Oca 26 2018

TL'nin Afrin krizinde dirençli çıkması ne anlama geliyor?

Türkiye ile ABD, ilişkilerinin ciddi testten geçtiği bir krizle karşı karşıya iken, Türk Lirası'nın korkulduğu gibi değer kaybetmemesi hem vatandaşta hem de yatırımcıda şaşkınlığa yol açıyor.

Kimileri bu durumu ekonominin güçlü olmasına bağlarken kimileri de değer kaybetmeyen TL karşısında şaşırıyor. Peki hangi yaklaşım doğru? 

Paraanaliz'de yer alan bir analize göre her iki bakış açısı da yanlış. Çünkü, riskli varlıklar olarak tanımlanan, S&500 hisse senetleri ile Gelişmekte Olan Ülke ve Piyasaları (GOÜ-GOP) tahvillerini de içeren, mali varlıklara talep hala çok yüksek. 

Analize göre, asıl sorulması gereken soru bu varlıklara talebin sürüp sürmeyeceği ve sürmemesi halinde TL'nin akıbetinin ne olacağı.

Bu varlıklara yönelen aşırı taleple ilgili tespitler şöyle devam etti:

"Merrill Lynch’in EPFR adlı araştırma şirketinin verilerinden derlemesine göre 24 Ocak’ta biten haftada global hisse senedi fonlarına 33.5 milyar dolar taze para girerken (2013’ten bu yana zirve), GOP fonları da 8 milyar dolar cezbetti.

Abartılı risk iştahının  ikinci delili ise GOÜ ve  kuruluşlarının dolar cinsinden tahvil ihraçlarında gözlenen patlama. Bloomberg’e göre, yılın ilk iki haftasında GOÜ toplam 65 milyar dolarla rekor miktarda  borçlanma yaptı. Buna rağmen GOÜ tahvillerinin eş vadeli ABD DİBS’e nazaran dolar getirisi farkı 3 yılın dibine çöktü (spred daraldı).   Bu süre zarfında bizim Hazine ve 3 kuruluş da çok başarılı  tahvil ihraçları ile F/X toplayarak TL üstünde baskıyı azalttılar."

Risk iştahı nerden kaynaklandığı sorusuna yanıt aranan analizde, dünya ekonomisinin yüksek ve sürdürülebilir büyüme patikasına oturduğu algısının gerçek olduğu belirtiliyor ve ekleniyor: "Ayrıca, GOÜ için büyük problem teşkil edecek Çin ekonomisinde yavaşlama henüz verilerle teyit edilmedi. En son olarak enerji ve gıda fiyatlarında yükseliş de bunlara dayalı ihracat modeli benimseyen bir çok GOÜ  için avantaj."

Talepte görülen aşırı olumlu seyre rağmen, hisse senedi ve bono-tahvilde değerlemelerin çok abartılı olduğunun ifade edildiği analizde, finansal sistemin bağışıklığını yitirdiğine yönelik öngörülere dikkat çekiliyor.

Analize göre, böylesi yüksek riski herkes için cazip kılansa klasik zayıf-dolar düşük ABD DİBS getirisi ikilisi. ABD dolarının, bütçe açıklarının artacağı beklentisi ve Trump’ın sevilmemesi nedeniyle gerilediği belirtilen yazıda, Avrupa Merkez Bankası'nın (AMB) uyarılarına rağmen Euro’nun güçlenmesinin doları aşağı yönlü hareket ettiren bir unsur olduğuna değiniliyor.

TL'nin en zayıf para birimlerinden biri olduğu kaydedilirken, bu eğilim Reuters’in JP Morgan’da edindiği, GOÜ F/X’in yılbaşından bu yana performansını gösteren ve TL’nin hala en geride kalan para birimleri arasında yer aldığını ortaya koyan grafiğe işaret ediliyor.

 

 

Türkiye'ye sıcak para girişi ile ilgili de şu görüşe yer veriliyor:

"Türkiye ucuz ama sıcak para girişi cılız. Şekerbank Araştırma geçen haftaki yabancı hareketi için şu notu yazdı:

Böylece, Ocak ayının üçüncü haftasında yabancıların portföylerine nette toplamda 86 milyon dolar giriş olmuştur. Geçen sene aynı dönemde nette 312 milyon dolar giriş görülmüştü. Ocak ayının ilk üç haftasında nette toplamda 363 milyon dolar giriş olmuştur (Geçen sene 250 milyon dolar giriş). Geçen sene ile kıyaslandığında yabancıların sermaye piyasalarına bu sene daha fazla ilgi gösterdikleri görülmektedir.

Yabancı ilgisi geçen seneye göre artmış olabilir, ama rekorlar kıran GOÜ para girişleri çerçevesinde baktığımızda devede kulak kalıyor."