Civelek: Büyük bir açmazla karşı karşıyayız

Açıklanan tüm önlemlere rağmen, ekonomik göstergelerdeki negatif gidişat devam ediyor. 

Piyasalar, Yeni Ekonomi Programı'na (YEP) olumlu tepki vermekten uzak bir görüntü çizerken, ekonomi üzerindeki kara bulutlar artıyor. 

Dünya Gazetesi yazarı Uğur Civelek de, sorunun başka bir boyutuna temas ediyor ve kredi mekanizmasının çalışmadığına, kaynak sıkıntısının büyüdüğüne dikkat çekiyor.

Nakit akım sorunlarının bulaşıcı hastalık gibi aşırı borçlu işkollarından diğerlerine doğru yayıldığına dikkat çeken Civelek, "Başka bir deyişle ekonomi nefes almakta çok daha fazla zorlanıyor; öncelikle döviz kuru ve maliyet kökenli enflasyon baskılarını geriletmeye çalışmak çabası, bu sorunları hem ağırlaştırıyor ve hem de güvensizliği besliyor" yorumunu yapıyor.

Konkordato taleplerine veya iflas erteleme başvurularına her gün yenilerinin eklendiğini aktaran Civelek, profesyonelce yönetilen ve daha sağlıklı olduğu varsayılan kurumların bile bu olumsuz eğilimlerin kıskacından kurtulamadığı uyarısında bulunuyor.

Tam bu noktada, YEP'in olumsuz eğilimleri geriletemediğini ifade eden Civelek, sisteme giriş yapması umulan, yabancı kaynak veya yastık altından girişlerin çok yetersiz kalmasının bu sonuçta önemli bir rol oynadığını aktarıyor.

Civelek, eleştirilerini şöyle sürdürüyor:

"Oldukça ciddi bir açmaz ile karşı karşıyayız! Boşa koysak dolmuyor, doluya koysak almıyor! Döviz kuru ve maliyet kökenli enflasyon baskılarındaki eğilimleri geriletmeye çalıştığımızda, umulan kaynak girişi gerçekleşmediği için ekonomi nefes almakta çok zorlanıyor ve beklentiler düzelmiyor.

Veya söz konusu politikaları gevşetmek zorunda kalır isek, döviz kuru ve buna bağlı enflasyon baskılarının yeni rekorlara yelken açarak çok daha ciddi istikrarsızlıklara sebep olabileceğini biliyoruz. Piyasa kuralları içinde kalmak kaydıyla, faydası büyük ve yan tesiri nispeten düşük üçüncü bir seçenek yaratamıyoruz.

Bu yazıda kısmen özetlemeye çalıştığımız açmaz, öncelikle kaynak girişindeki olası sorunların mercek altına alınmasına sebep oluyor. Bankacılık sektörüne ilişkin stres testinin bu sebeple gündeme geldiğini gözlemliyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi sorun yok veya var ama önemsiz desek olmuyor!

Sorun var ve acilen çözülmesi gerekiyor desek, gerekli kaynağı nereden bulacağımızı bilemiyoruz ve kredi mekanizmasındaki tıkanıklığı aşamayacağımızı itiraf etmiş oluyoruz! Kısa vadeli beklentiler aracılığıyla, günü kurtarmak adına borçlanmada aşırılık sınırlarını fazlası ile zorlayarak çaresizliği beslemiş olduğumuzu ise kabul edemiyoruz! Siyasi tavizler bile bu açmazdan çıkışa yardım edemeyecek gibi görünüyor!

Yeterli ve gerekli kaynak girişinin olmaması durumunda, mevcut politika tercihleri tümü ile anlamını yitirir; bu yanlışta ısrar gelişmelerin iyice kontrol dışına çıkmasına ve istikrarsızlıkların büyümesine sebep olabilir. Söylemden çok eyleme bakılıyor olması, bu olasılığı güçlendiriyor!"

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz