Damattan Çiller taktiği: Hazine borçlanmadı, faizi düşürdü!

Ekonomi yönetimi piyasalardaki nakit sıkışıklığını gidermek ve ekonomiyi durma noktasına getiren kredi faizlerini düşürmek için benzeri 1994 yılında Çiller Hükümeti tarafından denenen bir faiz oyununa girişti.

Bu ay 16.7 milyar TL’si piyasa, 5 milyar TL’si kamuya olmak üzer 21.7 milyar lirayla yılın en büyük iç borç ödemesine hazırlanan AKP iktidarı, bazı ihaleleri iptal etti, yapılan ihalelerde ise borçlanma miktarını olağanüstü düşük tuttu ve böylece iç borç faizini son ayların en düşük seviyesine çekti.

Bu operasyonun ardından 1 Kasım’da yüzde 24.24 olan 2 yıllık Hazine tahvil faizi yapılan piyasada yüzde 21’e kadar gerilerken, Hazine faizleri daha da düşürmek için, bugün düzenlediği ihalede satış tutarını sadece 200 milyon lirada tuttu.

Bu sayede ihalede faiz yüzde 18.79’a indi. Bu yaz başından bu yana en düşük oran. Hazine dün yapılan iki ayrı ihalede de benzeri bir yöntem kullanarak faiz oranlarını piyasa ortalamasının önemli ölçüde altına indirmişti. Ancak bu nedenle iki günde yaptığı üç ihalede sadece 3.1 milyar TL borçlanabildi ve yapılan tahvil satışlarının büyük bölümü kamu bankalarına gerçekleştirildi.

Ayrıca ihaledeki oranlarla piyasa ortalaması arasında büyük bir fark oluştuğu için bono piyasasında işlemler neredeyse durma aşamasına geldi.

Hazine son iki ayda yurtdışı piyasalarında yaptığı 3.8 milyar dolarlık iki Eurobond borçlanmasının ardından nakit dengesinin sağlamlaştığı gerekçesiyle bu ay yapacağı 5, 7 ve 10 yıllık üç ihaleyi iptal ettiğini önceki hafta duyurmuştu.

Buna ek olarak dün ve bugün yapılan ihalelerde de satış miktarı düşük tutuldu ve sistemde boşta para bırakıldı. Bu Türkiye’nin eylül ayında yaptığı 6.25 puanlık faiz artırımının ardından en önemli parasal genişleme adımı olarak ortaya çıkarken, sisteme çıkan boştaki paranın tercihi önem taşıyor.

Para AKP ekonomi yönetiminin planladığı şekilde TL’de kalırsa bu yolla mevduat ve kredi faizlerinin indirilmesi sağlanmış olacak.

Türkiye’de 17 Ağustos haftasından bu yana TL mevduatlar 24 milyar TL azalırken hem buna bağlı olarak, hem reel sektördeki iflas dalgası hem de tüketici talebinin düşmesi nedeniyle kredilerde şok bir gerileme yaşanıyor. 17 Ağustos’un ardından bankaların toplam TL kredileri 60 milyar TL gerilerken, bu rakamın tamamı iç piyasadaki ekonomik aktivitenin motoru konumundaki tüketici ve ticari kredilerden oluşuyor.

Bankacılık sisteminin reel ekonomiye açtığı finansmanın ani düşmesi nedeniyle piyasalardaki döviz krizi yerini TL sıkışıklığına bırakırken, hükümet Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 26 Ekim’de yaptığı "Nakit sıkışıklığını çözecek adımlarımız olacak" açıklamasından sonra harekete geçti. Konut, oto ve beyaz eşyayı kapsayan sektörlerde altı kalemde vergi indirimine gidildi.

Ayrıca bir proje olarak devletin konut sektöründe satılmayan daireleri alarak karşılığında bankalara ve inşaat şirketlerine ödeme yapması ve böylece tıkanan kredi çarkının tekrar açılması gibi projeler de gündeme geldi. Piyasalar ihaleler yoluyla piyasa faizlerindeki düşüş projesini Erdoğan’ın açıklamalarının ardından kamu borç yönetiminde yaşanan strateji değişikliği olarak algılıyor. Bir bankacı şunları söyledi:

"1994’ten bu yana Hazine piyasayla inatlaşmaz. Pragmatiktir, gereken faiz neyse her zaman verir. Şu an borç miktarını kısarak faizi düşürmek gibi bir politika var. Bu önemli bir risk. Mevduat yatırımcısını daha düşük faize ikna etmeden tahvil ihalelerinde faizi indirmek ekonomik literatürün tersine bir hareket anlamına geliyor."

Merkez Bankası verilerine göre bankaların ekim ayı içinde TL mevduata verdikleri en yüksek faiz oranı yüzde 33’e kadar çıkarken, ortalama TL mevduat faizleri de yüzde 23-24 aralığına çıktı. Mevduattaki bu faiz piyasada ticari ve ihtiyaç kredilerindeki faiz oranını yüzde 32-33 bandında tutuyor ve artan maliyete bağlı olarak düşen talep önümüzdeki yıl yapılacak yerel seçimler öncesinde iktidardaki AKP’nin oylarını törpüleyecek derin bir ekonomik sıkıntının yaşanmasına neden oluyor.

Öte yandan yarın ve 21 Kasım’da yapılacak 21.7 milyar TL’lik ödeme öncesinde Hazine’nin nakit durumu sağlam gözüküyor. Yurtdışından yapılan ek borçlanmanın da etkisiyle Hazine’nin Merkez Bankası’ndaki hesaplarında 43 milyar TL nakdi birikmiş durumda. Bu nedenle bir ödeme sıkıntısı olmayacak.

Öte yandan piyasaları takip edenler ekonomi yönetimi ve Hazine’nin son taktik değişikliğiyle 1993 Kasım ayından sonra Çiller Hükümeti’nin yaptığı zorla faiz indirim politikasını hatırlatıyor.

Çiller Hükümeti söz konusu dönemde tıpkı şimdi olduğu gibi bazı Hazine ihalelerini iptal edip bazılarında da borçlanma tutarını düşürmüş, ayrıca banka yöneticilerine baskı yoluyla piyasa faizlerini indirmeye çalışmıştı. Bu operasyonun sonunda döviz fiyatları kontrol dışına çıkarken tarihi 5 Nisan kararları alınmış hem faiz hem de faizde rekor yükselişler meydana gelmişti. 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.