Türkiye, insani gelişmişlik sıralamasında eksilerde

Türkiye’yi en çok ilgilendirmesi gereken konu.

Senelerdir durum değişmiyor. Basında hak ettiği yeri almıyor.

Her sene yayınlanan Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) İnsani Gelişmişlik Raporu ve raporun içerdiği verileri kast ediyorum.

Raporu dikkatli bir biçimde karıştırırsanız Türkiye’nin dünyadaki neredeyse her ülke ile mukayeseli bir röntgenini izleyebiliyorsunuz.

Ama ben bugünkü yazımda bu detaylara girmeden, raporun en önemsediğim bölümü hakkında bilgi aktaracağım.

Yazımın başlığı milli gelir ve insani gelişmişlikle ilgili ama hemen altına da bir alt başlık koydum: “-14 ne demek?”.

Yazıyla da söyleyelim, bu 'eksi on dört' meselesi Türkiye için çok önemli.

Çünkü her ülke için ayrı bir eksi ya da artı değer var.

UNDP'nin insani gelişmişlik endeksinin yaratıcısı büyük Hint-İngiliz iktisatçı Amartya Sen. Sen modelinde, en genel olarak üç temel değişken tanımlıyor:
 

1- Ekonomi: Satın alma gücü paritesine göre kişi başına milli gelir.
2- Sağlık: Yeni doğan bir bebeğin yaşam beklentisi (Kaç sene yaşaması tahmin ediliyor?)
3- Eğitim: Ülke yurttaşlarının ortalama eğitim yaşı (Yurttaşların eğitim aldıkları seneler toplanıp, yurttaş sayısına bölünüyor.)

Bu üç temel değişkenden oluşan endeks, son derece kapsayıcı bir endeks değeri.

Yani zenginseniz, sağlıklı iseniz ve eğitimli iseniz insani gelişmişlik değerinizin yüksek olduğunu söylememek için bir gerekçe kalmıyor, insan Allah’tan başka ne ister?

Türkiye UNDP 2018 Raporu'nda yaklaşık 200 ülke arasında altmış dördüncü (64.) sırada yer alıyor;

Yaklaşık 200 ülke diyorum çünkü, doğru istatistiklere ulaşma açısından her tabloda farklı sayıda ülke olabiliyor ama yaklaşık iki yüz 200 doğru bir ortalama.

200 ülke içinde 64. sırada olmak nasıl bir şey?

Bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olarak, bu sıralamadan ziyadesiyle rahatsızım.

Bu insani gelişmişlik endeksi konusuyla ilgilendiğim günden beri; Türkiye için bir 2023 hedefi koymaya gayret etmiş ve Cumhuriyet'in 100. yılında ilk 40'a giremezsek yönetim becerileri açısından ciddi problemler yaşayacağımızı ifade etmiştim.

Türkiye; tarihi, ekonomik potansiyeli, nüfusu ile bu sıralamada ilk 40'ı hedeflemeliydi ama artık bu neredeyse imkansız.

Söz konusu 64. sıra Türkiye’nin ekonomi, sağlık ve eğitim açısından yakaladığı endeks değerinin dünya ülkeleri içindeki sıralaması.

Ancak, sistem, çok anlamlı bir biçimde başka sıralamalar da yapıyor, mesela milli gelir sıralaması.

Bir sıralama türü de, sadece satın alma gücü paritesine göre hesaplanmış.

Ama bu sıralama raporda görülmüyor ya da sadece dolaylı olarak görülebiliyor.

Katar gibi büyük doğal kaynakları olan ülkeler ya da Lüksemburg ve Lichtenstein gibi küçük finans ülkeleri; bu sıralamada mal ve hizmet katma değeri üreterek zengin olmuş İngiltere, ABD, Fransa, Almanya gibi ülkelerin çok üzerinde görülüyorlar.

Örneğin Katar’ın kişi başına milli geliri yaklaşık 120 bin dolar iken, Almanya’nın 46 bin, ABD’nin ise 55 bin dolar.

Ama aklı başında herhangi bir kişiye bu üç ülkeden hangisinin vatandaşı olmak ya da hangisinde yaşamak isterseniz diye sorarsanız, birinci tercihi Katar olur mu emin değilim.

Dolayısıyla,sadece kişi başına milli gelir bazında yapılan bir sıralama çok sağlıklı olmuyor; temel sıralama ise insani gelişmişlik kriterleri olarak alınan zenginlik, eğitim ve sağlık bazında yapılan sıralama.

Türkiye’nin milli gelir sıralaması, genel insani gelişmişlik endeksi sıralamasından 14 basamak daha yukarıda.

Bunun anlamı, Türkiye kişi başına gelir artışında eğitim ve sağlık iyileştirmelerinin epey önünde.

Ancak, bu meselenin de en sevimsiz görünümü Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Singapur, Bahreyn, Katar gibi dünyada milli gelir sıralaması, genel insani gelişmişlik sıralamasının üzerinde olan ülkeler; Türkiye de milli gelir sıralamasından (mesela 50), insani gelişmişlik endeks sıralaması (mesela 70) çıkarıldığında eksi veren ülkeler grubu içinde.

Bu ülkelerde hakkaniyetsiz bir gelir bölüşümü,yüksek kişi başına gelir eğitim ve sağlık koşullarının önünde gidiyor.

Türkiye’nin de milli gelir sıralamasından (daha yüksek, mesela 50) insani gelişmişlik endeks sıralaması (daha düşük, 64) çıkarıldığında -14  gibi bir değer elde ediliyor.

Raporda bir de, milli gelir sıralamasından insani gelişmişlik sıralaması çıkarıldığında bakiyesi artı yani pozitif olan ülkeler var: Almanya, İngiltere, İsveç, Finlandiya, Fransa, Avustralya, Kanada gibi.

Milli gelir sıralamasından insani gelişmişlik endeks sıralamasını çıkardığınızda eksi değer biraz daha zengin ama eğitim ve sağlık sorunları olan, artı değer ise eğitim ve sağlık düzeyi milli gelir düzeyinin de üzerinde ülke anlamına geliyor.

Bu alana ilişkin Türkiye’nin yapması gereken işler var. İlk mesele insani gelişmişlik endeks sıralamasında hızla 40. sırayı hedeflemek.

İkincisi ise yukarıda belirttiğim '-14' durumunu sıfıra ya da artıya çevirmek için, eğitim ve sağlık hizmetlerinin kalitesini ve yaygınlığını artırmak.

Bu iki hedefe yönelik olarak makro politikalar, bunlara kamu maliyesi dahil, çok iyi düzenlenmeli ve ayarlanmalıdır.