Yeşilada: Ekonomiyi mahveden ikinci bir dalga yaşayabiliriz

Ekonomist Atilla Yeşilada, bu haftaki 'FÖŞ' podcastinde, cari açık, sermaye kaçışını ve bu durumun döviz kuruna etkisini ele aldı.

Yeşilada, "Türkiye'de nisan ve kısmen mayısta ekonomiyi mahveden, çöküntü noktasına getiren ikinci bir dalga yaşayabiliriz. Bu da cari açık ve döviz üzerindeki baskıyı artırır" yorumunu yaptı.

Yeşilada, "Cari açık Nisan’da $5 milyarı geçti. Mayıs’da da $3 milyar civarında gerçekleşebilir. Cari açığın finansmanı çok büyük sorun, çünkü dışarıdan kaynak gelmiyor. TCMB rezervleri ile döviz kurunda yükselişi engellemeye çalışacağız.  Covid-19 hortladı.  Ekonomide ikinci bir karantina dönemi başlayabilir. Bu dönemin getireceği üretim kaybı ve ihracatta daralma ile döviz kuru üstünde baskılar artacak. Yine de, ağustosta kadar rahatız, çünkü halkımız mevduatını bankalarda tutuyor. Peki sonra ne olacak" ifadelerini kullandı.

Yeşilada'nın açıklamalarının satır başları şöyle:

"Biliyorsunuz cuma günü cari açık rakamları açıklandı. 5 milyar dolar civarında bir cari açık verdik. Bunu büyük ölçüde de Türkiye bunu kendi döviz kaynaklarından finanse etti çünkü dışarıdan kaynak gelmiyor.

Ben yaz aylarında cari açığın büyüyeceğini düşünüyorum. Bunun finansmanının çok ciddi bir sorun haline geldiğini düşünüyorum. Bugünkü denetim ortamında ve hükümetin yabancı yatırımcılara, bankalara yaklaşımı ile Türkiye'ye sermaye girmesi kolay değil. Cari açık bir noktada, iki ay önce atlattığımız gibi yeni bir döviz şokuna neden olabilir mi? Yeniden enflasyona sirayet edebilir mi ya da Türkiye'nin büyümesini nasıl etkiler? Bugün bu sorulara yanıt vermeye çalışacağım.

Geçen sene bu mevsimde 469 milyon dolar olan cari açık bu sene 5.06 milyar dolara çıkmış. Cari açık geçici nedenlerle yükselebilir. Sebeplerini öğrenmek çok önemli. Burada ihracatın ithalattan çok daha hızlı  daraldığını görüyorsunuz. Bu maalesef, Türkiye'nin ithalata bağlı üretim yapısından ve enerji bağımlılığından kaynaklanıyor.

Hizmetler de çok önemli bir kalem. Dışarıya sattığımız lojistik, gemicilik, turizm hizmetleri var. Turizmde sezon başlamadan bitti. 

Almanya'nın Türkiye yasağına tepkiler sürüyor. Almanya, 31 Ağustos'a kadar vatandaşlarının AB dışına çıkmasını yasakladı. Türkiye'ye yönelik karar mıdır, emin değilim. Ancak Türkiye'ye en fazla turist gönderen ülkeler İngiltere, Almanya, Rusya, İran ve Ortadoğu. Alman turistlerin gelmemesi 5 milyon turist kaybı demek. Turizmde açıklarımızı artıracak bu durum.

Türkiye, ağustos sonuna kadar turist çekemeyecek.

Mayısta dış ticaret açığı 3.5 milyar dolar civarında oldu. Yaz aylarında bu biraz daha genişler. Türkiye ekonomisinin AB'ye nazaran daha hızlı toparlanacağını ve iç talep üreteceğini düşünüyorum. İç talep üretince de ithalatınız artıyor. Buna karşılık ihracatınızın toparlanması için AB, Rusya ve İran'ın toparlanması gerekir. Bu bölgelerin hiçbirinde iç talebin kayda değer bir artış göstereceğini sanmıyorum. 

Yaz aylarının sonunda geçici olarak 20 milyar dolar gibi bir cari açıkla karşı karşıya kalabiliriz. Türkiye geçmişte 50-60 milyar dolar cari açığı da finanse etti. Ama bu sefer durum çok değişik. Varlıklarımız ve yükümlülüklerimiz azalıyor ancak kaynağı bulunamayan para girişlerinde 1.2 milyar dolar kadar çıkış gerçekleşmiş. Ocak-nisan döneminde bu kalemin 3.7 milyar dolar civarında Türkiye'den para çıkardığını göreceksiniz. 

Sonuçta tüm bunların finanse edileceği yer Merkez Bankası rezervleri. Tüm bankaların döviz fazlası orada birikir ve MB de yer yer TL satarak döviz alır. Rezerv varlıklar nisanda 8.6 milyar, ocak-nisanda 25.1 milyar dolar azalmış ve bizim rezerv varlıklarımız zaten yetersizdi. Cari açık sıfır olduğu zaman rezerv varlıklarınızın düşük olması belki kabul edilebilir bir şey ancak cari açığınız yükselmeye başladığında, rezerv varlığının yetersiz olduğu mutlaka piyasaların dikkatine gelecek ve döviz kuru üzerindeki baskıları artıracaktır.

Önümüzdeki 12 ayda 170 milyar dolar dış borç ödeyeceğiz ya da yeniden borçlanacağız. Normalde, Türkiye vadesi gelenden daha fazlasını borçlanır bunu kent hastaneleri, köprüler, havalimanı gibi projelere ayırırdı. Bu sene, nisan-mayıs döneminde bankaların sendikasyon kredisinde yüzde 75 civarında bir ortalama yakaladığını görüyoruz. Yani her vadesi gelen 100 dolar için ödeyip sadece 75 dolar borç alıyorlar. Bankalar borçlarını daraltıyor.

Özel sektörün borcunu azaltması, Türkiye'nin siyasi ve kur şoklarına karşı direncini artıran iyimser bir gelişme. Öte yandan, siz cari açık üretiyorsanız ve sizin şirketleriniz bunun finansmanı için dışarıdan yeterli miktarda para bulamıyorsa o zaman MB rezervlerinden bu cari açığı finanse etmeye kalkışacaksınız. Size bir kez daha MB rezervlerinin ne kadar düştüğünü söyleyeyim. Bu trend devam ederse çok ciddi sıkıntılar yaşarız."