten jeopolitik risklerle boğuşan Türkiye varlıkları sert bir fırtına ile karşı karşıya kalabilir. Olası fırtınada ayakta kalacak teknik ve mali güce sahip olmayan yatırımcıların emin limanlara yönelmesinde fayda var.’

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz: