Ekonomist Uğur Gürses: Türkiye hem siyasi hem de ekonomik krizi uzun süre taşıyamaz

Türkiye'de son iki aydır en önemli gündemi 31 Mart yerel seçimleriydi. Türkiye'nin en önemli sorunu ekonomik kriz ise bu günlerde pek gündeme gelmedi. 

Ekonomi Uzmanı Uğur Gürses seçimden bu yana bir ay geçmesine karşın ekonomi politikasında adım atılmamış olmasının durgunluk ve maliyet baskısı altında şirketler kesimini zorlu bir patikaya soktuğunu düşünüyor.

DW Türkçe'de bir analiz kaleme alan Gürses, "Seçim geçti, ekonomi dünyası atılacak adımları bekliyor. Ancak henüz böyle bir gündem yok Ankara’da. Ekonomide üreten ve ticareti yürüten reel kesimin ise bunu uzun süre bekleme lüksü ve takati yok. Finansal alanda ise kur baskısı giderek belirginleşiyor. Seçim sonrası siyasi krizin de tansiyonu yüksek seyrederken, ekonomide de finansal alanda kur baskısı yeniden gündemde" ifadelerini kullandı. 

Analistler son bir aydır Merkez Bankası’nın rezervlerine dair kuşkuları tartışıyor. Merkez Bankası ise bu kuşkuları dağıtacak hiçbir açıklama yapmadı.
Uğur Gürses'in bu konundaki yorumu şöyle:

"Mart ayında önce sert rezerv kaybı, ardından swap işlemleri ile döviz kabul etmeye başlamasına karşın bu işlemlerle uyumlu biçimde artmayan rezerv tablosu tartışmayı sıcak tutmaya devam ediyor. Tabiidir ki kur üzerindeki baskı da sürüyor.

Seçim öncesinde rezerv kaybını nedeni, kuru düşük tutabilmek için piyasaya kamu bankalarının döviz satması, bunu da Merkez Bankası’ndan “arka kapı” yöntemleriyle sağladıkları dövizlerle yapmalarıydı. Bir de swap işlemleri ile girdiği düşünülen dövizlerin rezerv artırıcı bir sonuç yaratmadığı da görülünce; döviz rezervlerine dair kuşkular artıp döviz kuru yükselmişti."

Ekonomist Gürses'e göre, Türkiye’nin savunma alanında ABD ile F-35 uçakları, Rusya ile S-400 füzeleri alımı çabası, potansiyel bir krizi de gündemde tutuyor. "Potansiyel kriz, potansiyel bir ambargo ya da yaptırım getirebilir" diyen Uğur Gürses, devam ediyor: 

"İşte bu “bıçak sırtı” potansiyel henüz mali piyasalarda tam olarak fiyatlanmış değil. Ayrıca ABD’nin İran’a dönük yaptırımları nedeniyle petrol fiyatları üzerinde bir fiyat baskısı da ortaya çıkmış durumda. Tüm bunlar, şirketler kesimine maliyet artışı, hane halkına bir “mutfak yangını” biçiminde yansıyan enflasyona “yakıt” olup yeniden hız verecek unsurlar. Ne yazık ki ne hükümetin ekonomi politikası çerçevesi ne de Merkez Bankası’nın izlediği para politikası bu gelişmelere ön alacak bir tablo sunmuyor."

Uğur Gürses'e göre, İstanbul seçimlerinin YSK nezdinde itirazların görüşüldüğü bir süreçte, kararın seçimlerin yenilenmesi yönünde çıkması halinde ekonomideki bu tablonun daha da derinleşmesi güçlü bir olasılık. Gürses "Türkiye hem siyasi hem de ekonomik krizi uzun süre taşıyamaz" dedi. 

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz