Ağu 23 2019

'Türkiye'nin risk primi bir türlü düşmüyor çünkü...'

Türkiye ekonomisinde kimi iyi göstergelere rağmen risk priminin (CDS) bir türlü düşmemesi sorgulanıyor.

Bloomberg HT yazarı Gökhan Şen'e göre, son üç çeyrekte daralan ekonomi toparlanma sinyalleri veriyor, enflasyonda da düşüş trendi sürüyor ve ABD ile ilişkiler dipten döndü ancak yine de ülkenin risk primi bir türlü düşmüyor.

Şen bu konuda, "Şu ana kadar somut ve kredibilitesi olan bir plan ortaya konmadığı için risk primimiz yüksek seyrediyor. Tabii bir de teknik meseleler var. Londra piyasası ile yapılan işlemler kilitlendi. Swap piyasası ile alternatif faiz oluşuyor. Yüksek montanlı döviz satışı ile kur baskı altında kaldı" yorumunu yapıyor.

Şen, rakamlara rağmen bir dolu olumsuz ekonomik göstergeye de dikkat çekiyor ve reel sektörün borcunun milli hasılaya oranının yüzde 25'ten yüzde 75'e dayandığını kaydediyor. 

Banka kredilerinin yüzde 10 kadarının şüpheli konumda olduğuna değinen Şen, inşaat sektöründeki büyük daralmaya da dikkat çekiyor. 

Tahsili gecikmiş krediler ve zombi şirketleri yaşatmanın ekonomik maliyetine ne kadar dayanılacağını sorgulayan Şen, "Özel sektörün yüksek borçluluğu hem finansal istikrarı tehdit ediyor hem de Türkiye’nin yakın vadeli kapitalist geleceği konusunda şüphe uyandırıyor. Sürdürülebilir büyüme için gereken yatırımı kim yapacak? Oldukça rahatsız edici bir seviyeye çıkan işsizliği nasıl çözeceğiz eğer bu şirketler işe alım yapmayacaklarsa" sorusunu yöneltiyor.

Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda geçmişte yakaladığı ekonomik büyümeyi yakalayamayacağına vurgu yapan Şen, enflasyonu tek hanede tutmanın da pek mümkün olmadığının altını çiziyor.

Şen, olumsuz tablodaki göstergeleri şu satırlarla sıralıyor:

"Yine ucuz kurun getirdiği bir avantaj olan cari fazlaya gelelim. Ülkemiz cari fazla üretiyorken neden rezervlerimiz artmıyor? Neden sermaye çekemiyoruz ve kurumuz neden yıl başından bu yana majör para birimleri içinde Arjantin’den sonra en çok değer yitiren para birimidir?

Çift haneli enflasyon ortamında rekor büyüklükte faiz indirimi yapan, swap piyasasında faiz indirim sinyali üreten ve karşılıklar ile büyümeyi önceleyen Banka enflasyon konusunda nasıl bu kadar emin olabiliyor? Olası sürprizlerde TCMB sıkılaşmaya hazır mıdır? 

Merkez Bankası’nın rezerv politikası tam olarak nedir? Rezerv biriktirmek için tercih edilen yöntem swap mıdır?

Hızlı kredi büyümesi ile iç talebin körüklenmesine dayalı ekonomik tercihler bütünü bize güçlü büyüme dönemlerinde yüksek enflasyon ve büyük cari açık olarak dönmüştü. O gün bugün değişen bir şey olmadı. Ekonomik yavaşlamaya verilen ilk ve tek yanıt kredi genişlemesi seçeneği oluyor. Çözüm bu olsa, sorun buradan patlak verir miydi?

Şu ana kadar somut ve kredibilitesi olan bir plan ortaya konmadığı için risk primimiz yüksek seyrediyor. Tabii bir de teknik meseleler var. Londra piyasası ile yapılan işlemler kilitlendi. Swap piyasası ile alternatif faiz oluşuyor. Yüksek montanlı döviz satışı ile kur baskı altında kaldı. CDS piyasası ise yatırımcının daha kolay ve teknik sınırlara takılmak zorunda kalmadan kendini ifade edebildiği bir piyasa. Bunu atlamamak gerek."

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz