Elazığ deprem yaralarını hızla sarmış...

Mart sonu olmasına rağmen yollarda kar var. Hazar Gölünü geçtikten sonra Elazığ’a giriyorum. Şehrin girişleri oldukça bakımlı, yollar geniş ve düzgün. Uzun yıllardır görmediğim Elazığ oldukça büyümüş, modernleşmiş. Mihmandarım ile buluşup depremin yıktığı şehir merkezine doğru yola çıkıyoruz.

Ocak 2020’de meydana gelen 6.5 şiddetindeki Elazığ depreminde 37’si Elazığ, 4’ü Malatya’da olmak üzere 41 kişi hayatını kaybetmişti.  Deprem esnasında sadece 8-9 bina yıkılmasına rağmen, on binlerce bina hasarlı hale gelmişti. Depremden sonra kent merkezinde yaklaşık 20 bin konutun yıkıldığını öğreniyorum.  Köylerde ise 10 bin ev yıkılacak, bunların 3000’i yıkılmış, 7000 ev de yıkım için sırada bekliyor.  Doğrusu depremin bu kadar büyük bir hasar verdiğinin farkında değildim, şaşırıyorum.

Önce şehir merkezine gidiyoruz. Depremden hasar gören binaların çoğu yıkılmış, az bir kısmında da  yıkım çalışmaları devam ediyor. Şehir merkezinde büyük inşaat çalışmaları var. Yeni binalar hızla yapılıyor. Çoğu bitmiş bile. Depremde evini kaybedenler için 12.000 TOKİ konutu yapılmış. Oldukça güzel binalar.

Bu yeni yaşam alanları, şehir merkezine 10 dakika mesafeli bölgelerde, siteler şeklinde yapılmış. Peyzajı, çocuk parkları, yolları ile oldukça güzel görünüyorlar. Evler 3+1 ve 2+1 şeklinde yapılmış. 2+1 evlere itiraz olunca, şimdi artık hepsi 3+1 yapılıyormuş. Evlerin bir kısmı teslim edilmiş depremzedelere, bir kısmı da yakında teslim edilecek. Depremden en çok zarar gören Mustafapaşa mahallesi afet bölgesi ilan edilmiş, mahalledeki tüm evler yıkılmış ve yeni binalar da bitmek üzere.

Elazığ’ın toplam şehri nüfusu 400 bin civarında, ilçeleriyle birlikte nüfus 600 bini buluyor. Eskiden ana geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılık, tüm Türkiye’de olduğu gibi Elazığ’da da bitmek üzere. İnsanların çoğu devlet memuru ya da ticaretle uğraşıyor. Son yıllarda tekstil sektöründe bir gelişme yaşanıyor. SAKA tekstil 3500 kişilik istihdam yaratacak bir fabrika kuruyor, yine başka tekstilciler de Elazığ’a yönelmiş durumda.

Kent, kırsal alanlardan ve Bingöl’den göç almaya başlamış.  Kentten çıkan 5 milletvekilinin 4’ü AKP, 1’i de CHP’den. MHP de şehirde oldukça güçlü. Sivil toplum zayıf, Menzilciler, Okçular ve Süleymancılar kentte etkinler.  Deprem sonrası kurumlar Elazığ’da çok hızlı organize olmuş. 1 yıl içinde kentteki konutların neredeyse %20’si baştan yapılmış ya da yenilenmiş. Mihmandarıma bunu neye borçlu olduğumuzu soruyorum. Özellikle 3 Bakanın (İçişleri Bakanı, Çevre ve Şehircilik Bakanı ve Sağlık Bakanı) deprem sonrası Elazığ ile bizzat ilgilendiğini ve kentin sorunlarını çok hızlı çözdüklerini söylüyor.

Kent genel olarak şehir merkezine sıkışmış. Bu nedenle şehir merkezinde kiralar ve konut fiyatları almış başını gitmiş. Şehir merkezinde ufak bir dükkânın aylık kirası 20-30 bin TL arası, olur da kent merkezinde bir dükkân almaya karar verirseniz 7-8 milyonu gözden çıkarmanız gerekiyor. Bu nedenle kentin çeperinde yeni yapılan TOKİ yerleşim yerlerinin kentin merkezindeki bu baskıyı da hafifleteceği de düşünülüyor.

Yeni yapılan konutlardan insanlar memnun, tek sorun bu yeni yaşam alanlarında dükkân, fırın … gibi ihtiyaçların düşünülmemiş olması. Elazığ gibi neredeyse her yemeğin hazırlandıktan sonra pişirilmek için fırınlara yollandığı bir şehirde, bunun düşünülmemiş olması bir sıkıntı elbet.

Depremden sonra kurulan konteynır kentlere gidiyorum. Konteynır kentlerin yarısı boşalmış, epey bir insan da bitecek yeni evlere geçmeyi bekliyor. Doğukent Geçici Konaklama Merkezinde daha çok Romanları görüyorum. Mihmandarım, “Romanlar şehir merkezinde yıkılan binalarda kiracıydılar, şimdi konteynır kentten çıkmak da istemiyorlar, çünkü kira, su, elektrik parası verecek güçleri yok” diyor.

Deprem sonrası Elazığ’a yardım fazlasıyla gelmiş. Türkiye’nin her yanından hem halk çok yardım yollamış, hem de İçişleri Bakanı’nın talimatı ile 81 ilin valiliği tırlarla yardım yollamış. Mihmandarım “öyle çok yardım geldi ki Nurcan Hanım, bazıları elimizde kaldı, nasıl, nerede kullanalım şaşırdık” diye anlatıyor gelen yardımın yoğunluğunu.

Elazığlılar deprem sonrası devletin çalışmalarından memnun görünüyorlar. Mihmandarım bunu şöyle dile getiriyor:

“Nurcan Hanım devlet depremden sonra Elazığ’da çok iyi çalıştı. 10 gün içerisinde konteynır kentler kurulmuştu. 1 ay içerisinde yeni binaların yapımı başladı, 3. ay bittiğinde bazı binalar bitmişti bile. 1 yılda 12.000 den fazla konut yapıldı depremzedeler için ve halen de yapımı devam ediyor. Düşünün Elazığ’ın neredeyse %20’si baştan yapıldı. Kim der burada 1 yıl önce deprem oldu diye.”

Depremin yaralarını bu kadar hızlı sardıkların için çok mutlu oluyorum Elazığlılar için. Aklıma Diyarbakır düşüyor. Sur’da evini kaybeden onbinlerce aileyi ve 5 yılda yapılan topu topu 300-500 evi düşünüyorum. 10 yıldır depremin yaralarını saramayan Van’ı düşünüyorum. İçimde bir yer sızlıyor.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.