Mark Bentley
Oca 19 2018

'Türkiye-ABD arasındaki Suriye gerilimi ekonomik riskler yaratacak'

              

Londra'daki finans holdingi Nomura'da gelişen pazar ekonomisti olan İnan Demir, 2018'e bakarken Türkiye'nin ekonomik ve uluslararası alandaki durumuna ilişkin Ahval'in sorularını yanıtladı.

Üçüncü çeyrekte ekonomi yüzde 11.1 büyürken Türkiye yılı yüzde 12'lik bir enflasyonla, 2019'daki seçimler öncesinde aşırı ısınmayla kapattı. Demir, bunun ve ABD ile dağılan ilişkilerin altını çizerek bu durumun 2018'de Türkiye'nin ekonomisine zarar vereceğini söylüyor.

İlk olarak genel bir soru sormak istiyorum. Türkiye'nin 2018 yılındaki ekonomisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

“Benim için, ve anlaşılan o ki yatırımcılar için de, asıl soru: Yetkililer, daha düşük enflasyon ve daha dar bir cari hesap açığı için gerekli düzenlemeyi yapmak adına ekonomik faaliyette bir yavaşlama yapmasına izin verecek mi, vermeyecek mi?

“Benim tahminim bir yavaşlamaya kesinlikle tahammül edemeyecekleri ve ekonomik büyüme için kendilerine destek olacak bir bir araca başvuracakları yönünde. Tabi bir de küresel ortamın Türk otoriterilerinin, daha gevşek maliye politikası ya da kredi kanalı yoluyla bankalara güvenerek bir yıl daha eğilimin altında bir ekonomik büyümesine yardım edecek kadar esnek olup olmayacağı sorusu var. Bir desteğin olup olmayacağı da başka bir soru.

“Gelişen ekonomiler için küresel ortam bu sene daha az dostane olacak gibi görünüyor, ya da genel küresel ekonomik ortam dostça kalabilir ancak Türkiye ile ilgili riskler, bugün Suriye konusunda çok keskin bir şekilde gördüğümüz gibi, Halkbank meselesi ya da ABD'yle ilgili diğer sorunlarda daha ön plana çıkabilir.”

Dış politika hakkında ne düşünüyorsunuz? Erdoğan, ABD'ye karşı eskisi gibi konuşmaya devam ediyor, retoriğini hala sakinleştirmedi. Burada yatırımcılar için bir risk var mı?

“Bence bu durum yatırımcıları iki açısından endişelendirebilir: İlk olarak, Türkiye'nin kendisini yalnız hissettiği Suriye'de bir askeri çatışma riski açıkça ortada, ki bu iç güvenliği de etkileyecektir. Diğer bir endişe de, yatırımcıların ABD'yle olan ilişkilerin gergin kalan diğer alanları için de aaynı şekilde yorumlamaları.

“Yani, eğer Erdoğan Suriye konusunda ABD'ye düşman bir tutum takınırsa diğer meseleleri müzakere etmek içinde daha az hevesli olacaktır. Diğer meseleler arasında Rusya'dan alınan füze savunması satın alımları ile Halkbank davası da var. Birçok kişinin Türkiye'nin Suriye'ye yönelik tek taraflı askeri eyleminin, sorunları diğer ilişkilere de sıçratacağını düşündüğünü söyleyebilirim.”

Yatırımcıların Erdoğan'ın ABD'ye karşı retoriğine bağlı kalmasını beklediklerini düşünüyor musunuz? Her şeyin sakinleştiğini düşündüğümüz bir an olmuştu...

“Evet ama o noktada dahi, ABD'nin vize sınırlamalarını kaldırmasından kısa süre sonra- yerel basında bunun ADB'nin diğer alanlardaki yaptırımları için bir hazırlık olduğunu okudum.

“Türkiye'ye karşı başka önlemler de almaları beklenirken vize meselesini bırakmayı istediler. Çünkü eğer bunun peşini şimdi bırakmalardı, ileride bırakmaları çok daha zor olurdu. O noktada bile ilişkiler açısından pek bir gelişme sağlayamamıştık.

“Belki hükümet yanlısı medya bu konuda doğru fikirdedir. Eğer, doğru fikirdelerse gerilimli olan ilişkide böylesi bir rahatlama hiç yaşanmamış demektir. Ama eğer doğru değillerse son dönemde yaşanan birçok gelişme sorunun hala olduğu yerde durduğunu gösteriyor demektir.”

Bir yaptırım uygulanması ihtimali nedir? Ne gibi, nasıl bir formda yaptırım uygulayabilirler?

