Kas 23 2017

'Ülkeyi el birliğiyle sıcak para baronlarına teslim ettik'

 

Döviz kurlarındaki aşırı artış ve buna mukabil Türk Lirası'nın değerinin çok fazla düşmesi ekonominin kırılganlığını ortaya çıkartıyor. Son bir yılda TL yüzde 18 oranında değer kaybederken, dolar üç ayda yüzde 15 değer kazandı.

Son üç yıldır TL'deki değer kaybı yüzde 86'ya ulaştı. 

Dünya Gazetesi yazarı Güven Sak bu trendin tersine dönüp dönmeyeceğini sorguluyor ve yanıtı da kestirmeden veriyor: Zor.

2 yıl önce Türkiye'nin ekonomik performans açısından Hindistan, Brezilya, Endonezya ve Güney Afrika ile "kırılgan beşli" listesinde olduğunu hatırlatan Sak, şimdi o listede bir tek Türkiye'nin kaldığını, diğerlerinin yerine de Arjantin, Pakistan, Mısır ve Katar'ın eklendiğini belirtiyor. 

Doların yükselmesinin sadece Türkiye'deki dinamiklerle açıklanamayacağına dikkat çeken Sak, ABD ekonomisi toparlandıkça faizlerin yükseldiğini ve ABD Merkez Bankası'nın faiz arttırımı konusunda dört puan yükseltmeye dahi gidebileceği beklentisine vurgu yapıyor.

Sak bu noktada önemli bir tespitte bulunuyor:

Siz faizi sevmiyor olabilirsiniz ama o, sizin de dahil olduğunuz sistemin bir parçası olarak hayatınızı doğrudan etkileyebiliyor. Sistemi değiştiremeyen, sisteme uyum sağlamak zorundadır.

Hem ABD'de hem de Avrupa'da göstergelerin ekonomik toparlanmaya işaret ettiğine değinen Sak, Türkiye'nin her daim yüksek cari açığı olan bir ülke olduğunu ve şimdi bu açığın arttığını vurguluyor. 

Türkiye'nin yurt dışı tasarruflara yani yabancılara ihtiyacını kendisinin tercihli bir şekilde arttırdığını belirten Sak, bunun da cari işlemler açığını kapatma biçimini daha da riskli hale getirdiğine dikkat çekiyor:

Nasıl? Önce Tablo 2’ye bakın isterseniz. 2016’dan 2017’ye eskiden kredi olarak daha istikrarlı bir biçimde gelen yabancı tasarruflar, 2017 yılından itibaren yine portföy yatırımları vasıtasıyla gelmeye başladı.

2017 itibariyle memleketi elbirliğiyle yine yeniden “sıcak para baronları”na teslim ettik. Lafın gelişi. Kendi düşen ağlamaz! Ne oldu? Türkiye’yi finanse edenler, artan finansman ihtiyacı ve bozulan bütçe dengelerine bakıp kendi hareket kabiliyetlerini artıracak bir biçim değişikliğine gittiler. Çıkış zamanlarını not etmek için artık yine takvime değil, kol saatine bakmamız gerekecek. 2016’dan 2017’ye değişen finansman biçimi önemlidir ve karar alma sürecinde dış siyasetin önemini de artırmaktadır. Not edeyim.