Türkiye, küresel ekonomik büyüme sıralamasında zirveye çıkmak için büyük bir bedel ödüyor

Türkiye, yılın üçüncü çeyreğinde büyük ekonomiler arasında en yüksek ekonomik büyümeyi gerçekleştirdi. Pazartesi günü yayınlanan resmi verilere göre, yıllık bazda ekonomik büyüme yüzde 6.7 ve çeyrek bazda yaklaşık yüzde 14 oldu. Görünüşe bakılırsa Türkiye, Kovid-19'un ekonomik ve finansal sonuçlarıyla mücadele eden dünyanın kıskandığı bir ülke haline geldi.

Ancak, Çin'in yıllık yüzde 4,9'luk büyümesini gölgede bırakan Temmuz ve Eylül ayları arasındaki büyüme, ülkeye çok büyük bir mali yükle birlikte iki yıl içinde ikinci bir kur krizini beraberinde getirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kasım ayı başlarında hazine ve maliye bakanlığı görevinden istifa eden damadı Berat Albayrak, bankaları borç verme savurganlığına zorlayarak Türkiye'nin ekonomik büyümesini hızlandırdı, bu ise şirket borçlarında bir sıçrama ve bir çöküşe, liranın değerinde ve döviz rezervlerinde on milyarlarca dolarlık kayba yol açtı. 

Üçüncü çeyrek sonunda, Türkiye ekonomisi şiddetli aşırı ısınma belirtileri gösteriyordu. Enflasyon çift haneli rakamlarda, cari açık keskin bir şekilde genişliyor ve lira Temmuz ayı başından itibaren dolar karşısında yaklaşık yüzde 12 değer kaybetmişti. Zor bir iniş korkusu, Merkez Bankası’nın Eylül ve Kasım aylarında faiz oranlarını yüzde 8,25'ten yüzde 15'e, neredeyse ikiye katlamasına neden oldu. Faiz artışları, diğer merkez bankalarının para politikalarını gevşetmeye başladığı bir dönemde geldi.

Üçüncü çeyrekteki ekonomik büyüme, Türk işletme ve tüketicilerinin borçlanma patlamasıyla desteklendi. Türkiye İstatistik Enstitüsü Kurumu, sonuç olarak bankacılık ve sigortacılık sektöründeki faaliyetlerin yüzde 41 arttığını söyledi. Büyüme verilerine göre artan borçlanma, hane halkı tüketiminin bir önceki yıla göre yüzde 9,2 artması anlamına gelirken, sanayi üretimi yüzde 8 arttı.

Türkiye’nin kredi savurganlığı ithalata olan talepte artışa neden olurken, ihracat keskin bir şekilde daraldı. Ekonomik büyüme rakamlarına göre Türkiye'nin mal ve hizmet ithalatı yılın üçüncü çeyreğinde yıllık yüzde 16 artarken, ihracat yüzde 22 geriledi. 

İthalattaki patlama, yurt dışından satın alınan malların yüzde 23 arttığı Eylül ayında zirve yaptı. Bu artış, dış ticaret açığının neredeyse üç katına çıkmasına neden oldu.

Genişleyen ticaret açığı, ülkenin ödemeler dengesinde keskin bir bozulmaya neden oldu. 12 aylık cari hesap açığı Eylül sonunda 27,5 milyar dolara, diğer ifadeyle GSYİH'nın yaklaşık yüzde 3,7'sine ulaştı.

Türkiye’nin bu açığı turizm gibi döviz gelirleriyle finanse etmesi veya liranın değerinde aşağı yönlü bir düzeltme ile karşılaması gerekiyor. Ancak Kovid-19 salgını sırasında düşen bu gelirler liranın sıkıntılarını artırdı.

Türkiye Merkez Bankası, faiz oranlarını yükseltmek yerine, lirayı savunmak için döviz rezervlerinden on milyarlarca dolar harcadı.

Merkez Bankası verilerine göre sadece üçüncü çeyrekte rezervler 12,5 milyar dolar eridi. Derecelendirme kuruluşu Fitch, 20 Kasım'daki açıklamasında, bankanın net döviz rezervlerinin geçen yılın sonundaki 22,7 milyar dolardan eksi 46,5 milyar dolara düştüğünü söyledi.

Merkez Bankası’nda kötüleşen finansman, şirketlerin borçlarını geri ödemekte zorlanması gibi bankacılık sistemindeki benzer problemler eşlik ediyor.

Resmi verilere göre sektördeki batık kredilerin toplam krediler içindeki oranının üçüncü çeyrekte yüzde 4'ün biraz üzerinde düzeldiğini göstermesine rağmen ekonomistler bu durumun tüm resmi göstermediğini söylüyor.

