Atilla Yeşilada
Tem 17 2018

'Ulan yine mi kandırıldık be!'

Düşünün, Sevgili Karım beni onu 3 Dallas Cowboys amigo kızla aldatmakla suçluyor. “Çok güçlü ifadelerle inkar ediyorum.”

Karımın arkadaşları önüme 5 adet video kaydı koyuyor, her pozisyon ve 2-3-4’lü permütasyon denenmiş. Bu kez de ona videolarda adı geçen amigo kızları eve çağırıp bu yalanı bitirmek için işbirliği yapmayı öneriyorum.

“Absürd” değil mi, ama dün Helsinki’de Putin-Trump zirvesinde bu yaşandı ya!  Trump daha 3 gün önce 12 Rus askeri görevlisi hakkında  Savcı Müller tarafından yazılan “seçimlere müdahale” iddianamesini tuvalet kağıdı olarak kullanıp Putin’in “güçlü inkarına” inandı. Bu adam gerzek mi, gerzek mi?

Türkiye’yi batırdıktan sonra akbaba bakışlarımı Gelişmekte Olan Piyasalara (GOP, Ülkeler = GOÜ) çevirdim, şimdi onların da defterini düreceğim. Zaten ben yapmasam Fed ve AMB yapacak, ama onlar gecikir de hayvan mezbahaya yetişmeden mundar olur diye, elimi çabuk tutuyorum. Biz bu ratingçiler öldürmezse jeo-politik riskler gebertecek, a dostlar.

GOP niye bu sene kıçını toplayamaz? Fed? Ticaret Savaşları? Hayır, hayır, yok, belki de evet. Ama bu konular çok yazıldı. Ben daha damardan konuya girmek istiyorum. Kasım’da ABD İran’a yaptırımları hayata geçiriyor, bu kez bütün Orta Doğu ve enerji pazarı   sarsılacak. Biz de Dos-man (yani Kasrı Şirin’den bu yana dost-ama-düşman) İran ikilemimiz yüzünden hortumun içine çekileceğiz.

Bu Trump’ın ne yapacağı hiç belli olmaz ki başlı başına bir jeo-politik risktir. Sen git Kim-çok-sok-tun-çek’le öpüş, koklaş, sonra git Merkel’e, Teresa Mey’e laf sok.  AB’ye “sen benim kanlımsın!” de.

Ama iki konuda Trump sabit fikirli ve gırtlağına bıçağı dayasan, fikir değiştirmez. Bir, Müslüman düşmanı. Ve en has ruhbanı Brunson  halihazırda  Türkiye’de hapiste, 18 Temmuz’da serbest kalıp evine aport edilmezse, gerisini siz düşünün. Çin’e 200 milyar ambargo koyan, bize ne koyar?

İkincisi, fanatik bir İran düşmanı. ABD Suriye’de IŞİD’i elimine etmek için filan kalmıyor. Asıl amaç, İran’ın  kapı kulu olarak kullandığı Esad vasıtasıyla Suriye’yi Lübnanlaştırması’nın önüne geçmek. Düşünün,  İsrail artık Hizbullah’la zor başa çıkıyor. Üstüne Suriye’de Hizbullah türü Şii milis gücü yeşerip, Lübnan’ın 15 misli bir coğrafyayı füze rampası ve silah fabrikasına çevirirse?

İsrail’in yanında, Körfez Arapçıkları da Yusuf-yusuf, çünkü Irak zaten sizlere ömür. 700 bin Haşdi Şaabi ülkeyi haraca kesiyor, bir daha siddin sene Kürt, Türkmen ve Sünniler’e iktidar koklatmaz. Biz de Kürtleri dandik bir referandum yapıyor diye tekmelediğimizle  öğünüyoruz. Irak Kürtleri de şimdi Abadi-Tahran’ın serf’leri oldu, iyi oldu sanki?  İşte size stratejik akıl, yemeyin de yanında yatın.

Neyse, Irak-Suriye ve Yemen’e çöreklenen İran Arapçıkların nefesini keser.

Pentagon Suriye’de kalıp bize de “asker ver, yoksa  PKK-PYD-YPG’yi başına musallat ederiz” demekle kalmayacak,  Beyaz Saray İran’la iş yapan her banka, ticaret yapan her şirketin anasından emdiği sütü burnundan gıdım gıdım getirecek. AB dayılanıyor, ama Avrupa menşeli bankalar  havlu attı. Japon bankaları Kasım’da hesabı kesiyor.

Kahraman Türkiyem “Yaptırımlar bizi bağlamaz” diyor, “biz İran’ın yanındayız” diyor.   Helal olsun, erkek adamız yani. De… Rıza Sarraf Abi nasıl acaba? Ona New York’da “ merry nightingale” yani şen bülbül diyorlarmış, heh heh.

Rıza Abi’de bir dosyalar var, mazallah, IIIcü Dünya Savaşı çıkartır, ya da daha kötüsü bizim siyasiler yurt dışına çıkamaz. Bankacıklar dışardan kredi alamaz.  Eminim bazı aklı eveller “Ossun, biz Asya’dan alırız” deyip zaten son zamanlarda sendikasyonlarda Asya bankalarının artan payını  delil gösterecek.

Yavruşlar, onun sebebi artık Avrupa bankalarını “yeter, siz bu kredileri ödeyemezsiniz” demesi. Ek olaraktan, yukardaki  satırları iyi hatmedin. Japon bankaları şimdiden ringden çekildi. ABD’nin böyle mevzularda çok sevdiğim bir yöntemi var.

Hazine veya OFAC’tan bir kaç güler yüzlü iyi giyimli, bay veya bayan bankanızı ziyaret ediyor, “Sebebi ziyaretiz?” diye sorduğunuzda, “Hiç, öylesine işte, nasılsınız diye sormaya geldik, bir acı kahvenizi içelim dedik” deyip sırıtıyorlar. Ardında o banka bırakın İran, Afganistan, Pakistan, Ermenistan, Türkmenistan, Kazakistan,  ve İran’la sınır olan hiç bir “stan’la” ile iş yapmıyor.

Tabii Ankara’daki Hiper-Stratejik Akıl bunları öngördü ve B, C ve Z planlarını şimdiden yaptı. Bu yüzden TL ile ticaret  mavrası yine gündemde.  Güldürmeyin ya, değeri Ugumbe kopiğinden hızlı düşen  parayı kim alır be?  Ruslara sorun bakalım, Akkuyu’yu TL’yle fatura ederler  mi, ya da TürkAkımı’nda TL akar mı, kokar mı?  Ama TL’yle ticaret kumpasıyla AB yaptırımları by-pas edilecek. İşte bu kafa yüzünden masum  ve görevine sadık kardeşimiz  Hakan Atilla hapiste gün sayıyor, Rıza Sarraf 13 milyar dolar altın çitiledi, şimdi pis pis sırıtıyor.

İkinci bir kolpo da Katar üzerinden İran’la ticaret yapmak olacak.  Katar’a altın, stratejik sanayi ürünleri, vs göndereceğiz, onlar İran’a yollayacak. Yahu, Trump’ın damadı Jared Katar şeyhine “höt” dese şeyh soluğu Paraguay’da alır be.

Kasım büyük  şenliklere vesile olacak. İran’ın petrol sevkiyatı kademeli olarak en az 1 milyon varil/gün düşecek. İran da misilleme olarak İsrail ve Körfez’den geçen tankerleri taciz edecek. Brent 90 doları yukarı kıracak.

ABD binecek ensemize “Siz uygulamazsanız bu yaptırımların hiç keyfi olmuyor” diye. Biz önce “ı-ıh” diyeceğiz. O sırada kredi notumuz C-D arasında bir yerde olacak. Bir gün bir kamu bankasından bir görevli ABD’de meslektaşını arayıp kredi isteyecek, ona “Siz önce bir Trump’ı arayın, bizzat ilgileniyor” diye cevap verecekler. Sonra “Ey Tahran, ey mollalar, Şii mezhepçi hegemonlar”. Ulan yine mi kandırıldık be!!!