Enflasyonla mücadele zabıtaya havale: Yeni hedef içerideki 'kriz suçluları’

16 yıldır tek başına yönettiği Türkiye’de iç ve dış politikadaki sorunların yanında, ekonomideki hiçbir olumsuzluğu üstlenmeyen, sürekli farklı suçlular ve gerekçeler üreten Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın açıklanacak ve muhtemelen çok yüksek çıkacak eylül ayı enflasyon verileri öncesinde, enflasyon ve zamlarla mücadele görevini belediye zabıtalarıyla, belediye başkanlarına havale etti.

Daha önce kur ve faizlerdeki, enflasyondaki artışı 'dış güçlere, dışarıdan yapılan ekonomik saldırılara' bağlayan Erdoğan, bu kez TL’de yüzde 40’a varan değer kaybıyla birlikte artan fiyatlar ve yapılan zamların 'ihanet şebekelerinin, fırsatçı ve stokçuların saldırısı' olduğunu öne sürerek, vatandaşları muhbirliğe davet etti.

AKP Genel Başkanı olarak katıldığı  partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada “ekonomik gerçeklerle ilgisi olmayan dalgalanma döneminin yavaş yavaş geride kaldığını” savunan Erdoğan,  iş dünyasına, esnafa, sanayiciye ve vatandaşlara “Sabırlı olacaksınız” diye seslendi.

Erdoğan; “Bir gerçeği daha açık ve net söylüyorum: Stoklara ve stokçulara da fırsat vermeyeceksiniz. Yasaların bize yüklediği görev sebebiyle gereğini yaparız. Faiz, kur, enflasyon saldırısına ekonomimizin çarklarını döndürmeye devam ederek cevap verebiliriz. Marketlerde şurada burada, sizler işi en yakın teftiş eden insanlarsınız. Gerçekten alışılmadık şekilde ürünlerde fiyat farkları varsa, bunları hemen belediye zabıtalarına iletin. Buradan belediye başkanlarımıza da sesleniyorum. Zabıtalarınızı hassas olmaya teşvik edin. Ciddi oynamalar, stoklar varsa, bunların stoklarını basmak, bizim de devlet olarak milletimizin haklarını koruma bakımından görevimizdir.” dedi.

Erdoğan ve müttefiki Bahçeli’nin markettlerden pazara, kırtasiyelerden fırınlara ve tarlaya kadar üretilen ürünlere ve hizmetlere zam yapanları “kurdaki artışları fırsata çeviren, hainler” olarak suçladıkları bir ortamda zamların asıl nedenlerini ve sorumlularını anmamaları dikkat çekiyor.

24 Haziran seçimlerinin hemen ardından; ağustos, eylül ve son olarak 1 Ekim’de üç ay üst üste doğal gaza konutlarda yüzde 9, sanayide yüzde 18.5 zam yapan devlet şirketi BOTAŞ’ın “TL’nin değer kaybıyla dövizdeki yükselişe” dayandırdığı zam gerekçeleri sonrasında, evlerdeki doğal gaz faturaları yüzde 30, sanayicinin faturası ise yüzde 48 kabardı.

Enerji Piyasaları Düzenleme Kurulu’nun (EPDK) elektrik tarifelerinde üç ayda üç kez yaptığı düzenlemelerle de konut, sanayi ve ticarethanelerde kullanılan elektriğin fiyatı yaklaşık yüzde 20 zamlandı.

Her türlü üretimin en temel girdisi olan elektrik ve doğal gaz zamlarını fiyatlarına yansıtanları, 'fırsatçılar' olarak suçlayıp, ihbar çağrısı yapan Cumhurbaşkanı'nın yanı sıra, MHP lideri Devlet Bahçeli de fiyat artışına gidenleri 'gayrı milli' olmakla suçladı.

Bahçeli, “Ekonomi fırtınaya tutulduğunda fırsatçılık yapan kim varsa, milli mensubiyeti idrak edemeyenlerdir. Vatandaşlarımız ne içelim ne yiyelim derdindeyken kurdaki artışları fırsata çevirenlerin nasıl bir ahlâk anlayışı vardır. Stokçuluk yapanlar, yabancı ülkelere sermaye kaçıranlar mutlak deşifre edilmelidir. Ekonomik yangın söndü, sönüyor. Yapılan zamlar ne olacak, geri alınacak mıdır? Hükümet sinsi fırsatçıları belirlemelidir” dedi.

