Haz 06 2018

Uğur Gürses: Sıra vatandaşın sofrasına geldi

Döviz kurlarındaki rekor artışlar, kredi borçları ve dev şirketlerin borç yapılandırmasına gitmeleri derken kaçınılmaz bir ekonomik krize doğru yol alınıyor.

Son olarak tüketici fiyatları, mayıs ayında yüzde 1.62 yükselerek son yedi yılın zirvesine çıktı. 

İlk beş aydaki artış ise yüzde 6.39’u buldu. Bu rakam da yine bir rekor. 

Hürriyet yazarı Uğur Gürses’e göre artık idare etme dönemi bitti. İş vatandaşın sofrasına da yansıyacak noktaya kadar geldi...

Gürses, “Şu iki fotoğraf bize izleyen aylarda enflasyonun ne olacağını söylüyor; tüketici enflasyonunu ölçen TÜFE artışı yıllık yüzde 12.1’e, üretici enflasyonunu ölçen yurtiçi ÜFE yüzde 20.4’e çıkmış durumda. Yüzde 20’lik üretim maliyet artışından gelen yükün üreticilerce sineye çekilmesi kolay değil” diyor ve ekliyor:

“ÜFE artışı ve bu ay üzerine binecek ilave artışlar öylece kalmayacak, perakende fiyatlara yansıyarak nihai olarak tüketicinin hanesine, sofrasına ulaşacak. Anımsatalım, akaryakıt fiyatları gibi ‘askıda tutulan’ artışlar var; seçim sonrasında ya bu zamlar yansıtılacak ya da vergisini zamanında ödeyen mükelleflerin cebinden çıkacak.”

Aylardır uyarılara kulak verilmediğini söyleyen Gürses, “Hem enflasyon eğilimi ve fiyatlama davranışı bozuluyor, hem de kur artışlarının getireceği ilave yansıma Türkiye’yi adım adım 2004 öncesine doğru taşıyor” görüşünü dile getiriyor.

Türkiye’nin geldiği noktayı ise şöyle açıklıyor: Enflasyon-devalüasyon sarmalı eşiği. Kredi ve itibar kaybı.

Enflasyona karşı Merkez Bankası’nın eskisi gibi davranması durumunda kur artışı ile bir bedel ödeneceğini söyleyen Gürses, “Kur artışı enflasyonu yukarı çekiyor. Kararlı biçimde bu eğilimi ve kur beklentilerini ezmenin bedeli ise yüksek faiz” diyor.

Merkez Bankası’nın faizi üç puan birden artırmak zorunda kalmasını hatırlatan Gürses, itibar ve güven kaybı oluştuğunu, ayrıca finansal kurumların ve şirketlerin de kredi itibarları hasar gördüğünü söylüyor.