Ekrem Onaran
Kas 07 2019

Türkiye’de KOBİ’ler derin krizde!

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından geçtiğimiz günlerde yayınlanan “Serbest çalışanlar, mikro işletmeler ve KOBİ’lerin istihdama katkısına ilişkin küresel kanıtlar” raporunda, küçük işletmelerin istihdama yaptığı katkı ele alındı.  

Bir ilk olma özelliği taşıyan rapor, Kuzey Amerika hariç dünyanın tüm bölgelerinden 99 ülkenin işgücü araştırmalarından yararlanılarak hazırlandı. ILO’nun bu raporu, serbest çalışanlar ile mikro ve küçük işletmelerin, bütün dünyada toplam istihdam içinde en büyük paya sahip olduğunu gösterdi.

ILO’nun çalışmasında ‘mikro işletmeler’ 2 ile 9 çalışanı, ‘küçük işletmeler’ ise 10 ile 49 çalışanı olan firmalar şeklinde sınıflandı ve tamamı ‘küçük ekonomik birimler’ olarak tanımlandı. Araştırılan 99 ülkeyi kapsayan örneklemde, küçük ekonomik birimlerin toplam istihdamdaki payı yüzde 70 olarak tespit edildi. 

ILO’nun raporunda ulaşılan ana sonuçlardan birisi şu: “Dünyanın her yerinde, ama özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde, küçük ekonomik birimlerin desteklenmesi, ekonomik ve sosyal kalkınma stratejilerinin esası olmalıdır.”

Bu rapor ışığında Türkiye’ye baktığımızda, Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerde (KOBİ) krizin giderek derinleştiğini görüyoruz. 

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) İstihdamı İzleme Raporu’na göre; KOBİ sayısı son 1 yılda 34 bin azaldı. Haziran ayında, geçen yıla göre KOBİ işyeri sayısı en fazla azalan il 2 bin ile Kocaeli oldu. Bu kenti Bursa, Konya, Manisa, Tekirdağ ve Mersin takip ediyor. KOBİ işyeri sayılarının sektörel dağılımlarına bakıldığında, 1 yılda en hızlı azalan sektör yüzde 29,5 ile bina inşaatı. 

TEPAV’ın Haziran 2019 verilerine dayanan raporu, son 1 yılda KOBİ’lerde sigortalı çalışan sayısının 428 bin kişi azaldığını gösteriyor. KOBİ sigortalı çalışan sayısı en fazla azalış gösteren il, 111 bin kişi ile İstanbul oldu. İstanbul’u, 39 bin ile Ankara, 26 bin ile İzmir, 21 bin ile Adana ve 20 bin kişi ile Bursa izledi. 

Öte yandan Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) Ağustos ayı verilerine baktığımızda istihdam kaybının sürdüğü görülüyor. Temmuz ayında 14 milyon 198 bin olan sigortalı çalışan sayısı, Ağustos’ta 14 milyon 119 bine geriledi. Bir aylık istihdam kaybı 79 bin kişi. Geçen yılın aynı ayına göre ise sigortalı çalışan sayısı 363 bin kişi azaldı. 

Yine SGK Ağustos verilerine baktığımızda 14 milyon kayıtlı istihdamdan 8 milyonu küçük işletmelerde çalışıyor. Yani istihdamdaki ağırlık, 1 ile 50 arasında çalışanı bulunan küçük işletmelerin sırtında. Bu işletmelerdeki çalışan sayısını geçen yılın aynı dönemiyle kıyasladığımızda yaklaşık 350 bin kişilik istihdam kaybı dikkat çekiyor.  

Kendi adına bağımsız çalışanlar ile küçük esnaf ve çiftçileri ifade eden Bağ Kur’lu çalışan sayısı da azalıyor. SGK verilerine göre Temmuz ayında 2 milyon 835 bin olan Bağ Kur’lu sayısı, Ağustos’ta 2 milyon 783 bin kişiye geriledi. Bu veri, en az 52 bin çiftçi ya da esnafın faaliyetine son verdiğini gösteriyor. 

Sonuç olarak; yazının girişinde yer verdiğim ILO’nun araştırması, KOBİ’lerin bütün dünyada istihdam açısından kritik bir öneme sahip olduğunu gösteriyor. Türkiye’de ise tablo kaygı verici. Aylardan beri devam eden ‘toparlanma’ söylemine karşın, resmi veriler tam aksi yönde. TEPAV’ın raporu ve SGK verileri, ekonomik krizin KOBİ’lerde yol açtığı hasarı ortaya koyuyor. İşletme sayısı düşüyor, çalışan kişi sayısı azalıyor. Çiftçi ve küçük esnaf da kepenk indiriyor. 

Öte yandan 4 Kasım 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 2020 Ekonomik Programı’ndaki istihdam hedefleri de gerçekçi değil. Önümüzdeki yıl için 1 milyon yeni istihdamla birlikte işsizliğin yüzde 11,8’e gerileyeceği öngörülüyor. Ancak ekonomik krizlerin en önemli tahribatı istihdam cephesinde yaptığı biliniyor. Bu nedenle kriz bugün sona erse bile, özellikle KOBİ’lerdeki toparlanma ve istihdam kaybının telafisi yıllar alacak. Ekonomi yönetiminin de afaki hedefler yerine bu gerçeği dikkate alarak politika geliştirmesi gerekiyor. 


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.