Fitch Eylül ayında yaptığı açıklamada, Türk bankalarının manşetlere göre daha fazla kötü borcu olduğunu söyledi. Neyin kötü bir kredi olduğuna dair kuralların gevşetilmesi ve hükümet emirleri ile birçok kredi geri ödemesinin ertelenmesi dahil uygulanan yasal hoşgörü sektör için karanlık resmi gizliyor. 

Türkiye Merkez Bankası geçen hafta yaptığı açıklamada, Türkiye'de kurumsal borcun GSYİH'ye oranının yıl başındaki yüzde 56 oranından yüzde 69'a yükseldiğini duyurdu. Borç seviyeleri şu anda küresel ortalamanın oldukça üzerinde.

Bu ayın başlarında, Türk işadamları hükümeti, bankalarla mali durumlarını rahatlatmaya yardımcı olması için büyük miktarlardaki kredi için faiz ve sermaye geri ödemelerini ertelemesini sağlamaya çağırdı. Bu yılın başlarında, Kovid-19'un patlak vermesinin ardından uygulamaya konan borç verme sermayesi ve faiz ödemesinden feragat etme artık sona eriyor.

Türk şirketlerinin mali durumundaki bozulmanın yanı sıra ülkedeki istihdam seviyeleri keskin bir şekilde düşerek tüketici finansmanına zarar verdi. Hanehalkı gelirindeki herhangi bir artış, artan mal ve hizmet maliyetlerine ayak uyduramadı ve birçok kişi üzerinde ağır mali baskı oluşturdu.

Resmi verilere göre Türkiye'deki işsiz ve iş aramayanların sayısı Eylül ayına kadarki 12 ay içinde 2,6 milyon artarak 31 milyona ulaştı. İş gücü ise 1,4 milyon azalarak 31,7 milyona geriledi.

Türkiye’nin işsizlik oranı Haziran sonundaki yüzde 12,9'dan Eylül ayına kadar olan üç aylık periyotta yüzde 13,2'ye çıktı. Ancak işsizlikteki artışın düşük seviyede kalmasının sebebi, şirketlerin işçileri işten çıkarmasının yasaklanması ve ücretsiz izne ayrılan yüzbinlerce insanın resmi rakamlara dahil edilmemesi. 

Liradaki kayıplar ve hızlanan enflasyon aynı zamanda Türkiye'de yoksulluğun da arttığı anlamına geliyor. Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) geçen hafta yayınladığı bir raporda, dört üyeli bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmek için ayda 2 bin 516 lira (323 $) harcaması gerektiğini söyledi ki bu para 2 bin 324 lira olan asgari ücretten daha yüksek. 

Türk-İş, giyecek, kira, faturalar, eğitim ve sağlık gibi kalemlere harcanan parayı içeren yoksulluk sınırının 8 bi197 lira olduğunu söyledi. Bu ise asgari ücretin üç katı anlamına geliyor. 

Ülkede istihdam azaldığı için, yeni personel işe alan şirketler artık yaşam maliyetlerindeki artışları da dahil ettikleri için  daha az ödeme yapıyor.

Pazartesi günkü GSYİH verilerine göre, Türk işçilerin ücretleri bir yıl öncesine göre üçüncü çeyrekte yüzde 9,7 arttı. Bu artış yüzde 12 olan enflasyon oranının biraz altında gerçekleşmiş durumda. 

Türkiye’nin GSYİH verileri de liradaki değer kaybının aşındırıcı etkilerini gizliyor. Üçüncü çeyrekte ekonomik faaliyet lira bazında yüzde 6,7 artarken, döviz cinsinden ölçüldüğünde azalmaktadır.

Türkiye'de büyüme verileri lira olarak hesaplanıyor ve ardından enflasyonun etkisini hesaba katmak için yeniden düzenleniyor. Dolar bazında Türkiye ekonomisi üçüncü çeyrekte küçülme kaydetti. Eylül ayına kadarki üç ayda üretim, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 3.3 düşüşle 197.4 milyar dolar oldu.

Turkey’s GDP data is also cloaking the erosive effects of lira depreciation. While economic output rose by 6.7 percent in the third quarter in lira terms, it is declining when measured in hard currency.

Growth data in Turkey is calculated in liras and then adjusted to account for the effect of inflation. In dollar terms, Turkey’s economy registered a contraction in the third quarter. Output was $197.4 billion in the three months to September, a decrease of 3.3 percent from the same period of last year.   


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar