Can Teoman
Haz 02 2019

En parasız bayram tatili!

Kredi kartları, internetten alışveriş ve tatil günlerinde bile bankadaki vadesiz (hatta vadeli) mevduatlardan harcama olanağı sağlayan ödeme sistemi teknolojileri düşünüldüğünde günümüzde Merkez Bankası’nın bastığı nakit paranın öneminin giderek azaldığı söylenebilir.

Ancak bu teknik adı emisyon hacmi olan dolaşımdaki nakit para miktarının ekonomi açısından hiçbir etkisinin kalmadığı anlamına da gelmez. Bazı dönemlerde emisyon hacmi hala ekonomik olarak önemli değişimlerin habercisi olabilir.

Özellikle toplumun bir bütün olarak yaptığı uzun bayram tatilleri bu özel dönemlere bir örnek olarak gösterilebilir. Vatandaşların bankacılık sisteminin kapalı olduğu bu tatiller öncesinde bir güven aracı olarak ceplerinde nakit tutma isteği hızla artar. Bu da emisyon hacminde rekor dalgalanmalara yol açar.

Türkiye’de en çok Ramazan ve Kurban Bayramı’nda görülen bu etki kimi zaman ‘Merkez Bankası bayram öncesi para bastı’ şeklinde yanlış tanımlamalara neden olur.

Aslında Merkez Bankası para basmaktan çok, kasasında bulunan nakit paraları vatandaştan gelen ani talep artışı doğrultusunda geçici olarak kullanıma sunar. Amaç finansal istikrarı sağlamak ve piyasalarda bu geçici nakit talebi nedeniyle hızlı fiyat dalgalanmalarının önüne geçmektir.  

Nitekim, uzun tatil bittikten sonra, bayram öncesi piyasaya sürülen nakitler, bankacılık sistemi aracılığıyla  hızla geriye döner ve emisyon hacmi tekrar normalleşir.

Merkez Bankası tarafından yapılan 2013 yılında yapılan araştırmaya göre Türkiye’de emisyon hacminde en fazla etki yaratan iki mevsimsel dönem Ramazan ve Kurban Bayramı olarak belirlenirken, bu iki dönemde piyasadaki nakit miktarı da, bayram öncesi sırasıyla olarak yüzde 20 ile 30 artış gösterir.

Sadece 2013’e kadar olan dönem değil, daha sonraki yıllarda emisyon hacminde yaşanan dalgalanmalar da bu tespiti destekler.

Örneğin geçen yılki bayramlar incelendiğinde 4 günlük Ramazan Bayramı öncesinde iki hafta içinde emisyon hacminde yüzde 16 artış yaşanırken, piyasadaki toplam nakit miktarı 137’den, 158.5 milyar TL’ye çıktı. Keza dokuz günlük Kurban Bayramı’nda emisyon hacmi yüzde 30 artarak 183 milyar TL ile rekor kırdı.

Rakamlar, Merkez Bankası’nın tespitleriyle uyumlu olmakla kalmayıp, sadece bayramların değil, aynı zamanda bayram tatillerinin uzunluğunun da piyasadaki nakit miktarındaki artışta önemli bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor.

Tüketiciler öngörülen tatil süresi uzadıkça, ‘Ne olur ne olmaz’ diyerek zorda kalmamak için yanlarında daha fazla nakit bulunduruyor.

İstatistiksel olarak ispatlanmış bu rakamsal dalgalanmaya karşın bu yıl sürpriz bir kararla dokuz güne çıkartılan ve Ramazan Bayramı öncesindeki gelişmelere baktığımızda emisyon hacmi verilerinde büyük bir sapma görülüyor.

Merkez Bankası’nın analitik bilançosundaki emisyon rakamlarına bakıldığında, piyasadaki nakit miktarının bu yılki Ramazan Bayramı öncesindeki iki haftada sadece yüzde 5.6 arttığı görülüyor. 30 Mayıs itibarıyla dolaşımdaki para miktarı 141.2 milyar TL düzeyinde gerçekleşirken bu rakam geçen yılki Ramazan Bayramı’nda görülen emisyon hacmine göre yüzde 11’e yakın azalmış durumda.

Yıllık yüzde 19.5 olan enflasyon da eklediğinde Türk vatandaşlarının ceplerindeki nakitlerin satın alma gücü üçte bir oranında eridiği söylenebilir.

Bu dramatik değişim, elbette ki ekonomi ve piyasalara ilişkin bazı ipuçlarını da gündeme getiriyor.

Bunlardan birincisi: Türk Merkez Bankası dolardaki oynaklık korkusuyla ipleri çok sıkı tutuyor ve Müslümanlar için kutsal olan Ramazan Bayramı’nda bile gevşemeye izin vermiyor.

İkincisi: Parasal sıkılaştırmanın yoğunlaşması nedeniyle vatandaşlar sistemden yeterince nakit sağlayamayınca eldeki varlıklarını satıp tatil ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor.

Rakamlar henüz açıklanmasa bile, her yıl dini bayramlar öncesinde yoğun olarak görülen nakit ihtiyacı için efektif döviz bozma işlemlerinin Merkez Bankası’nın uyguladığı sıkı para politikası nedeniyle bu yıl daha yoğun olduğu söylenebilir. Bu da Bayram öncesi ‘S400’lerde çözüm ve ABD ile ilişkilerde yumuşama’ gibi spekülasyonları da bahane ederek, dövizde yaşanan hızlı gerilemenin perde arkası dinamiklerini anlamak açısından önemli bir etken.

Yani Bayram tatili öncesinde nakit ihtiyacı nedeniyle vatandaşlar tarafından yoğun döviz satışı yapıldığı ve bunun da dolar kurunda geçen hafta görülen 25 kuruşluk düşüşün önemli bir tetikleyicisi olduğu söylenebilir. Ayrıca, elbette ki satılan dövizlerin bir kesim tarafından oldukça ucuza satın alınarak bir fırsat yaratıldığını da söylemek mümkün .

Üçüncü sonuç ise Türk tüketicisinin uzun yıllar sonra en parasız bayram tatiline girmiş olması gerçeğidir. Bu da vatandaşlar açısından moral olması beklenen dokuz günlük tatilin ekonomide güven artışı değil tersine etki yaratmasına neden olacak negatif bir gelişmedir.

Bu da sadece 10 gün önce açıklanan Tüketici Güven Endeksi’nin neden yüzde 13 gibi rekor bir düşüşle geçen yıl yaşanan krizden sonraki en düşük seviyeye indiğini anlamak açısından önemli bir gösterge. Cepte para olmayınca tüketicinin ekonomiye ve ekonomik yönetime karşı güveni de doğal olarak dibe vuruyor.

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.