"Sanayicinin isyanı: 'Amiyane tabirle hamallık yapıyoruz"

Türkiye ekonomisinde koronavirüsün (Covid-19) durağanlatıcı etkisinin yanı sıra rekor üstüne rekor kıran döviz kuru, işsizlik, yüksek enflasyon hemen her kesimin belini bükmeye devam ediyor.

Sanayiciler de bu olumsuz tablodan paylarına düşeni alıyor ve içinde bulundukları durumu, "Bizlerin eli değil, gövdesi taşın altında" şeklinde tanımlıyor.

Dünya Gazetesi yazarı Alaattin Aktaş ise, "Bu da bir sanayicinin dert ve ders dolu feryadı!" başlıklı, 24 Kasım tarihli yazısında, "Bir sanayici, "Durumumuz hiçbir zaman Hulusi Kentmen filmlerindeki gibi olmamıştı ama hiç bu kadar da zorlanmamıştık" diyerek sanayinin içinde bulunduğu durumu özetliyor.

En temel sorun güven eksikliği ve bundan doğan önünü görememe. Özellikle kurdaki hızlı artışın yeni yatırımların en büyük engeli olduğuna yapılan vurguya dikkat" ifadelerini kullanıyor.

Metin Saraç isimli bir sanayicinin, sektörün içinde bulunduğu durumu anlattığı mektubuna yer verdiği yazısında, Aktaş, mektuptaki şu satırları köşesine taşıdı:

"Böyle bir dünyada, sanayici de, ticaret erbabı da büyük oranda beklenti satın alarak yatırım yapar, istihdam sağlar, büyümeye gayret eder ve bunları yaparken gelecek on yıllarını ipotek eder. İşte bunların hepsi güven ile başlar. Güven kaybolduğu an tüm sektörler kaplumbağa misali kabuğuna çekilir, beklemeyi tercih eder. Yatırım ve istihdam azalacak, fakirleşme başlayacak ya da daha da artacaktır.

Pandeminin ilk dalgasını hissettiğimiz mart, nisan ve mayıs aylarında üretim kapasitemiz yüzde 20’lere kadar düştü. Kapasite hazirandan sonra kademeli olarak arttı ve şu an mevsim normallerinin de üstünde yüksek kapasite ile üretim yapıyoruz.

İki ay sonrasını görebiliyor muyuz? En azından ben göremiyorum. Başta pandemi olmak üzere ekonomide bir süredir stabil olmayan faiz ve kur değişimleri büyük sorun yaratıyor. Ayrıca politik riskler maalesef belirsizliğe yol açıyor.

Bunca sorun arasında karlı da çalışamıyoruz. Genel giderlerimiz artıyor. Elektrikti, doğalgazdı, finansal maliyetlerdi, kur artışlarının amortismana etkisiydi... Bu artışları müşterilerimize yansıtamadığımız için karlılık her geçen gün düşüyor.

Bu arada yurtdışı müşterilerin bizdeki kur değişimlerini en az bizim kadar takip ettiğini ve adetlere bağlı olarak indirim istediğini belirtmekte fayda görüyorum.

Kısacası daha çok çalışıp daha az kazanıyoruz, amiyane tabirle hamallık yapıyoruz.

Yatırımlarda bunu çok net hissediyorum. 2015 yılında dolar kuru ortalama 3 lira civarındayken 200 bin dolara ithal ettiğim makineye 600 bin lira ödüyordum. Bugün ise aynı makineye 1.6 milyon lira ödemek durumundayım.

Bu artışı müşterilerime aynı ölçüde yansıtamıyorum. Yansıtmak istediğimde rekabetçiliğim ortadan kalkıyor. Mecburen sermayeden yiyoruz."

Yazının kaynağına buradan ulaşabilirsiniz