Zülfikar Doğan
Ağu 15 2018

“Katar, Türkiye’ye bir şey katmaz!”

ABD ile yaşanan Rahip Brunson gerilimi ardından gündeme gelen ekonomik yaptırımlarla, kur artışlarıyla boğuşan Türkiye ekonomisinin toparlanması için, Merkez Bankası başta olmak üzere kurumsal düzeyde alınan önlemlerle piyasaların tansiyonu nispeten düşürülse de kaygılar bitmiş değil.

Ancak “geçici” görünen bu durumun, her an Trump’tan gelecek yeni bir yaptırım dalgasıyla alev topuna dönüşebileceği endişesi devam ediyor.

Bunun içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekonominin başına getirdiği damadı, Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak, petrol zengini Körfez ülkelerinde kişisel-ailevi dostluklarını devreye sokarak para bulma, fon sağlama arayışında.

2017 yazındaki Körfez Krizinde, Suudi Arabistan öncülüğünde, Kuveyt ve Umman dışındaki diğer körfez ve Arap ülkelerinin ambargosuna maruz kalan Katar’ın imdadına Türkiye yetişti. Katar’ın Suriye başta olmak üzere, bölgede cihatçı terör örgütlerine, Müslüman Kardeşler’e destek verdiği, Müslüman Kardeşler örgütünün bazı liderlerini barındırdığı vb. gerekçeleriyle başlatılan ambargo ve ablukada, Türkiye Katar’ın yanında yer aldı.

Oluşturulan hava köprüsüyle gıda maddeleri, deniz yoluyla da tonlarca yiyecek, içecek, ilaç vs. Katar’a ulaştırıldı. TBMM’den acilen geçirilen Türkiye-Katar askeri işbirliği anlaşmasıyla TSK, Katar’da askeri üs kurdu. Tugay büyüklüğünde askeri Katar’a gönderdi, Katar ordusu ile ortak tatbikat gerçekleştirildi.

Şimdi ABD ile yaşanan krizin ortaya çıkarttığı ekonomik depremde ise Katar’ın uzun süredir suskunluğu dikkat çekti. Önce iktidara yakın medya organlarında “Katar’ın ihaneti” manşetleri atıldı. Ardından 13 Ağustos’ta Erdoğan’ın Şeyh Temim ile telefon görüşmesi gerçekleşti. Nihayet Katar Emiri adeta “emrivaki” ile Maliye Bakanını da yanına alıp 15 Ağustos’ta Ankara’ya gelmeye mecbur kaldı.

Şeyh Temim’in ziyareti sürerken, Katar’ın Ankara Büyükelçiliği’nden yapılan açıklamada, Katar’ın Türkiye’nin ve Türk halkının her zaman yanında olduğu duyuruldu. 15 Temmuz 2016’daki darbe teşebbüsü sonrasında da Katar’ın sarsılan Türkiye ekonomisine destek için Türk Lirası varlıklara yatırım yaptığı, TL’ye destek verdiği hatırlatıldı.

Beştepe’deki öğle yemeğine Erdoğan ve Şeyh Temim’le birlikte, Bakan Albayrak ve Katar Maliye bakanı da katıldı. Dörtlü görüşmede, Katar’ın Türkiye’deki yatırımlarına hız vermesi, Türkiye’den yaptığı ithalatı artırması, Türkiye’ye yeni fon sağlama imkanının olup olamayacağı ele alındı.

Görüşme sonrası Cumhurbaşkanlığının yazılı açıklamasında, Şeyh Temim’in, Katar’ın önümüzdeki dönemde Türkiye’de toplam tutarı 15 milyar dolara kadar ulaşacak şekilde doğrudan yatırım yapacağını bildirdiği kaydedildi.

Halen QNB Finansbank, Türkiye’nin en büyük dijital yayın platformu Digitürk, Royal Qatar Tourism gibi onlarca Katarlı şirket çok farklı sektörlerde faaliyet gösteriyor. Ekonomi Bakanlığı verilerine göre Katar Türkiye’ye doğrudan yatırımlar açısından 19. Sırada.

