Türkiye'nin dış borç faizi Yunanistan'ın dört katı

Türk ekonomi yönetimi dört ay aradan sonra bu hafta gerçekleşen 2.25 milyar dolarlık dış borçlanmayı ‘büyük başarı’ olarak pazarlarken, ortaya çıkan rakamlar tablonun o kadar da pembe olmadığını gösteriyor.

Yapılan son tahvil ihracı, kredi notu son olarak Moody’s tarafından ‘aşırı risikli’ seviyeye düşürülen ve bu yüzden uluslararası piyasadan dışlanma tehlikesiyle karşı karşıya kalan ülke için, küresel finans mekanizmasına karşı bir meydan okuma olarak görülse de, bedeli son derece ağır oldu.

Beş yıl vadeli tahvil için yatırımcıya yıllık yüzde 5.45 (daha sonra yüzde 3.8 faizle Euro’ya çevrildi) sunan Türk Hazinesi, bu ihraçla son dönemde uluslararası piyasalarda FED ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) etkisiyle tahvil faizlerinde yaşanan hızlı düşüşü büyük ölçüde ıskaladığını gösterdi.

Kredi notu kendisinden sadece bir basamak yüksekte olan Yunanistan’ın ya da batacağı tartışmaları sürekli gündemde olan İtalya’nın aynı vadedeki tahvillerine göre yaklaşık dört katı faiz ödemek zorunda kaldı.

Diğer taraftan, Türkiye ‘Krizde yüksek faizle borç bulmak, hiç bulamamaktan daha iyidir’ şeklindeki genel piyasa doktrinine göre en azından günü kurtarmış gözükse de, 2.25 milyar dolarlık borç için küresel piyasa şartlarına göre bu kadar yüksek döviz faizi ödenmesi soru işaretlerini artırdı.

Her şeyden önce, ülkedeki en güvenilir kurum olan devlet Hazinesi’nin ödediği faizin yüksekliği, doğrudan özel sektör borçlanıcılarını da bağladığı için yüksek faiz tüm ekonomi açısından bir maliyet çıkardı. Sadece önümüzdeki bir yılda çoğu özel sektöre ait 160 milyar dolardan fazla borç yenilemesine ihtiyacı olan ülkenin, durma noktasında olan ekonomisini canlandırması için gerekli ucuz kaynağı bulma ümidi azaldı.

Türkiye’nin önemli sonuçlar doğuran son dış borçlanmasına giden yolda dünya piyasaları önemli bir trend değişimi yaşadı.

Öncelikle, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) emekliye ayrılma hazırlığı yapan Başkanı Mario Draghi’nin Haziran ortasında yaptığı açıklamada, zaten sıfıra yakın olan faizi daha da düşürüp parasal genişlemeye devam edilebileceği sinyali vermesi tüm dünyada borç faizlerinde düşüş rallisi başlattı.

Bunun hemen ardından ABD Merkez Bankası’nın faiz artırımlarının sonuna geldiği ve indirim döneminin başladığına ilişkin güçlü sinyaller vermesi, küresel tahvil bayramı başlattı.

Dünya çapında önemli bir gösterge olan ABD 10 yıllık tahvilinin faizi yüzde 2’nin altına gerileyerek 2016’dan sonra en düşük seviyelere geriledi.

Yatırımcının tahvillere yönelişi o kadar güçlü oldu ki, son yıllarda Alman ve Hollanda tahvillerinde görülen eksi faizli fiyatlamalar tüm Avrupa’ya yayıldı. Adı ekonomik sorunlarla anılan Birliğin ikinci büyük ülkesi Fransa da bile tahvil faizleri 10 yıla kadar olan vadelerde negatif getiriye döndü.

Sadece güçlü ekonomiler değil, geçmiş dönemdeki para bolluğunda bile kenarda kalan ülkelerin tahvilleri de hızlı primler yaşadı.

Küresel borç piyasasına dokuz yıl aradan sonra bu yıl ilk kez çıkan Yunanistan’ın 5 yıllık euro cinsi tahvilleri yüzde 1’e gerilerken, AB’nin yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlanan ve batacağına dair açık bahis yapılan İtalya’da bile sene başında yüzde 2’ye yakın olan 5 yıllık tahvil faizleri yüzde 0.8’e indi. 

Türkiye’yi uluslararası tahvil piyasasının kapısını çalmaya cesaretlendiren ikinci gelişme ise kuşkusuz politikti. Hafta sonunda Japonya’da yapılan G-20 zirvesinde ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüşmesinden çıkan ılımlı mesajlar, dört aydır rafta bekletilen dış borç enstrümanını tekrar masaya getirdi.

Hazine Salı günü BNP Paribas, Citi ve HSBC’den oluşan bir konsorsiyuma Eurobond satışı için yetki verdi. Beş yıl vadeli dolar cinsi tahviller için başlangıçta yıllık yüzde 5.65’lik faiz getirisi sunuldu. Ancak talebin yüksek olması nihai yıllık getiriyi yüzde 5.45’e geriletirken, 2.25 milyar dolarlık borçlanma gerçekleştirildi. Hazine ihraç sonrası yaptığı açıklamada ihraca toplam satış tutarının üç katı talep geldiğini belirtti.

Dolar cinsi tahviller bu yıl Ocak ayında yapılan satışta olduğu gibi daha sonra swap işlemiyle euro’ya çevrildi. Çevirme esnasında tahvilin Euro cinsi faizi yüzde 3.8, yani aynı vadeli Yunan tahvillerinin 4, İtalyan tahvillerinin ise 5 katına yakın düzeyde belirlendi.

S&P ve Moody’s tarafından yapılan not indirimleriyle uluslararası tahvil piyasasından dışlanma tehlikesiyle karşı karşıya kalan Türkiye son tahvil ihracıyla birlikte bu yıl içinde 8.7 milyar dolarlık dış borçlanma rakamına ulaştı. Bu ülkenin iflasının engellenmesi açısından önemli bir gelişme. Ancak bunun bir bedeli olarak ortaya çıkan yüksek faiz, Türkiye’nin küresel piyasa koşullarındaki olumlu rüzgarı bu kez arkasına alamadığı ve ekonomisini kalkındıracak düşük maliyetli dövizden çok uzakta olduğunu ispatladı.

Tasarruf açığı veren ve yoğun dış borçlanma ihtiyacı bulunan ülkede dış borç faizleri TL cinsi faiz oranlarının belirlenmesinde de hayati rol oynuyor. Ortaya çıkan tablo, iktidardaki AKP için olumsuz politik sonuçlar da üreten ekonomik durgunluğun devamı ve yeniden dipten dönüş hayallerinin ertelenmesi anlamına da geliyor.

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.