Sıcak para kazanıyor, biz kaybediyoruz - Mahfi Eğilmez

22 Aralık 2020’de 1 USD = 7,66 idi. Bugün 1 USD = 7,40 (saat:10.40.)

ABD’de 1 aylık tahvilin faizi (yıllık) yüzde 0,45. Bunu aylık olarak düşünürsek getirisi yüzde 0,0375 eder (vergiyi ihmal ediyoruz.)

Türkiye’de gösterge faiz (vadesine iki yıl kalmış olan ve piyasada en çok işlem gören tahvilin faizi) yüzde 14,78. Bunun bir aylık getirisi yüzde 1,23 eder (vergiyi ihmal ediyoruz.)

Plasman (mali yatırım) için kullanılmak üzere ayrılmış 1 milyon doları olan bir Amerikalı fon düşünelim. Bu parayı bir ay süreyle Amerikan tahviline yatırsa kazancı ne olur, Türk tahviline yatırsa kazancı ne olur? Yanıtını aradığımız soru bu. Bu soruya yanıt verebilmek için eldeki verileri bir tabloya dökelim:
 

mahfi

Tablo bu fonun ABD’de bir aylık mali yatırım yaparak sadece 370 dolar kazanacak yerde Türkiye’de bir aylık mali yatırım yapması halinde ise 47.867 dolar kazanacağını, Türkiye’de yapacağı mali yatırımın 47.497 dolar daha fazla kazanç yaratacağını ortaya koyuyor.

Son dönemlerde Türkiye’ye döviz girişinin niçin arttığını bu tablo net biçimde göstermiş olmalı. Bu tür sıcak para girişleri ancak günü kurtarmayı sağlıyor. Türkiye’nin sıcak para cenneti olmak yerine 2005 – 2008 arasındaki dört yılda olduğu gibi doğrudan sermaye yatırımlarını çekmeyi hedeflemesi gerekli. Söz konusu dört yılda Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımı tutarı 72 milyar dolardı. O dört yılın farkı neydi? Bu sorunun yanıtını ararken karşımıza; bankacılık reformu, bağımsız kurumların oluşturulması, bütçe açıklarının düşürülerek kamu mali disiplininin sağlanması ve sosyal ve siyasal alanda yapısal reformları getirecek olan Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerinin başlamış olması gibi çok önemli adımlar çıkıyor. Bugün niçin doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının yerini sıcak para almış durumda? Çünkü doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını çekecek ivmeyi kaybetmiş onun yerine ülkeyi sıcak para cennetine çevirecek popülist adımlara ağırlık vermiş durumdayız.

Ya 2005 – 2008 arasında yaptığımız gibi yapısal reformlara yönelip doğrudan yabancı sermayeyi çekerek kalıcı ve ucuz yatırım yapılmasını sağlayacağız ya da bugünkü gibi faiz/kur ekseninde ilerleyip sıcak para girişini çekici hale getirerek yüksek maliyetli ve günü kurtarmaya yönelik bir politika izleyeceğiz.


Bu yazı, Mahfi Eğilmez'in kişisel blogundan alınmıştır.