Prof. Alkin: İstikrar için daha çok bekleyeceğiz

Geride bıraktığımız haftalarda iç ve dış siyasetin piyasalar üzerinde egemenlik kurduğunu görüyoruz. Sadece Türkiye'de değil ABD'de benzer bir durum var. Trump azil soruşturması ile boğuşurken, dış siyasette bocalamaya devam ediyor. 

Sade Amerikan vatandaşının oyunu alabilmek için sarf edilen sözlerin Kongre ve Senato'da karşılık bulmadığını, S-400 ve F-35 Krizlerinde uygulanan "tavşana kaç tazıya tut" politikasının da benzer şekilde Amerikan Siyasetinde benimsenmediği görülüyor.

Açıkçası, Türkiye'nin ortaya koyduğu tezlerin Trump tarafından savunuluyor olmasını riskli bulmaya başladığımı söyleyebilirim. 

Demokratların "zenginlerden daha fazla vergi alacağız" gibi açıklamaları olmasa, Trump'ın daha şimdiden hiçbir şansı kalmayacaktı. Ancak, Demokratlar da "post-truth" yani "yalanın siyaseti"ni benimsemiş oldukları için popülist söylemler ile yola devam ediyorlar. Bu durum Trump'ın nefessiz kalan kampanyasına suni teneffüs gibi geldi. 

Yine de paritenin Dolar lehine hareketlenmesini kimse engelleyemiyor. Şöyle ki, 1.10'un altına sarkmaya meyilli olan Euro/Dolar paritesinin Fed'in faiz indirimleriyle de toparlanması mümkün gözükmüyor.

Çünkü faiz indirimleri yatırımcıların uzun vade beklentilerini bozuyor. Bunun sebebini yarınki raporda anlatacağım. 

Bu durumda yatırımcıların fazla para bağlamadan sermaye piyasalarında işlem yapmaları dar alanda sert dalgalanmalar yaratıyor.

2020 yılında iç ve dış siyasette öngörülemeyen riskler çıkmazsa, 2019'a göre daha iyi bir süreç yaşayacağız ama, siyaset hiç durmuyor ki ? Türkiye'de dursa, ABD'de hareketleniyor. 

Özetle, hem milli gelir hem de borçlulukta lider olan ülkelerdeki sıkıntılar sona ermeden, hiçbir yerde istikrar sağlamak mümkün olmayacak.

Türkiye'nin bunu iyice anlayıp kendi kendine yeten bir ülke haline gelmesi gerekiyor.

Elbette bu "her şeyi biz yapalım, yapamadığımızdan vazgeçelim" anlamına gelmiyor.

Kimse tek başına yürüyemez.

Doğru bir dış politika ve iç politika ile, bölerek değil birleştirerek yola devam etmeliyiz.


Bu yazı Prof. Emre Alkin'in kişisel internet sitesinden alınmıştır.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar