Tem 13 2018

'Türkiye çok feci bir ekonomik kriz yolunda'

Fadi Hakura, Chathamhouse’da yayınlanan analizinde Türkiye ekonomisinin kırılganlığını yazdı. Hakura ekonomiyi “Ekonominin kötüleşen durumu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve rakipsiz liderliğinin Aşil topuğu” diye değerlendirdi.

Seçimlerden beş gün sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan radikal şekilde artırılmış anayasal gücüyle yeni hükümetini atadı. 16 sadık ve partili üyeyi seçen Erdoğan karar alma mekanizmasının merkezinde kalmayı garanti altına aldı.

En önemli gelişmelerden biri Erdoğan’ın, deneyimsiz damadı Berat Albayrak’ı Hazine ve Maliye Bakanı yaparak eski Merrill Lynch ekonomi şefi Mehmet Şimşek’i feda etmesiydi. Albayrak’ın gergin finans piyasalarını ve yatırımcıları yatıştırma konusunda becerikli olup olmadığı tartışmalı.

Erdoğan'ın önceliği makroekonomik zarar ve mali istikrar pahasına kısa vadede büyümeyi sağlamak.

Çift hanelere ulaşmış enflasyonun kontrol altına alınması ve bu yıl yaklaşık yüzde 20 oranında değer kaybeden liranın desteklenmesi için faiz artırımının devam etmesi gerekiyor. Bu aynı zamanda, piyasaları ucuz kredi ile doldurmak ve yaygın inşaat ve mega altyapı projelerine sponsor olmak için kesenin ağzını açması anlamına geliyor.

Vaatleri doğrultusunda Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle, kendisine, dört yıllık bir süre için Merkez Bankası Başkanı’nı ve Ekonomi Politikası Kurulu’nu dört yıllık bir süre için belirleme hakkı verdi. Bununla, bir zamanlar saygın ve bağımsız olan merkez bankasının siyasileştirilmesi süreci tamamlandı. Ve bu uygulama, yüksek faiz oranlarının daha yüksek enflasyonla eşdeğer olduğu yönündeki alışılmışın dışında parasal görüşleriyle de uyumlu.

Erdoğan, parlak yüksek binalar, devasa altyapı gösterileri ve yüksek büyüme oranları ile ilerlemeyi destekliyor. Üstün Ferrari büyüme oranları elde etmek için orta büyüklükteki Audi tarzı Türk ekonomisinin hızını artırmak için yakıtı artırıyor. Herhangi bir araba tamircisinin de bildiği gibi, bu taktikler uzun vadede sürdürülebilir değil. Önünde sonunda motor yanacaktır.

Türkiye'nin büyüme modelinin zengin ekonomiler ligine katılması için bir revizyon gerektirdiğini kabul etmiyor gibi görünüyor. Türkiye sürdürülebilir özel yatırım ve ihracattan ziyade tüketici harcamalarına, devlet destekli altyapı ile spekülatif mali akışlarla finanse edilen inşaat projelerine bağımlı.

Net sonuç: Kurumsal sektörün yabancı para yükümlülükleri 2017 yılı sonu itibariyle 328 milyar dolara yükseldi. Yabancı döviz varlıkları, hala 214 milyar seviyesinde. ABD doları ve euro cinsinden borç 2008'den bu yana ikiye katlandı, bunun yüzde 80'i yerli bankalar tarafından tutuluyor.

Bu akut ödeme dengesi koşulları göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye'nin yabancı varlıkların çıkışını sınırlamak için kısa vadeden orta vadeye sermaye kontrolleri uygulaması imkansız değil. Merkez Bankası’nın 45 milyar dolarlık net uluslararası rezervleri, cari işlemler açığını -50 milyar dolar olarak, ticaret dengesi ve finansal akışların toplamı olarak tanımlanıyor- karşılayamıyor.

Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, bazı büyük Türk şirketleri, liradaki düşüş borç yükünü arttırırken, yabancı borçlanma yükümlülüklerini yeniden yapılandırmaya çalışıyor. Önemli sayıda Türk şirketinin yabancı yükümlülükleri konusunda temerrüde düşmesi halinde, bu durum Türkiye ekonomisine yansıyacak, kitlesel tüketici paniğine neden olacak, uluslararası finans piyasalarının güvenini sarsacak, Türk finans sistemi içinde derin bir kriz ile uzun vadede ekonomik durgunluk ve potansiyel bir krize yol açacaktır.

Erdoğan’ın milliyetçi müttefikleri olan Milliyetçi Hareket Partisi de hükümete katılmayı reddetti. Belki de 2001’de üç parti hükümetinin üyesi olan MHP lideri Devlet Bahçeli o dönemki mali krizde dersini almıştır. Dolayısıyla, Bahçeli, ekonomik bir gerilemenin sorumluluğunu almaktansa etkisini dışarıdan sürdürmeyi seçiyor.

Erdoğan, sonuçlarını hesaba katmadan yönetimdeki tekilliğini ikiye katlıyor. Şu anki politik hâkimiyetine rağmen, ekonominin kötüleşen durumu Erdoğan’ın Aşil'in topuğu ve şu andaki rakipsiz liderliğine karşı en büyük tehdit.