'Piyasanın en eski 2 markası daha iflasın eşiğinde'

Hotiç, Beta, Yeşil Kundura gibi ayakkabı devleri peş peşe konkordato ilan etti ve borçlarını yeniden yapılandırdı. 

Beş milyar dolarlık bir hacime sahip olan sektör ayakta durmakta zorlanırken, Dünya Gazetesi yazarı Kerim Ülker, iki büyük ayakkabı firmasının daha benzer akıbeti yaşamak üzere olduğunu yazdı.

26 Eylül Çarşamba tarihli yazısında, Ülker, ayakkabı sektörünün 2017 yılında 769 milyon, 2018'in Ocak-Ağustos ayları arasında ise, 639 milyon dolar ihracat yaptığını hatırlattı.

Ayakkabı devlerinin çift haneli rakamlarla büyümesine rağmen peş peşe kepenk indirdiklerini ifade eden Ülker, bu dalganın mağazalarını bir bir kapatan Shumix ile baş gösterdiğini ifade etti ve ekledi:

"...önce Hotiç’e ardından Yeşil Kundura ve Beta’ya sıçradı. 1938 yılında kurulan sektörün en köklü şirketi Hotiç, Türkiye genelinde 150 satış noktasına sahipti. Ardından gelen Yeşil Kundura 1948’de üretime başladı. Yaklaşık 10 sene önce koyduğu 50 mağaza hedefindeydi ancak konkordato başvuruna kadar 13 franchise mağazaya kadar geriledi.

İlk mağazasını 1985’te Nişantaşı’nda açan Beta ise sektörün genç markalarından biriydi. Kısa sürede 50 mağazaya ulaştı ancak yaşanan krize boyun eğmek zorunda kaldı."

Sırada iki büyük ayakkabı firmasının daha olduğuna değinen Ülker, isim vermek yerine şirketlerin büyüklükleri ve piyasadaki faaliyetleri ile ilgili bilgi vermeyi tercih etti. 

Ülker, Edirne’den Van’a 100’den fazla mağazası olan ayakkabı firmasının ekonomik zorluk içinde olduğunu, bir diğerinin de 100'den fazla mağazası bulunduğunu ve borçlarını tahsilatta zorlandığını aktardı.

Ülker, ayakkabı sektörünün içinde bulunduğu durumu şu satırlarla anlattı:

"İhracatla birlikte 5 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşan ayakkabı sektörünün yön veren şirketleri tarihinin en kötü günlerini yaşıyor. Özgentürk’e konuşan Ziylan Grup’un ortaklarından olan Türkiye İhracatçılar Meclisi eski Başkanı Mehmet Büyükekşi sektörde önemli yapısal sorunlar olduğunu vurguluyor. Büyükekşi, “Sektörde vadeler kısaldı. Vadeli satıştan uzaklaşılıyor. Banka kredilerinde ekonomik sıkıntılar nedeniyle frene basıldı. Şirketlerde işletme sermayesi sıkıntısı ortaya çıktı” diyor.

Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu konu markalaşmak. Bu konuda belkide en umutlu olduğumuz sektör ayakkabı. İçerideki büyümeyi dışarıya yansıtmak için çabalıyorlar. Şöyle bir etrafınıza bakın. Örneğin bir alışveriş merkezine gittiğinizde giyimden çok ayakkabıda Türk markalarıyla karşılaşıyoruz. Kimi asırlık geçmişe sahip işte bu markaların sorunu diğer sektörleri de vuracak. On binlerce insanımıza iş imkanı sağlayan, ihracatın önemli liderlerinden ayakkabıya destek olmazsak, ayaktan başlayan kriz reel sektörün diğer birimlerine de yayılacak.

'Cesurun ayakları dayanmak, korkağın ayakları kaçmak için yaratılmıştır.'

Kolay yolu seçmek yerine, kaçmadan mücadele eden, 5 milyar dolarlık pazara sahip bu cesur markalara destek olmak gerekmez mi?"

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz