Tiny Url
http://tinyurl.com/y7paxzzt
Eyl 27 2018

Türkiye ekonomisi Erdoğan yönetiminde çıkmaz sokakta

“Herkesi bazen kandırabilirsiniz ve bazı insanları her zaman kandırabilirsiniz ama herkesi her zaman kandıramazsınız”.

Türkler uzun zamandır öngörülen ekonomik fırtınanın sonunda patlamasının acısını yaşıyor. Diğer tüm sonuçları bir yana, fırtınanın etkileri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın desteğini erozyona uğratabilir.

Erdoğan ve çoğunlukla kontrolünde olan Türk medyası, daha önceden denenmiş ve başarısı görülmüş olan ‘Türkiye, düşmanlarının engellemeye çalıştığı yükselişte bir yıldız’ söylemini kullanarak suçu diğer ülkelere atmakta gecikmedi.

Hedefte olan ülkeler arasında Ankara’ya karşı ekonomik savaş başlatmakla suçlanan ABD de var.

Bu gibi söylemler hangi dereceye kadar gerçeği yansıtıyor bilinmese de, ekonomik sorunların tırmandığı bir dönemde Erdoğan destekçilerini aynı tarafta tutmak gibi önemli bir yol takip ediyor ancak bu söylemi kamuya karşı sürekli tekrarlamanın bariz eksi yanları da var.

Türkiye ekonomisi yabancı yatırıma dayalı olarak işliyor ve ülkeye gelen nakitin çoğu ABD ve Erdoğan’ın demeçlerinde ikinci düşman olarak nitelendirdiği Avrupa’dan geliyor.

Erdoğan’ın bu söylemleri uzun yıllardır dikkat çekmedi çünkü yatırımcılar onun sadece yurtiçi tüketime odaklandığını ve gerçek düşüncelerini söylemediğini düşünüyorlardı. Bu durum Mayıs ayında Erdoğan ile yatırımcılar arasında yapılan toplantıdan sonra değişti.

Toplantıda, Ekonomi Bakanlığı pozisyonunun Mehmet Şimşek’ten alınıp Cumhurbaşkanı’nın damadına verilmesi ve ekonomi konusunda geleneksel ve bilimsel tepkilere ters düşen önlemler açıklanması sonucunda Erdoğan’ın finans dünyasındaki güvenilirliği yok oldu.

Bu toplantı sonrası Batılı yatırımcılar Türkiye’ye yatırım konusunda giderek daha çekingen oldular ve bu da Türk ekonomisini daha zor duruma düşürdü. Türkiye ekonomisi dibe doğru gittikçe Erdoğan, bölücü ve entrikaları suçlayan konuşmalarını arttırarak sürdürdü ve bu durum Batılı sermayenin daha da korkmasına yol açtı.

Bu durum da, büyümekte olan ekonomik sorunların, düşmanca komplo teorileri yarattığı ve ekonomiyi daha da dibe sürüklediği bir senaryo yaratıyor.

Bu sürecin ne kadar devam edeceğini kimse bilmiyor. Erdoğan ve danışmanları yaşananların farkında olmalı. Batı finansmanına olan bağımlılığı diğer yatırım yollarıyla ve kendine yeterli bir ekonomik modelle azaltarak uzun vadede ekonomiyi düzeltmenin yeteri kadar hızlı ilerlemediğini görüyor olmalılar.

Aynı şekilde Avrupa ile yakınlaşarak kısa vadede borç ödeme taktiği de işe yaramayacak. Türkiye’nin kredi notu dipte. Avrupa ülkeleri geçtiğimiz yıllarda Türkiye tarafından düşman gösterildikleri dönemleri unutmadı.

Yatırımcılar da benzer biçimde Erdoğan’ın tek adam konumuna yükseldiği bir ülkeye karşı çok az inanç duyuyor.

Bütün bunlar Türkiye için uzun ve soğuk bir kış mevsimine işaret ediyor.

Erdoğan için kolay bir çıkış yok çünkü öncelikle kendi kişisel çıkarlarını Türkiye’nin çıkarlarının önüne geçirdi. Daha önce “Nazi kalıntıları” olarak nitelendirdiği AB liderleriyle tekrar barışma çabası içinde olması ne kadar sonuç odaklı olabildiğini gösteriyor.

Benzer bir yüz seksen derecelik dönüşü ABD’ye karşı da yapabilir ve Türk medyası zaten hakimiyetinde olan halka yaşanan her şeyi nasıl unutturabildiğini kanıtlamış halde.

Türkiye’nin ekonomik sorunları çok eskiye dayanıyor ve bu yüzden tekrar rayına girmesi için gereken reformlar acılı olacak ve uzun sürecek. Böyle bir yaklaşım da, kısa vadeli somut sonuçlar elde edemezse Erdoğan’ın karizma ve destek kaybına neden olacak.

Bunun tek alternatifi ekonomiyi çökmesi için oluruna bırakmak, dış mihrakları suçlamak ve medyanın bunu halka anlatmasına razı olmak.

Eğer bu yaklaşım bile başarılı olmazsa, önceden sadıklığını kanıtlamış ancak yaşananları eleştirenleri suçlama seçeneği her zaman var. Türk polisi sokaklara dökülen halkı bastırma konusunda gereğinden fazla tecrübeye sahip.

Erdoğan tüm bu göz yaşartıcı teorilere inanıyor gibi göründüğü için, tepki gösterenleri polisle bastırmak onun Müslümanlar açısından dürüst bir halk adamı olduğu görüntüsüne katkı sağlayacaktır.

Erdoğan aynı zamanda böyle bir yöntemin, kullanıldığı anda bile sonuçlarını fark etmekte zorlanabilir. Şu anda korumaları ve danışmanları tarafından çevrelenen sarayında tek başına.

Danışmanları da onun kadar kendilerini düşünüyorlar ve durum kötüleştikçe Erdoğan’a ulaşan görüntünün, halkın ekonomik zorluklar karşısında dayanmak istediği olduğundan emin olacaklar.

Tüm bu nedenlerden ötürü Erdoğan yönetimindeki Türkiye ekonomisinin tekrar yüzeye çıkma ihtimali düşük. Cumhurbaşkanı ne yaptığını bilmiyor ve zamanının çok gerisinde.

Ayrıca Türkiye’yi bu duruma sokan da kendisi ve çıkarabilmesi çok güç. Ekonomiyi kurtarabileceğini düşünenler sadece sorgusuz yandaşları ve ahmaklar üzerinden kar edenler.