Can Teoman
May 20 2019

Özel bankalar toparlanamıyor, krediyi unutun

Bundan 10 yıl önce, küresel kriz yaşanırken Türk ekonomisinin gururu olarak bahsedilen bankacılık sektörü, 2018’de zirveye çıkan ev yapımı krizde ülkenin en sorunlu iş alanlarından biri haline geldi.

Sektör geçen yılın her çeyreğinde bir öncekine göre donuk ve yakın izlemedeki alacaklardan oluşan sorunlu kredilerini neredeyse katlayarak artırdı. Yılın sonu geldiğinde sorunlu alacakların toplam kredilere oranı yüzde 17’ye yaklaşırken, problemli krediler özkaynakların tamamını yutmuştu.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları bu manzara nedeniyle Türk bankacılık sektörünün kredi notunu, çoğu banka için ülke puanının iki basamak altına geriletti. Türk bankaları dünyanın en risklileri arasında sıralanırken, sermaye takviyesi yapılmaması durumunda bazı dev bankaların iflasının gündeme gelebileceğine ilişkin yorumlar yapıldı.

Banka bilançolarındaki aşırı kötüleşmenin temel nedeni döviz kurlarındaki hızlı artış olurken, ABD’li yatırım bankası Goldman Sachs, Ağustos ayında yayınladığı bir raporda doların 7.1 TL’yi geçmesi durumunda Türk bankalarının sermayesiz kalacağı uyarısında bulundu.

Tüm bu olumsuz ve korku dolu bekleyişlere karşın Merkez Bankası’nın Eylül ayında yaptığı 6.25 puanlık rekor faiz artışıyla piyasalarda sağlanan yumuşama, bankaların da bilançolarında toparlanma fırsatı verdi.

Bugün itibarıyla bakıldığında, kısa süre önce tamamlanan 2019 ilk çeyrek bilançoları sektörde 4 çeyrek sonra ilk kez verilerin olumluya döndüğünü işaret ediyor. Türk bankacılık sisteminin özkaynaklarının yüzde 80, kredilerinin yüzde 92’sini oluşturan 10 büyük bankanın verileri Mart 2019’da, 2018 yılsonuna göre bir parça da olsa daha olumlu sinyal veriyor.

Sektörün toplam sorunlu kredi tutarı 68.2 milyar dolardan 65.3 milyar dolara inmiş durumda. Aynı zamanda 2018 sonunda yüzde 16.6 olan sorunlu kredi/toplam kredi oranı yüzde 15.8’e düştü. Yüzde 105.8 olan ortalama sorunlu kredi/özkaynak oranı ise sabit kaldı.

Bankaların ilk çeyrek sonuçlarının ayrıntıları tablolarda yer alıyor:

 

 

 

Her ne kadar seçim öncesi sağlanan bir takım yapay ekonomik şartlar, dış borç imkanlarının 2018’e göre nispi ölçekte yumuşaması ve iktidarın kamu bankalarına çeşitli yöntemlerle kaynak aktarımı gibi bir takım geçici etkenlerle de olsa, krizin en önemli sonuçlarından birini oluşturan sorunlu kredilerde oransal büyümenin durması, Türk bankacılık sektörü için önemli bir kazanç oldu.

Öte yandan sektördeki 10 büyük bankanın verilerini kamu ve özel olarak kırılımlara ayırdığımızda, manzara büyük ölçüde değişiyor. Devlet bankaları gibi geniş sermaye kaynakları ve kredi verme gücü olmayan özel sermayeli bankalar için bahsedilen toparlanmadan alınan payın çok küçük kaldığı ve genel ekonomide yaşanan pozitif eğilimlerin bilançolara yansıtılabildiğini söylemek çok zor.

Mart sonundan sonra finansal piyasaların yeniden karışması döviz fiyatları ve faiz oranlarındaki ani çıkış göz önüne alındığında, özel sektör bankalarının ilk üç aydaki toparlanma fırsatını yeterince değerlendiremediğini söylemek pek de karamsar bir yorum sayılmaz.

Tablolarda kırmızıyla gösterilen özel sektör bankalarının sorunlu alacaklar/toplam krediler oranı yılın ilk çeyreğinde yüzde 20.2’den, yüzde 19.9’a ancak gerileyebildi. Sorunlu kredi/özkaynak oranı ise yüzde 123.4’ten, yüzde 116.8’e düştü.

Rakamlar gösteriyor ki, Türkiye’de devlet gibi geniş bir sermaye kaynağı olmayan sermayedarlar için zor günler bitmiş değil. Ve rakamların gösterdiği bir başka gerçek de, bu veriler ışığında özel sektör bankalarının hala kredi verme işlevlerine geri dönmek için çok zaman gerektiği.

Zaten iktidardan gelen tüm baskıya karşın, kredi vermedeki iştahsızlıkları, özel sektör bankalarının da uçurumun kenarında dans ettiklerinin farkında olduklarını gösteriyor.

© Ahval Türkçe