“En önemli riskin hala Halkbank hakkında olduğunu düşünüyorum. Benim görüşüm hala yaptırımlardan ziyade bankaya para cezası kesileceği yönünde. Türk hükümeti tarafından mantıksız bulunabilecek bir para cezası çıkma ihtimali var... Bu kesinlikle siyasi bir adım olarak görülecektir. Dolayısıyla Halkbank'a yönelik yaptırım riski hala devam ediyor, bunun ilk adımı para cezası olsa bile. Eğer Türkiye işbirliği konusunda ayak sürürse, o zaman yaptırım riski ile karşı karşıyayız demektir.

“Diğer yaptırımlar üreticileri ABD yaptırım listesine girdiğinden beri Rusya'dan satın alınan S-400 füze sistemlerini kapsayabilir. Yaptırım uygulanan kuruluşlarla iş yapan şirketler ve bankalar da yaptırıma uğrayabilir, tabi eğer haklarından feragat eden olmazsa. Dolayısıyla eğer satın alım devam ederse büyük ihtimalde günün sonunda siyasi bir karar olacak ama bu karar ABD'nin yaptırım uygulamayı düşünmesine neden olabilir. “

Yine Erdoğan hakkında... Erdoğan Türkiye ile alakalı meseleler hakkında gittikçe daha yüksek sesle konuşuyor. Bu durum, Erdoğan'ın artan otoriteryenliği, yatırımcılar için ne kadar risk teşkil ediyor? Bu yatırımcılar için bir mesele mi?

“Bence çoğu yatırımcı için bu mesele önemli. Tabii ki değişik yatırımcı segmentleri arasında fark vardır... Ama bence bu yatırım tartışmasının önemli bir kısmını oluştuyor, özellikle de başarısız darbe girişiminden beri. Örneğin, Anayasa Mahkemesi'nin Şahin Alpay ve Mehmet Altan kararının, alt mahkemenin buna cevap vermemesinin yatırımcılar tarafından yakınen takip edildiğini düşünüyorum, Bence bu durum yatırımcıları tedirgin etmeye devam edecek ancak kısa vadeli piyasa performansı için bir katalizör olup olmayacağı konusunda emin değilim.I

“Başka bir şey daha görmemiz gerekiyor, belki Alpay ve Altan Anayasa Mahkemesi kararına rağmen hapiste kalacak, o zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin tavrını göreceğiz. Bu bağlamda pek çok karar görebiliriz çünkü AİHM o zaman iç hukuk yollarının hepsinin tüketildiğinde karar verecek. Dolayısıyla bence, işlerin pazar için bir katalizör olabilmesi için her şeyin farklı bir düzlüğe taşınması gerektiğini düşünmemiz gerekiyor.”

Şu an Türkiye'yi konuşuyoruz ama Nomura ayrıca Avrupalı gelişen pazarları da kapsıyor. Türkiye bölgedeki kendisininkine benzer otoriteryen eğilimleri olan ülkelerden ne kadar farklı?

“Kesinlikle geniş çapta bir eğilim parçası. Ama ayrıca Türkiye ve diğer ülkeler arasında önemli bir farklılık var o da sadece Türkiye'nin cari açığı var, hem de büyük bir açık. Sadece Türkiye, bu açığı kapatmak ve temelde ekonomik büyümesini finanse edebilmek için yabancıların merhametine güvenmek zorunda. Bence bu Türkiye'yi diğer otoriteryen ülkelerden ayırıyor.

“Bir açıdan Rusya'nın, tüm o doğal zenginlikleri ve cari fazlasıyla birçok konuyu tek taraflı olarak halletmeye ve Batı'ya büyüklük taslamaya gücünün yettiği söylenebilir. Rusya bile petrol fiyatları yere kapaklandığında bir bedel ödedi ve 2014'ün sonunda para birimi yere çakıldı. Ama yine de mevcut cari fazlalılığıyla ve cari açığı finanse etmek gibi bir zorunluluğu olmadığı için manevra için daha fazla alan bulabiliyor. Türkiye'ninse böyle bir lüksü yok.”

Rusya'dan bahsettiğinizde akla Suriye geliyor. Erdoğan'ın dış politikası son günlerde gittikçe iddialı hale geldi. Gerçekten de [Erdoğan'ın] Türkiye'yi bir süpergüç haline getirecek emelleri olduğunu düşünüyor musunuz? Her zaman Türkiye'nin bir şekilde küresel bir güç haline geldiğine yönelik bir retoriği [Erdoğan'ın] var. Yoksa bu sadece Türkiye kamuoyunu etkilemek için mi var?

“Bunun sadece yurtiçi siyaseti için olduğunu düşünmüyorum.

“Benim düşüncem, 2011-2013 yılları arasında Türkiye'nin belli bir noktada, özellikle bölge ülkelerindeki Müslüman Kardeşler üssünü toparlama şansı buldu, ve belki bir lider olmasa da, bölgedeki siyasal İslamcı hareketlerin büyük ağabeyi olarak karşımıza çıktı.

