May 10 2018

Türkiye'nin sonu da Arjantin gibi mi olacak?

Türkiye ve benzeri gelişmekte olan ülkelerde izlenen popülist ekonomi politikalarının bedeli ağır oluyor. 

Siyasi hamasete ve popülist politikalara feda edilen ekonomik istikrar ve denge politikalarının bedeli, yerel para birimlerinin aşırı değer kaybetmesi, cari açığın kontrol edilemeyecek bir büyüklüğe ulaşması, enflasyondaki artışla birlikte alım gücündeki düşüşe neden olması gibi pek çok olumsuzluğu peşi sıra getiriyor.

Türkiye gibi popülist ekonomi politikaları güden ve bunun bedelini ağır ödeyen ülkelerden biri de Arjantin. 

Arjantin'in geçen hafta aldığı bir kararla, borçlanma faizini yüzde 40 yükselttiğini hatırlatan, Dünya Gazetesi köşe yazarı Osman Ulagay, Arjantin Merkez Bankası'nın uzun süre direnmesinin ardından faizleri arttırmasının, sıcak paranın ülkeden kaçışını engellemeye yetmediğini belirtiyor. 

Sıcak para çıkışı nedeniyle, Arjantin Merkez Bankası'nın 5 milyar dolarlık döviz rezervini erittiğini aktaran Ulagay, faizleri yüzde 40’a yükseltilmesinin Ajrantin pesosunun bir miktar toparlanmasına katkı sağladığını ancak Arjantin ekonomisinin durumunun hala vahim olduğunu belirtiyor.

Ülkedeki krizin temel nedenine dairse, şu yorumu yapıyor Ulagay:

"Arjantin ekonomisindeki hastalığın temel nedeni, Arjantin’i “popülizm illetinden kurtarıp normal bir ülke” haline getireceğini vadederek 2015 yılında iktidara gelen Devlet Başkanı Mauricio Macri’nin, iddialı reform programını zamana yayarak durumu idare etmeye çalışması.

Bütçe açığının büyümesini ve cari açığın tırmanmasını önleyecek reformları savsaklayan ve yükselen enflasyona set çekemeyen Macri piyasaları oyalamaya çalışırken, son haftalarda ABD dolarının yükselişe geçmesi, en riskli ülke olarak görülen Arjantin’den sermaye kaçışını hızlandırdı. Pesonun değer kaybı hızlandı ve ülke yeni bir krizin eşiğine geldi.

Piyasalar, reformları sulandıran ve ekonomik istikrarı sağlayamayan Macri’yi cezalandırırken krizin eşiğine gelen ülkede halkın Başkan’a verdiği desteğin de azalmaya başladığı belirtiliyor."

Küresel finans piyasalarının, Arjantin’den sonra en yüksek riskli yükselen piyasa ülkesi olarak Türkiye’yi gördüğünü ifade eden Ulagay, yüksek riskli ülkelerin risk sıralamasında Türkiye'nin yerini koruduğunu ve bu yöndeki uyarıları hatırlatıyor.

Financial Times Gazetesi'nin, Türkiye ve riskli ülkelerle ilgili, "Fırtınalı hava yükselen pazarları vuracak" başlıklı yazısına dikkat çeken Ulagay, haberdeki şu detayları aktarıyor okuyuculara:

"Arjantin’den sonra ilk akla gelen ülke Türkiye. Türkiye’nin de büyük bir yapısal cari açığı var ve enflasyon oranı yükseliyor. Arjantin’de olduğu gibi Türkiye’de de yatırımcılar merkez bankasının bağımsızlığı konusunda kaygılı. Türkiye’nin buyurgan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Merkez Bankası’na emirler yağdırdığı biliniyor."

Türkiye’de uygulanan popülist ekonomi politikalarının piyasalardaki kaygıyı beslediğini ve riski arttırdığını dile getiren Ulagay, 2017 yılında ekonomiyi canlandırmak ve büyümeyi hızlandırmak için uygulanan kredi genişlemesinin ve çeşitli kesimlere sağlanan diğer desteklerin cari açığı büyüttüğünü, enflasyonu azdırdığını ve kamu maliyesini zorladığını vurguluyor.

Petrol fiyatındaki yükselişin kalıcı olması halinde bunun da cari açığı büyüteceği ve Türkiye’nin büyüyen cari açığı finanse etmekte zorlanacağını da kaydeden Ulagay, "Türk lirası en hızlı değer kaybeden YP parası sıralamasında en başlarda yer alırken dolar bazında borçlanmış olan Türk şirketlerinin sorunlar yaşayacağı da konuşulan konular arasında. Erken seçim kararı sonrasında çeşitli kesimlere yapılan cömert vaatler de popülist uygulamalarda ipin ucunun kaçtığını ve ekonomideki dengesizliklerin artacağını düşünenlerin kaygılarının artırıyor" yorumunu yapıyor.

https://www.dunya.com/kose-yazisi/arjantin-ve-turkiyede-populizmin-faturasi/414799