Kas 22 2017

'Sahi kriz küresel mi Türkiye'ye mi has?'

 

Ekonomideki negatif gelişmeler ışığında, Türkiye bir krize mi sürükleniyor? tartışması yaşanırken, krizlerin çoğunun henüz önlenebilecek aşamadayken müdahalede bulunulmamasından kaynaklandığı konusunda ortak bir görüş var.

Dünya Gazetesi yazarı Osman Ulagay bu konuda 2001 krizinin çıkışını örnek gösteriyor. Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, yine dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'e Anayasa kitapçığı fırlatmış ardından da büyük bir ekonomik kriz yaşanmıştı.

Ancak Ulagay'a göre, kitapçık olayı zaten tüm şartları olgulaşmış olan krizin son damlasıydı.

1994 Tansu Çiller iktidarında yaşanan ve küresel ölçekte 2008'te Lehman Brothers'ın iflasıyla ortaya çıkan krizleri hazırlayan koşullar da aslında süregelen yıllar içinde oluşmuş ve gerekli müdahalelerin zamanında yapılmaması nedeniyle büyük bedeller ödenmişti.

Ulagay, küresel çapta bir ekonomik krizin varlığından bahsetmenin henüz mümkün olmadığına değiniyor. Aksine dünya ekonomisinde uyumlu bir büyümeye dikkat çekiyor. İngiltere dışında Avrupa'da tüm ekonomilerin canlandığını ve büyüme hızının yüzde 2 olduğunu aktarıyor.

Bir dönem kırılgan görünüme sahip olan Brezilya ve Rusya'dan da iyi haberler geldiğine ve Çin ekonomisinin olumlu bir tablo çizdiğine işaret eden Ulagay, dünya genelinde bu olumlu görünüme hisse senetlerindeki aşırı değerlenmenin tehdit olabileceği görüşünde. 

Zira, son 10 yılda ABD ekonomisi yüzde 14 civarı büyürken borsadaki artış yüzde 76'yı buldu. Bu trendin tersine dönmesi halinde düşüşün sert olabileceği kaygıları var.

Hem ABD hem de AB'de, buna Almanya da dahil, yaşanabilecek siyasi risk faktörleri de bir endişe kaynağı. 

Ancak Türkiye'de durum biraz farklı. Ulagay'a göre, Türkiye'de büyüme sürse de diğer unsurlar negatif. Siyasi iradenin sorunları öteleyen tavrı ise geleceğe dair bir soru işareti yaratıyor.

Ulagay mevcut sorunları şöyle özetliyor:

* Türkiye ekonomisinin yapısal sorunları çözülebilmiş değildir. Türkiye ekonomisi, ancak iç tüketimi pompalayarak, bunun sonucunda büyük dış açık vererek ve bu açığı dışardan finanse ederek büyüme hızını arttırabilen bir yapıya sahiptir.


* Bu yapıya sahip bir ekonomide kredi hacmini artırarak ve çeşitli destekler sağlayarak ekonomik büyümeyi pompalamanın diğer dengeleri olumsuz etkilemesi kaçınılmazdır.