Mark Bentley
Ara 21 2017

Türkler Erdoğan’ın büyüme rakamlarına inanmıyor

Türk halkı, geçtiğimiz Temmuz ayında yaşanan başarısız darbe girişiminin ardından hükümet tarafından açıklanan ve ekonominin tekrar gelişmekte olduğunu gösteren, rakamlara inanmıyor.

Ülkenin gücü ve yükselen refahına kanıt olarak üçüncü çeyrekte yıllık yüzde 11.1 büyüme ilan eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için ikilem burada yatıyor.

En geç 2019’da yapılacak seçimlerin ışığında, Türk tüketicilerinin gelecekle ilgili giderek daha kaygılı hale geldiğinin hükümet de farkında.

Bu durum Avrupa ve diğer büyük pazarlara karşı sert bir tezat oluşturuyor. İhracatçılar Lira’daki düşüşten faydalanırken, yüksek enflasyon ve satın alma gücünü azaltan faiz oranlarının yaylım ateşi altında.

Bu hafta açıklanan motorlu araçlar üretim ve satış rakamları ekonomik büyümenin çift taraflı doğasına dikkat çekmemizi sağlıyor.

Bir ülkede harcama isteği ve tüketici hissiyatını ölçmek için otomobil satış verileri öncelikli olarak kullanılır. Türkiye’deki yerli üreticiler 2017’nin ilk 11 ayında rekor kırarak 1 milyondan fazla otomobil üretmiş olsa da, yurtiçi satışlar ciddi seviyede düşüşte.

Otomotiv sektöründe sadece Kasım ayında yıllık bazda yüzde 21 düşüş yaşandı. Bu rakam, bu hafta açıklanan verilere göre senenin en büyük düşüşü. 2017’nin tamamı göze alındığında satışlarda yüzde 4 oranında bir düşüş var.

Devletin resmi haber ajansı olan Anadolu Ajansı’na konuşan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, ülkenin endüstriyel sektörünü tebrik ederek fabrika üretim ve ihracat verilerine bakıldığında Türkiye’nin büyük ihtimalle son çeyrekte de büyüme beklentilerini aşacağını söyledi.

Ancak 8 Aralık’ta açıklanan Ekim endüstriyel üretim rakamları önceki yıla oranla yüzde 7.3 artışa işaret etse de, dayanıklı tüketim malları üretimi aydan aya bakıldığında yüzde 18.5 oranında bir düşüş yaşadı. Makineler gibi sabit varlıkların yüzde 8.2 oranında artması, ay bazında yaşanan yüzde 0.7 oranında büyümenin temel nedeni oldu.

22 Kasım’da TÜİK tarafından yayınlanan veriler de ev halkı nüfusu içinde yükselen kötümserliği gösteriyor. Tüketici güveninin en temel göstergesi olan bu veri, dört aylık düşüşten sonra Kasım ayında en düşük seviyeye indi. Bu endişelerin üzerine mali refah ve işsizlik de eklendi.

Türk tüketicisinin yaşadığı kötüleşmekte olan durum diğer ülkere kıyasla ciddi bir zıtlık oluşturuyor. Türkiye’nin ana ticari ortağı AB’de Avrupa Komisyonu’nun son anketine göre Avrupa’da tüketiciler giderek daha iyimserleşiyor.

İktisadi Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) dünyadaki en büyük 35 ekonomiyi kapsayan güven endeksi geçen senenin Ağustos ayından beri yükselişte. Avrupa’da Türkiye’nin gelişmekte olan ülkeler kategorisindeki en büyük rakibi Rusya’da ekonomik güven 2014’ten beri olduğu en yüksek seviyede.

Kasım ayı rakamlarına göre TÜİK güven endeks oranı bir yıl önceki yüzde 68.9, Eylül ayındaki yüzde 67.3 oranlarına kıyasla yüzde 65.2 seviyesinde. 100 rakamının altındaki tüm oranlar, halkın ekonomik gelişmeler ve finansal planlar hakkında olumsuz düşündüğünü gösterir.

İspanya, İtalya, Yunanistan ve Güney Afrika haricinde, yüzde 10.6 düzeyindeki bir işsizlik oranı diğer tüm OECD ülkelerinden yüksek. Hükümetin geçen haftaki istatistik verilerine göre genç nüfus arasında işsizlik oranı yüzde 20 seviyesine kadar gelmiş.

Aynı zamanda, yüzde 13’lük enflasyon oranı, OECD ülkeleri arasında ikinci sırada gelen Meksika’nın neredeyse iki katı.

Zeybekçi enflasyon oranlarının önümüzdeki yılın Nisan ayına kadar tek hanelere inmesini beklediğini söylüyor. Analistler bu kadar olumlu düşünmüyor. Londra bazlı Nomura’dan gelişmekte olan pazarlar uzmanı İlhan Demir’e göre enflasyon oranları en azından Kasım’a kadar çift hanelerde seyredip 2018 yılını yüzde 9.5 oranında bitirecek.

Yükselen enflasyon oranları bankaların kar marjlarını sabit tutabilmek için faiz arttırımı yapmaları anlamına geliyor. Bu yüzden Erdoğan’ın yaptığı faiz düşürme çağrısına pek fazla tepki olmadı gibi.

Kısa vadeli nakit kredi alımının maliyeti ortalama yüzde 19.3 seviyesinde. Bu TÜİK tarafından verilen bilgilere göre son altı yıldaki en yüksek rakam.

Hükümet bu sene başında mali sıkıntı içindeki şirketlere yardımcı olması gereken Kredi Garanti Fonu’nu uzatabileceğini açıklamıştı. 2017 yılında adı geçen şirketlere 200 milyar liradan fazla yardım sağlandı.

Şu anda ülkedeki bankaların kredi/depozito oranı yüzde 125 gibi çok yüksek bir seviyede. Bu yüzden bankalar Basel III uluslararası mevzuat çerçevesiyle tanımlanan sermaye limitleri içinde kalarak müşterilerine kredi vermekte yetersiz kalıyor.