Tüketici kredileri ile büyümenin inanılmaz ahlatlığı - Para Analiz

Türkiye’nin büyüme modeli, Ankara’da Zevat’ın kafasına göre hergün değişiyor. Yerli ve milli ekonomi, yani ithal ikamesi hevesi hala devam ediyor, ama sahada tık yok.

TCMB Ocak Beklenti Anketine göre, bu yıl büyüme yüzde 3.5’a çıktığında cari açık da $18 milyarı aşacak. Yani ne kadar büyüme, o kadar cari açık. Eski tas, eski hamam. Yüksek katma değerli yüksek teknolojiye dayalı büyüme var, savunma sanayinde. Ufak bir pürüz, Altay tankı gecikmiş, çünkü dışarıda bize motor satacak şirket bulamamışız.

Toprak rantına dayalı büyümenin kaderi Kanal İstanbul’a bağlı, ama önce TL75 milyar bayılıp o hendeği kazacak bir keriz bulmak lazım. İhracata dayalı büyüme de bitti, çünkü, AB ekonomisi PERT, İran ve Irak’ta hükümet karşıtı gösteriler yine başladı, kimsede Türk malı alacak cukka yok.

Geriye ne kaldı? Ucuz tüketici kredisi verelim de, millet konut, dayanıklı tüketim malı alsın, belki o sayede üretim de artar tribi kaldı. Bankaların da işine geliyor, çünkü bir yanda BDDK, bir yanda TCMB bastırıyor, kredi verin diye, ama kredi alacak takatta şirket kalmamış. Onlar da yakaladıkları tüketiciye dayıyorlar krediyi.

3 Ocak itibarıyla, tüketici kredileri yıllık yüzde 17.2, ticari krediler ise yüzde 8.4 büyümüş. Yılın ilk veri haftasında tüketici kredileri yüzde 0.7 patlamış, ticari krediler yüzde 0.5 daralmış.

Peki çalışır mı bu model? Ucuz krediyle tüketimi canlandırıp, artan talep sayesinde üretimin de belini doğrultabilir miyiz?
Hadi canım sende! Nedeni de çok basit. Türkiye’de o kadar çok işsiz var ki, bir kaç ay sonra bankaların kredi vereceği tüketici tükenecek. Türkiye’de gerçek işsizlik durumunu Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi’nin (DİSK-AR) Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) Ekim 2019 dönemi istihdam verileri değerlendirmesinden öğrenelim:

“Dar tanımlı işsiz sayısı 4 milyon 396 bine yükselirken, geniş tanımlı işsizlik 7 milyonun üzerinde seyrediyor.
DİSK-Ar’ın raporuna göre; son bir yılda bir yıldan fazla süredir iş arayanların oranı yüzde 37, 9-11 aydır iş arayanların oranı yüzde 68 arttı. İş bulma ümidini kalmayanların sayısı yüzde 38 artarak 668 bine yükseldi. Toplam işsizlerin yüzde 29,3’ü 15-24 yaş arası gençlerden oluşuyor”.

Önemli nokta şu, millet artık 9-12 ay iş arıyor bulamıyor, iş aramaktan vazgeçiyor. Bu kişiye kim kredi verir?

Zaten kredi alanların önemli kısmı da geri ödeyemiyor: 31 Aralık Milli Gazete araştırması sonuçlarını paylaşalım:
“Kredi ve kredi kartı borçluları 542 milyar liraya ulaşırken, kart borcu takibe düşen vatandaş sayısı 3 milyonu geçti.
Öte yandan bankaların kara listesine giren, temerrüde düşen ve icralık olan vatandaş sayısı ise 12 milyon 500 bin ile rekor kırdı”.

Vatandaşın daha fazla tüketici kredisi kullanamayacağının bir göstergesi de icra dosyalarının balon gibi kabarması. Tabii, her icra dosyası banka kredisi ile bağlantılı değil. Ama kuramsal olarak, icra takibindeki bir kişiye, borcu ticari de olsa, tüketici kredisi verilmesi abes.

İcra dosyası konusunda elimizde son veri 20 Temmuz SÖZCÜ’de. Haber şöyle diyor:

“Vatandaşların borcu her geçen gün artınca, yurt çapındaki icra dairelerinin sayısı da rekor artışla 900’e ulaştı. Her ile 11 icra dairesi düşüyor. 2002’de 8 milyon olan icra dosyası sayısı ise yüzde 150 artışla 20 milyona çıktı.

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de her 3 kişiden birinin icralık olduğunu belirterek, “Ekonominin tüm kesimlerinin bankalara olan kredi borcu 2.7 trilyon TL’yi aştı. Bireysel kredi ve kredi kartı borçları 20 milyar lira oldu. 5 milyon üniversite mezunu da borç batağında” dedi."

İşte, ne işi, ne de parası olan vatandaşa ucuz kredi vererek büyüyeceği sanmanın ahlatlığı!


Bu yazı Para Analiz'den alınmıştır.