Geçen hafta gazetelerin Ankara temsilcileriyle bir araya gelen Bahçeli, 'ekonomide bahar havasının yakın olduğunu' öne sürmüş ve ekonomideki yangının sönmek üzere olduğunu ifade ederek Erdoğan’a destek çıkmıştı. Bahçeli, stokçu-fırsatçılardan, yurt dışına sermaye kaçıranlardan hesap sorulmasını istedi.

Erdoğan ve Bahçeli’nin Mc Kinsey ile varılan anlaşma sonrası bir anda 'dış güçler, dış düşman ve dışarıdan ekonomik saldırı' söylemini terk ederek, 'iç düşman, fırsatçı, stokçu hainler' söylemine sarılmaları dikkat çekiyor.   

Bahçeli ve Erdoğan’ın 'ekonomide bahar havasından, sıkıntıların geride kaldığından' dem vurmalarına karşın, aralarında dev sanayi, inşaat, gıda, lojistik, tekstil, ayakkabı üreticisi ve ihracatçılarının da yer aldığı, konkordato ilan eden şirket sayısı 7 bine ulaşmış durumda.

Son olarak Kuşadası ve Mersin’de 2 kişi borçlarını, kiralarını, faturalarını, taksitlerini ödeyemedikleri gerekçesiyle mahkemeden 'kişisel konkordato' kararı çıkarttı.

Mahkemeler üç ay süre verdikleri iki şahsa birer muhasebeci-mali müşavir tayin ederek, alacaklılarla müzakere etmelerine karar verdi.

Ağustos ayında yüzde 53 daralma gösteren otomotiv pazarındaki üretim ve satışlar, Otomotiv Sanayicileri Derneği’nin (OSD) bugün açıkladığı verilere göre eylülde yüzde 68’e yükseldi.

Ekonomideki durum için özellikle 'sıkıntı' sözcüğünü tercih eden Erdoğan yönetimi krizin, enflasyon ve zamların, hayat pahalılığının, şirket iflasları ve batakların depreme dönüştüğü bir aşamada, hedef şaşırtmaya yöneldi.

Krizin sorumluluğunu bu kez içerideki bazı mihraklara, başkalarına atmayı içeren algı stratejisinin yeni aşaması ise bugün hayata geçirildi.

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 1 Ocak 2017’den bugüne kadar ABD’de açılan ağırlıkla İranlılara ait hesaplara, ATM ve banka şubelerinden yapılan 5 bin TL ve üzerindeki para transferleriyle ilgili operasyon başlatarak, 417 kişi hakkında gözaltı ve yakalama kararı çıkarttı.

On ayda yurt dışına bu şekilde yapılan para transferlerinin 2 milyar 455 milyon TL olduğu kaydedilirken, incelemenin kara para aklama ve terör finansmanı çerçevesinde yürütüldüğü belirtildi.

Bu operasyonla aynı gün Erdoğan yönetimine yakın Takvim gazetesi, aralarında Türkiye’nin önde gelen holding patronları, iş adamlarının da yer aldığı isimlerin yurt dışına 150 milyar dolara varan para ve servet transfer ettiklerini, bu paraların off shore vergi cennetlerinde kurulan paravan şirketler üzerinden aktarıldığını iddia eden bir haberi manşetten yayınladı.

Dolayısıyla Moody’s ve Fitch’in bankalardaki döviz mevduatlarından kaynaklanan ve olası müdahale gerekçesine dayandırılan ülke notu indirimine paralel olarak, 20 Türk bankasının döviz mevduatı notlarını düşürmeleri, “döviz hesaplarının TL’ye çevrileceği” söylentilerini yeniden ekonomi kulislerinde yaygınlaştırdı.

Tam da bu aşamada MASAK’ın başlattığı yurt dışına para transferi operasyonu ve eş zamanlı olarak Erdoğan’a yakın medyanın, işadamlarının yurt dışına 150 milyar dolar kaçırdığı haberlerini manşetlerine taşıması, Devlet Bahçeli’nin yurt dışına para kaçıranların deşifre edilmesi çağrıları, ekonomik krize yeni suçlular ve sorumlular yaratmak amacıyla, içe dönük bazı yeni hamle ve operasyonlara zemin hazırlığı olarak değerlendirilebilir.

Erdoğan, geçtiğimiz Ağustos ayında kurların zirveye çıktığı günlerde yaptığı bir konuşmada, işadamlarına seslenerek kimsenin dövize hücum etmeye, parasını yurt dışına kaçırmaya tevessül etmemesini, bunun için de “B ve C planlarının” hazır olduğunu söylemişti.