“Müslüman Kardeşler hareketi bölgede köşeye sıkıştırılıdı ve açıktır ki bölge yönetimlerinde temsil edilmiyorlar ama yine de halkın küçük bir kesimi muhtemelen bu ideolojiye hala destek veriyor ve Erdoğan'da bu desteği hedef alıyor.

“[Erdoğan] Siyasi açıklamalar yaptığında, sadece Türkiye'deki tabanından değil, ama muhtemelen Mısır'daki, Ürdün'deki ya da Filistin'deki Müslüman Kardeşler üssünden de kabul gördüğünden şüpheleniyorum. Belli de uzun bir koşuda ve Müslüman Kardeşler gruplarının bölgede yeniden egemenliklerini kuracağı günü bekliyor.”

Erdoğan'ın yaklaşımı yüzünden Birleşik Devletler ile ciddi sorunlar yaşamaya ne kadar yakınız, ya da buna gerçekten yakın mıyız?

“Zamanlamayı değerlendirmek zor değil, en azından bu konuda ABD yönetiminde birleştirilmiş, homojen bir tutum olduğundan emin değilim. Fakat kesinlikle ilişkilere yardımcı olmuyor - belki bu eksik bir beyan ama gerçekte hiç yardımcı olmuyor.”

Ekonomiye geri dönersek hala enflasyonun yüzde 10 civarında olacağına ve yıl sonuna doğru bu seviyenin altına düşeceğine hala inanıyor musunuz?

“Enflasyon konusunda, yıl sonunda yüzde 9.5 civarında bir rakam bekliyorum. Sadece yılın son aylarında enflasyonun yeniden tek haneli rakamlara döndüğünü görebileceğiz, ama bu yıl sonunda bir döviz satışı yaşanmaması koşuluna bağlı. Hükümet iç talepteki yavaşlamayı tolere etmek zorunda kalacak. Tolerans ve hem iç hem Uluslar arası politikalardaki diğer sakinleştirici önlemler döviz satışını önleyebilir. Eğer bu koşullar sağlanmazsa, 2018'de çift haneli enflasyon riski ile karşı karşıya kalırız. Bu yılın sonuna kadar tek haneli enflasyona yüzde 60, iki haneli enflasyon için yüzde 40 olasılık veriyorum.”

Peki ya lira?

“Bence insanlar ABD ile ilişkilerde daha fazla bozulma olana kadar beklemeyi ve lirada sabit kalmayı tercih edecekler, çünkü kısa vadeli adımlar pahalı oluyor. Eğer olumsuz bir haber duymazsak lirayı bu seviyede istikrarda tutabiliriz, ama bu büyük bir “eğer”.”

Faiz indirimleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

“Merkez Bankası'nın tıl sonunda tek haneli enflasyon rakamlarına düşebilmesi için çok şanslı olması gerekiyor. Eğer önlerinde böylesi bir enflasyon görürlerse cazibesini çok güçlü bulabilirler. Ama kısa vadede kemer sıkma önlemlerini tutmaya devam edecekler. Eğer Kasım ayında tek haneli enflasyon rakamı görürsek o zaman Merkez Bankası'nın AralıK'ta faiz indirimini görebiliriz.”

Yine Halkbank hakkında soru sormak istiyorum. Diğer bankaların da sonuçta ABD otoriteleri tarafından para cezasına çarptırılma riski ne kadar yüksek?

“Diğer bankaların para cezasına çarptırılması muhtemel ama ben savcılığın Halkbank'ın sistematik dahlinde olduğu gibi bir kanıt bulabileceğini düşünmüyorum, dolayısıyla diğer bankaların Halkbank'ınki kadar büyük bir para cezası ile karşı karşıya gelebileceklerini düşünmüyorum. Bence onların davalarında para cezaları, gözetim denetim mekanizmalarının yerine getirilmemesindeki ihmallerini dikkate alan daha küçük cezalar olacaktır.

“Bu cezalar Halkbank'ı tek bırakmamak için bile olabilir. Ama büyük sistematik bir mesele olacağını düşünmüyorum, diğer bankaların davalarında karşılayamayacakları cezalarla karşılaşacaklarını sanmıyorum. Halkbank davasındaysa tümüyle farklı bir durum söz konusu.”

Para cezasının ne kadar büyük olacağını düşünüyorsunuz?

“Çok büyük rakamları belki hiç duymayabiliriz ve kapaıl kapılar ardındaki görüşmeler rakamı 1milyar dolara, ya da iki milyar dolara çekebilir. Bence 5 milyar dolardan aşağı hangi rakam olursa olsun pazarlar tarafından olumlu karşılanmalı.”