2002’den 2017 sonuna kadar Türkiye’deki Katar doğrudan yatırımları 18-20 milyar dolar arasında. Merkez Bankası’nın ödemeler dengesi bilançosunda net hata noksan kaleminde sıklıkla yer alan milyarlarca dolarlık “kaynağı belirsiz” döviz girişlerinin de önemli bölümünün körfez ülkeleri kaynaklı ve bu arada Katar’dan gelen sermaye olduğu sıklıkla ileri sürülüyor.

Bugüne kadar muhalefetin kaynağı belirsiz bu dövizlerin nereden geldiği soruları yanıtsız kaldı. Son dönemde ise bu kalemde kaynağı belirsiz döviz çıkışları söz konusu. Katar doğrudan yatırımları son olarak Erdoğan’a yakın işadamı Ethem Sancak’a verilen süper teşvik çerçevesinde gündeme geldi.

Savunma sanayii alanında Sancak’ın BMC’si ile ortaklıkları bulunan Katar’ın, açıklanan 15 milyar dolarlık doğrudan yatırım desteği kapsamında Türkiye Varlık Fonu’na devredilen kamu kuruluşlarından hisse alacağı, Karadeniz ve Ege bölgesinde bazı büyük turizm yatırımları gerçekleştireceği kaydediliyor. Cumhurbaşkanı geçtiğimiz yıl Şeyh Temim’i Trabzon’a götürerek özel uçakla havadan Trabzon yaylalarındaki turistik yatırım olanakları konusunda bilgilendirmişti.

Tabii 15 milyar dolarlık doğrudan yatırımın tek kalemde, birkaç ayda ya da bir yılda gerçekleşmesi söz konusu değil. Katar’ın vaat ettiği doğrudan yatırımlar, önümüzdeki yıllara yayılarak gerçekleşecek. Bu yatırımların önemli kısmının ise portföy yatırımı şeklinde, Türk şirketlerinden, kamu kuruluşlarından özel ve kamu bankalarından hisse alımı şeklinde olacağı kaydediliyor. Dolayısıyla, şu aşamada Türkiye’nin cari açığını, döviz kurlarını dengeleyecek asıl gereksinimi olan nakit paradan ziyade, psikolojik bir destek anlamı taşıyor.

Türkiye’nin şu andaki acil gereksinimi taze-nakit kaynak girişi. Yüz milyarlarca dolarlık petrol geliri, zengin doğal gaz yatakları ve küresel düzeyde 200 milyar doları aşkın fonlarını ABD piyasalarında değerlendiren Katar’ın, ABD’yle kavgalı durumdaki Türkiye’nin yanında açıktan yer alması güç.

Sadece ABD krizinde değil, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Yunanistan ve Mısır ile yaşadığı petrol-doğal gaz arama krizinde de Katar, Rum Yönetimi ile işbirliği içinde ve karşı safta.

Rum yönetiminin ilan ettiği, Türkiye’nin ise tanımadığını açıkladığı Akdeniz’deki Münhasır Ekonomik Bölgelerde (MEB), Katar devlet petrol şirketi ABD’li Exxon ile ortak ruhsat aldı. Doğal gaz arama, sondaj ve üretim çalışmalarına Ekim ayında başlayacak.

Topraklarında ABD’nin Körfez bölgesindeki en büyük askeri üslerinden birisine ev sahipliği yapan Katar, sahip olduğu yüz milyarlarca dolarlık fonların büyük bölümünü ABD bankalarında tutuyor.

