Haz 11 2018

Kim bu Türkiye’ye 'müttefik' diyen Hayat Tahrir el Şam?

CHP eski milletvekili ve Demokrasileri Savunma Vakfı kıdemli analisti Aykan Erdemir, Long War Journal için 15 Haziran'da kaleme aldığı makalesinde, 2016’da iki Türk askerini yakarak katleden IŞİD infazcısı Talip Akkurt’un ölümü ışığında iki askerin kaçırılmasından bugüne Türkiye hükümetinin hareketsizliğini yazdı. Makalenin Türkçe bir özetini aşağıda sunuyoruz.

"Abu Muhammed El Julani liderliğindeki Hayat Tahrir el Şam (HTS -eski adıyla El Nusra ve El Şam Cephesi), 2018 Mayıs’ının sonlarında, Türkiye, Rusya ve İran arasındaki Astana görüşmelerinde varılan gerilimin düşürülmesi anlaşmalarının taraflarından olmadıklarını, ancak yine de söz konusu anlaşmaların uygulanmasını kolaylaştıracaklarını ve kontrolleri altındaki Idlip bölgesinde Türkiye’ye askeri mevziler edinmesi için yardımcı olacaklarını açıkladı. HTS siyasi büro şefi Yusuf El Hacar, Katarlı El Cezire televizyonu’na verdiği bir söyleşide, örgütünün Türkiye ile yakın bağları olduğunu belirtti ve Türkiye’yi bir “müttefik”  olarak tanımladı. 

2016 Temmuzunda El Kaide ile bağlarını koparttığını açıklamasından bu yana El Julani ile kavgalı olan El Kaide’nin Suriyedeki destekçileri, HTS’nin üst düzey bir üyesi tarafından yapılan bu açıklamayı, söz konusu örgüte saldırmak için fırsat bildiler. El Kaide destekçileri tarafından kaleme alınan yazılarda, HTS’nin Türk güçlerine Suriye’ye güvenli geçiş hakkı tanıyarak  tüm suçların en büyüğünü işlemiş olmasının tarih tarafından hiç affedilmeyeceği söylendi. Yazarlar, HTS’nin, laik ve mürtet (dinden dönmüş) olarak tanımladıkları Türkiye’nin bir aracı olduğunun artık açıkça ortaya çıktığını, HTS’nin kendisini El Kaide’den uzaklaştırarak uluslararası toplum nezdindeki itibarını artırmaya yönelik çabalarının sonuçsuz kaldığını, ABD’nin 31 Mayıs 2018 tarihinde HTS’yi terör örgütleri listesinden çıkartmama yönünde aldığı kararın, bunun en iyi kanıtı olduğunu söylüyorlar. 

HTS’nin güncel politikalarını eleştiren üç El Kaide destekçisinin makalelerinden çevrilerek özetlenmiş bazı bölümler şöyle:

El Kaide destekçisi Adnan Hadid, 30 Mayıs günü Telegram kanalından, “İncir Yaprağı Düştü” başlıklı bir makale paylaştı. Hadid bu makalesinde Suriyeli farklı muhalif organizasyonların, Suudi Arabistan, Türkiye ve ABD gibi ülkelere bağlılıklarını değerlendirdi.  Bu bağlamda El Julani’nin tavır değişikliğini de tartıştı ve Julani’yi HTS’yi Türkiye’ye tabi bir örgüt haline getirmekle suçladı. 

Hadid yazısında Suriye’deki devrimin önce barışçıl bir protesto eylemi olarak başladığını, ancak rejimin şiddetli tepkisi nedeniyle, protestocuların da askeri eylem yoluna sapmak zorunda kaldıklarını anlatıyor. Muhalif güçlerin başlangıçta bireysel müslümanların bağışlarından ve bağımsız kaynaklardan yararlandıklarını, ancak zamanla, onları kontrol etmek isteyen Amerikan, Yahudi ve Arap güvenlik güçlerinin cazip tekliflerine dayanamadıklarını söylüyor. 

Hadid’e göre bu sürecin sonunda sadece iki muhalif grup bağımsız kalmayı başarmışlar: El Nusra Cephesi ve IŞİD ki, bunlardan ikincisi Müslamanlar açısından bir sorun kaynağına dönüşmüş. El Nusra Cephesi ve Lideri El Julani ise üzerindeki yoğun baskıya dayanamayarak, El Kaide Emiri Ayman El Zevahiri’ye ettiği sadakat yemininden geri dönmüş ve bu noktadan sonra örgütü de yavaş yavaş bağımsızlığını yitirmiş.

HTS ile Türkiye arasındaki sert görüş ayrılıklarının ardından, HTS sonunda boyun eğmek zorunda kalmış ve kurtardığı bölgelerin sınırlarında Türk karakolları kurulmasını kabul etmiş. Hadid, bu durum “HTS’nin cihadı, fiilen, diri diri gömmesinden başka bir şey değil” diyor ve devam ediyor: “Kapalı bir toplantıda HTS imamı Abdülrahim Atun, insanın fırtınada eğilmesi ve fırtınanın geçmesini beklemesi gerek diyerek bu kararı haklı göstermeye çalıştı. Ancak bu şekilde örgütün bağımsızlığı büyük ölçüde baltalanmış oldu.”

Hadid’e göre bugün Suriye’deki muhalif güçler iki gruba ayrılıyorlar. Allah’ın sözü hakim kılana dek savaşacak olan “sağlam” gruplar ve “hainler”  ki bunların arasında laik fraksiyonlar, İslamcılar ve Türkiye’nin sözünü hakim kılmak için ilk grupla savaşan HTS de var. 

Basir El Şami isimli bir militanın 1 Haziran 2018 tarihinde yazdığı “El Julani ve Terörist Tanımından Kaçmak” başlıklı yazıda, Abu Muhammad El Julani’nin uluslararasi toplum nezdindeki itibarını artırmak amacıyla El Kaide’den uzaklaşması değerlendiriliyor. El Shami, bu bağlamda “tarihin hiç affetmeyeceği en büyük suçun” El Julani’nin mürtet Türkiye ordusuna Suriye’ye güvenli geçiş hakkı tanıması olduğunu vurguluyor. 

El Şami, tüm bu çabalara rağmen ABD’nin HTS’yi terör örgütleri listesinden çıkartmayarak, HTS’nin yeterince ödün vermemiş olduğunu belli ettiğini söylüyor. El Şami HTS’nin Amerika’ya yalvarırcasına verdiği tepkiyle de alay ediyor.

3 Haziranda kendisine El Ensari El Barkavi adını veren bir El Kaide destekçisi daha Telegram kanalında “İlkesiz Yol” başlıklı, El Julani ve onun takipçilerinin Türkiye’ye ve uluslararası topluma yaranmak için ilkelerinden ödün vermekle suçlayan bir yazı paylaştı. Bu yazıda El Julani’nin, Somali gibi islam topraklarında monoteizmle savaşmış “laik” Türk ordusuna Suriye’ye güvenli giriş yapması için izin vermesi eleştiriliyor. "