'Ekonomideki tahribat öngörülenin çok üzerine çıkabilir'

Türk Lirası'nda yaşanan değer kaybı ABD'den gelen Brunson açıklamaları üzerine duraksamaya girse de uzmanlar, önümüzdeki sürecin ekonomi açısından kritik olduğunu belirtiyor.

Dünya Gazetesi'nden Uğur Civelek'e göre "Türkiye Ekonomisinin üçüncü çeyrek dönemine ilişkin verilerin hızla olumsuzlaştığı, küresel ekonomiye ilişkin algıların düzelmediği ve bozulmaya devam ettiği bir süreçten geçiyoruz."

Geride kalan haftanın ikinci yarısında açıklanan Yeni Ekonomi Programının umulan oranda heyecan yaratamadığını belirten Civelek, "Eğer içerideki durum normal olsa idi, sert faiz yükselişleri ve yeni bir hikaye yazılmasını gerektiren söz konusu programa ihtiyaç duyulmazdı! Fakat küresel koşullar ile ilgili olan ve riskten kaçınma eğilimini besleyen olumsuzluklar, hem acil ihtiyaçların karşılanmasını zorlaştırıyor ve hem de açıklanan programın gerçekçi olmayan yönünü oluşturarak başarı şansını sınırlıyor" diyor.

TL'de yaşanan değer kaybının 'küresel koşullar risk alma isteğini güçlendirecek şekilde düzelmediği sürece kayıplarını geri alma olasılığı yok denecek kadar az olmaya devam edebileceğinden' söz eden Civelek, bu ihtimalin evdeki hesapların çarşıya uymaması olasılığını güçlendirdiğini ve dış finansman ihtiyaçlarının makul maliyetler ile karşılanabilmesi olasılığını sınırladığını söylüyor: "Ekonomimizdeki tahribatın büyüyerek hiç taşınamaz hale gelmesi korkusunu besliyor."

Civelek, şöyle devam ediyor:

"Ağustos ayı Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi yüzde 18,16 oranında yükselmiş, yıllık rakam ise yüzde 59,12 seviyesine sıçramış. Döviz kurundaki hareketler, söz konusu endekse ve diğer üretici fiyatlarına hızla yansıyor ve maliyet kökenli enflasyon baskılarını azdırıyor. Bu koşullarda güven endekslerinin çöküşü kaçınılmaz olarak hızlanıyor. Söz konusu eğilimler seri bir şekilde durdurulup, kısa sürede kayıpların önemli bir kısmı geri alınamaz ise beklentilerin düzelme yoluna girmesi olanaksız hale gelebilir!

Ne makroekonomik görünümü biraz olsun düzelterek dengelenmeyi sağlamak, ne de sorunların yıkıcı hale gelmesini önlemek pek mümkün olamayabilir! Bizim kontrolümüzde olmayan küresel eğilimler, geleceğimiz üzerinde daha belirleyici olabilir! Olumsuz finansal eğilimler, ekonomideki tahribatı öngörülenin çok üzerine çıkartabilir!

Küresel koşullardaki eğilimler ise umutlu olabilmeyi zorlaştırıyor. Bu hafta ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşları açısından önemli; ikinci dilim listelerde, karşılıklı olarak ek gümrük vergisi uygulamaları başladı. Daha önemlisi aralarındaki gerginliğin artıyor olması!

Yine bu hafta başında küresel ticaret hacmine ilişkin endişelere ve dolardaki orta vadeli güçlenme eğilimine rağmen petrol fiyatlarını 80 dolar düzeyinin üzerini test ettiğini gördük.

Bu hafta ABD para otoritesi Eylül ayı Açık Piyasa İşlem Komitesi Toplantısı yapılacak; Çarşamba akşamı, dolar faizlerinin bir çeyrek puan daha yükseltileceğine kesin gözü ile bakılıyor. Muhtemelen çeyrek puanlık faiz ayarlamaları, Aralık ayında ve 2019 genelinde üç veya dört hamle ile devam edecek. Hem küresel ekonomiye ve hem de gelişenlere ilişkin beklentiler olumsuzlaşmayı sürdürecek gibi görünüyor."

Üç farklı küresel gerginlik kaynağının birbirlerini olumsuz yönde etkileme ve riskten kaçınma eğilimini güçlendirme potansiyelini bünyesinde barındırdığına işaret eden Civelek, bunun küresel koşulların düzelmesi umudunu ham bir hayale dönüştürdüğünü ifade ederek sakin kalınabilmesini giderek zorlaştırdığına yer veriyor.

Civelek, "Gelişen ekonomiler açısından, ülkemizdekine benzer türde programların başarı ile uygulanabilme şansını büyük bir hızla eritiyor. Daha açık ifade etmek gerekir ise, 2019 yılında ülkemizdeki ortalama dolar kurunun 5,60 düzeylerine yakın bir yerde oluşabilmesi olasılığı azalıyor; buna bağlı olarak, hedeflere yakınlaşarak başarı şansını yaşatma umudu zayıflıyor!" diyor.