Şeyh Temim’in ziyareti ve Türkiye’nin Katar’dan fon beklentileri konusunda Ahval’e değerlendirmelerde bulunan ODTÜ Uluslararası İlişkiler Öğretim üyesi Prof. Hüseyin Bağcı “Katar, Türkiye’ye bir şey katmaz!” dedi. Prof. Bağcı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Katar, Trump’ın hışmını çekmeyi göze alıp, açıktan Türkiye’ye bir şey vermez. Veremez. El altından, 3-5 milyar dolar destek çıkabilir ama bu Türkiye’nin işini görmez. Taşıma suyla değirmen dönmez, yangın sönmez. Ekonomideki yangın büyük.

Katar’ın petrol paraları, fonları ağırlıkla ABD bankalarında. ABD anında bloke eder. Körfezde ambargo altında olan, Suudilere karşı ABD’nin yardımına ve himmetine muhtaç Katar’ın ilacı olsa önce kendi başına sürer.”

Kültür Üniversitesi Devletler Hukuku Kürsüsü Başkanı Prof. Hasan Köni de Ahval’e yaptığı değerlendirmede “Katar da dahil, körfez ülkelerinin hepsinin parası, ABD-Avrupa bankalarında. Rusya ya da Çin bankalarında değil. ABD’nin kontrol ettiği petro-dolar küresel para sisteminde, SWIFT mekanizmasını, dolar trafiğini kontrol eden ABD hazinesi iken, Katar ABD’den habersiz Türkiye’ye bir dolar bile nakit kaynak aktaramaz. Ancak ABD izin verirse, verebilir.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD yaptırımları ve gerilimine karşı Rusya ve Çin ile yakınlaşma siyasetinin ciddi bir sonucu olamayacağını söyleyen Prof. Köni şöyle devam etti:

“Rusya, Suriye üzerinden Ortadoğu’da giderek başat konuma geliyor. ABD ile kapalı kapılar ardında bölgesel olarak rolleri değişiyorlar. Çin, tugaylar oluşturdu, Suriye’ye asker göndermeye hazırlanıyor. Rusya, Suudilere nükleer santral, S-400, milyarlarca dolarlık silah satıyor. İsrail ile kanka. Netanyahu, bir yılda dört kez gitti Moskova’ya. Trump’ın göreve başlar başlamaz ilk ziyaret ettiği ülke Suudi Arabistan ve İsrail oldu. Sonrasında, Suudiler İsrail ile yakınlaştı. Ambargo ile Katar’ı tecrit ettiler.

Hatta kara bağlantısını da koparıp, Katar’ı bir adaya dönüştürme peşindeler. Katar emiri alelacele ABD’ye gitti, Trump ile görüştü. Sözünden çıkmama sözü verdi. Şimdi Katar, Türkiye ABD ile kapışırken, o cüce boyuyla ABD’nin sözünden çıkamaz. Türkiye’ye ne verebilir?

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve diğer liderler kendi kamuoylarına oynuyor. ABD mallarına boykot vs. bunun için. Sonuç alınamayacak şeyler. Yerli-milli dediğiniz her malın, ürünün içinde başta ABD olmak üzere yabancı parça, katkı var. Geriye diplomasi, hukuk kalıyor. Hukukunuza dünyayı inandırıp, güvendirmeniz lâzım. Erdoğan ve Türkiye’nin handikapı burada. Kimse bu işlerin adalete, bağımsız yargıya, hukuka göre yapıldığını düşünmüyor.

Bu noktadan sonra bu arbededen haysiyetli bir çıkış formülü aranıyor. Benim gözlemim, Rahip Brunson Kurban Bayramı’ndan önce ya da en geç bayram sonrası serbest bırakılacak, ABD’ye uçacak. Kimse NATO’dan çıkarız falan diyerek bir sonuç beklemesin. ABD ile Küba, Kıbrıs, Haşhaş vs. bir sürü kriz yaşandı. Rahmetli İsmet Paşa yeni bir dünya kurulur, Türkiye orada yerini alır demişti. Kendisi öldü gitti, ABD de dünya da yerinde duruyor. Türkiye’nin de nerede durduğu ortada.”