Oca 01 2018

Rekor ihracatta değil, ithalatta

Türkiye ekonomisi enerji alanında dışa bağımlı. Keza hammadde de öyle. Bu yüzden hem enerji hem de aramalı ithalatı dış ticaretin her zaman önemli kalemleri. Bir de üzerine düşük teknoloji, pahalı finansman eklenince, ülkede üretim maliyetlerini aşağı çekmek ancak ucuz işçilikle mümkün olabiliyor.

Onun da bir sınırı olduğu için, üretim maliyeti çok aşağılara düşürülemez ve örneğin ihracat ya da iç tüketime dönük üretim yaparken rakiplere kıyasla yeterince avantajlı ürün elde edilemez. Bu katma değer eksikliği uzun yıllar devam edince de, ne kadar üretim yaparsanız yapın, aldığınız hammadde ve enerji fiyatlarına bağlı olarak enflasyon ve dış ticarette dalgalanmalar olur. İstenen başarı sağlanamaz, daha fazla üretim ya da ihracat yapmak dış ticaret açığını büyütmeye, enflasyonu yükseltmeye yol açar. 

Dünya’dan Tevfik Güngör konuya değinmiş ve ‘Biz her açıklanan ihracat rakamlarını rekor olarak değerlendiriyor, seviniyoruz . Ama ithalat ne durumda? İlk 11 ayında dış ticaret açığı bir yıl önceye göre yüzde 33.8 oranında arttı. Dış ticaret açığı sonunda cari açığı büyütüyor’ diyor.

2018’de ihracatı artırmaya mecbur olduğumuzu belirten yazar, çünkü 2018’de iç talep artışına dayalı büyüme imkanının sınırlı olduğunu kaydediyor. İhracat rakamlarını değerlendirirken 2 noktayı dikkatten kaçırmamak gerektiğini ifade eden Güngör, bunlardan ilkini ‘İhracat neye göre artıyor? İhracatın kalitesi iyileşiyor mu?’, ikincisinin ise ‘İthalat ne kadar artıyor? Dış ticaret açığı küçülüyor mu, büyüyor mu?’ olduğunu belirtmiş. 

İlk soruya cevap arayan Güngör, 2012 yılından bu yana her yıl yıllar itibariyle yüzde 2.1/4.2/3.0/6.1/2.9 oranlarında büyüdüğünü hatırlatıp bu yılki büyümenin de yüzde 7 dolayında olacağını söylüyor.

Ekonomideki bu büyümeye karşın aynı tarihler içinde ihracatın bir türlü 150 milyar dolarlı rakamları aşamadığını yani artmadığını ifade ediyor.

Güngör, ‘İhracatın artması, dünyada talebi olan malları üretmemize, katma değeri yüksek ürünler üretmemize bağlı. İhracatımızın yüzde 3.8’i yüksek teknolojili ürünlerden oluşuyor. İhracatımızın yüzde 61.8’i ise düşük ve orta düşük teknolojili ürünler. Gelişmeye çalışan ülkelerin ucuz işçilik ve devlet desteği ile ürettiği mallarda dünya pazarında rekabet etme arayışını sürdürüyoruz. Üretim yapımızı değiştirmeye mecburuz’ diye yazıyor.

İthalatla ilgili sorunlara da değinen Tevfik Güngör bu alandaki artışı da, bugünkü üretim yapımızın içeride tüketici talebini cevaplamaması nedeniyle dış alımın yükseldiğini söylüyor. Güngör şunları söylüyor:

Dışarıda pazar talebi cevaplamadığından ihracatı artıramıyoruz. İç talebi ve ihracat talebini cevaplayamayınca da tarımda ve sanayide üretim beklenen ölçüde artamıyor. Biz son zamanlarda ihracat artışını pazarlama ağırlıklı geliştirme arayışına yöneldik. Eximbank kredileri, ihracatçıya yeşil pasaport, Afrika’da, Asya’da yeni pazar arayışları önemli teşvikler ama, üretimin yapısı değişmedikçe etkili olamıyor. Esas olan üretimdir. Üretimin yapısı değişirse, içeride ithalatı artıran talep baskısı azalacak. Dışarıda talebi olan malları pazarlamak kolaylaşacak. İthalat azalırken ihracat artacak.

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN