Guldem Atabay
Mar 19 2018

Türkiye’nin dış hesaplarında stres elle tutulur halde

Türkiye’nin politik ve ekonomik ajandası her zamanki kadar yoğun. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a iktidarı garantilemek için demokrasiden bir adım daha uzaklaşma pahasına Meclis’ten geçirilen seçim ittifakı yasası, sandık boykotlarını artıracağa benziyor.

Diğer yandan, TSK’nın Afrin şehir merkezine yaklaşmış olması, Türkiye’nin kuzey Suriye’de bir Kürt devletine engel olma çabalarında yeni bir dönüm noktasına yaklaşıldığının habercisi. Türkiye ve ABD’nin, ABD askerlerinin bulunduğu Menbiç konusunda bir anlaşmaya vardıkları haberleri; tam da Trump’ın ABD dışişleri bakanı Tillerson’ı yine bir tweet mesajıyla kovmasına denk gelmiş durumda.  Bu aşamadan sonra Tillerson ile yapıldığı iddia edilen anlaşmanın belirsizleşmesi Türkiye’nin Suriye operasyonunu iyice belirsiz hale getiriyor.

Politika tarafında zemin ne kadar kaygansa, ekonomi tarafında da gidişat bir o kadar net.

Moody’s in Türkiye’nin notunu indirmesinin ardından, Moody’si doğrularcasına, Ocak ayı ödemeler dengesi verileri son derece kötü geldi.

Aralık ayında benzer bir seviyede açığın ardından, Ocak cari açık rakamı 7,1 milyar dolarla yine çok yüksek. Böylece 12 aylık bazda cari açık Aralık’taki  47,2 milyar dolar seviyesinden 51,6 milyar dolara yükselmiş oldu. Kafa karıştırıcı altın ticareti cari açıktaki artışı pompalarken, enerji ve altın ticaretini dışarıda tutarak tanımlanan “çekirdek” denge de açılmaya devam etti. 12 aylık birikimli seriye göre, çekirdek cari açık bir önceki aydaki 4,3 milyar dolar seviyesinden 6 milyar dolar seviyesine yükseldi.

Tabi asıl hikaye yine cari açığın finansman tarafında. Genel anlamda, finans hesabına Ocak ayında 12,7 milyar dolar giriş sağlanırken, net hata ve noksan kaleminde 1,2 milyar dolarlık çıkış görünüyor bu sefer.  Sonuçta da merkezin rezervlerinde 4,4 milyar dolarlık artış oluştu.

Türkiye’nin cari açığındaki artış yeni bir haber değil tabi. Bu köşede uzunca bir süredir gidişatın bu yönde olacağı konu ediliyordu zaten. Hükümetin 2019 seçimleri öncesinde tüm maliyetlerine katlanarak büyümeyi körüklemek uğruna cari açık, enflasyon ve bütçe dengesinde bozulma yaşanmakta.

 

Asıl izlenecek hikaye, doğal olarak cari açığın finansman tarafında. Aylık 7,1 milyar dolarlık cari açığın büyük kısmı 4,9 milyar dolarlık portföy yatırımları ile finanse edilmiş durumda.

Kamunun 2 milyar dolarlık Eurobond ihracı, bankacılık sektörünün sağladığı 1,2 milyar dolarlık ve özel sektörün aldığı net 1,1 milyar dolarlık borç cari açık finansmanında sağlanan ana fon kaynakları.

Fakat tabi en dikkat çekici olan, bankaların yurtdışı muhataplarında bulunan kaynaklarından 2,6 milyar doları ülkeye geri çekmiş olmaları. Bu geri çekişin bir eğilim haline dönüşüp dönüşmeyeceği önemli. Eğer bu bir eğilim olarak devam ederse, bu durum bankacılık sektöründe yeni bir gerilim noktasına işaret edecek.

Tabi bu durum, başta özel bankalar gelmek üzere, kredi artış hızında mecburi bir yavaşlama anlamına gelecek. Ödemeler dengesi verilerinin gösterdiği üzere özel bankaların nefesi kredi verme konusunda kesilirken, karşı hareket olarak da hükümetin kamu bankaları yoluyla özel sektöre sübvansiyonlu ucuz kredi verme arzusu hız kanacak gibi duruyor.  

Uzunca bir süredir izlendiği üzere, Türkiye’ye gelen doğrudan yatırımlarda yavaşlama var. Ocak ayında doğrudan yatırım olarak gelen 0,3 milyar dolar 12 ay bazında 8 milyar dolar ediyor. Cari açıkta 12 ay bazında aylık artışın 4,5 milyar dolar oluşu bir kenara; doğrudan yatırımlar cari açığın ancak yüzde 15’ini finanse edebiliyor.

TEPAV’ın ilginç bir çalışmasında ortaya çıkan, Türkiye’den dışarı giden doğrudan yatırımların Türkiye’ye doğru gelen doğrudan yatırımlara kıyasla hız kazandığı. ODI/FDI oranı 2002-2007 dönemindeki yüzde 15,7 seviyesinden 2008-2018 döneminde yüzde 25’e yükselmiş durumda. TEPAV’ın altını vurguladığı başka bir nokta da söz konusu iki dönem arasında ortalama büyüme hızının yüzde 7,1’den yüzde 4,8’e gerilerken büyümede oynaklığın da 1,7’den 4,4’e yükselmesi.  

Rakamların şüphesiz anlattığı yerli yatırımcıların Türkiye’nin değişen havası nedeniyle huzursuz oldukları ve yurt dışındaki fırsatların peşinde koşmaya başlamaları. Bu nedenle Ocak ayında söz konusu oranın yüzde 26’ya yükselmesi, önümüzdeki aylarda Türkiye’de politik ve ekonomik stresin başka bir barometresi olabilmesi açısından dikkatle izlenmeli.

 

 

Küresel ekonomik ortam değişirken, cari açığın 2018 sonunda GSMH’nin yüzde 5,5 seviyesine doğru ilerlemesi elbette Türkiye ekonomisini kırılgan hale getiriyor. Yükselen carı açık ve dünyada artan faizle beraber azalan likidite Türkiye’nin makroekonomik yönetiminde değişiklik gerektiriyor. Fakat, önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ın zaferi cepte garanti görünmedikçe, hükümet dengesizlikleri körükler şekilde büyüme konusunda gaza basmaya devam edecek.    

Zaten, artan cari açık ve çift haneli enflasyonu kontrol altına almak için iç talepte frene basmak yerine hükümet büyümeye destek vermek için yeni bir teşvik paket açıklamak üzere. 100 milyar liralık teşvik belgesi kapsamında, gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisnası, bina inşaat harcamaları için KDV iadesi, yatırımın 2 katına kadar kurumlar vergisi indirimi, 10 yıla kadar sigorta primi işveren hissesi desteği, 49 yıl süreyle bedelsiz yatırım yeri tahsisi, yatırım kredisi için 10 yıla kadar faiz desteği ve 10 yıl süreyle gelir vergisi stopajı desteği, enerji tüketim harcamalarının yüzde 50'sine kadarına en fazla 10 yıla kadar enerji desteği, beş yılı geçmemek üzere aylık brüt asgari ücretin 20 katına kadar nitelikli personel desteği, yatırımın yüzde 49'unu geçmemek ve edinilen payların 10 yıl içerisinde halka arzı şartıyla sermaye katkısı, kamu alım garantisi ve altyapı desteği ile izin, ruhsat, tahsis, lisans ve tescillerde istisna getirilmesi; ay sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanacak.

Diğer taraftan, basında 2018 sonlarına doğru bir erken seçim yapılacağı haberleri hiç eksik olmuyor. Belki de hükümetin önceliği seçim öncesi ekonomiyi sıcak tutmak olduğu sürece, ekonomi üzerindeki baskının hafifletilmesi için erken seçim yapmakta gerçekten de fayda olabilir.  

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar