Emekliler, maaş promosyonunda neden üvey evlat muamelesi görüyor?

Türkiye’de devletin aylık memur ve işçi maaş ödemesi 29 milyar TL, emekli maaş ödemesi ise 26 milyar TL civarında. Bankalar, bu maaşların hesaplardan hemen çekilmeyen kısmını mevduat olarak değerlendirme imkanına sahipler. Ayrıca maaş ödenen kişiler, kredi ve kredi kartı müşterisi oluyor. Bu nedenle pek çok banka, maaşını almak için kendisini tercih eden memurların yanı sıra emeklilere de ‘promosyon’ olarak belirli bir rakam ödüyor. 

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre sayıları 13 milyona ulaşan emeklilerin merakla beklediği banka promosyon rakamları belli oldu. Üç yıl için; emekli aylığı bin 500 liraya kadar olan emeklilere 500 TL, bin 500-2 bin 500 TL arasında olanlara 625 lira, 2 bin 500 TL’nin üzerindekilere ise 750 lira ödenecek. 

Emekliler için ilk kez 2017’de, üç yıllığına promosyon sözleşmesi yapılmıştı. Bu promosyon sözleşmesinin süresi 1 Mart 2020 tarihi itibariyle doldu. 2017’de kamu bankaları tarafından; maaşı bin TL’nin altında olanlara 300 lira, bin ile 2 bin TL arasında olanlara 375 TL, 2 bin liranın üzerinde maaş alanlara ise 450 lira banka promosyonu ödenmişti. 

Yeni dönemde daha yüksek promosyon bekleyen emekliler, SGK’nin açıkladığı küçük artışlarla yetinmek zorunda kaldılar. Milyonlarca emeklinin umutları sömürmeyi alışkanlık haline getiren merkez medyanın ‘bir maaş promosyon’, ‘bin TL promosyon’, ‘2500 TL promosyon’ gibi haberlerinin de hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığı görüldü. 

Öte yandan SGK’nin maaş promosyon anlaşması kamu bankalarıyla olmasına karşın bazı özel bankalar aynı rakamları vererek emekliye maaş ödüyor. Bazılarıysa maaş miktarına bağlı olmak kaydıyla daha yüksek rakamlar verebiliyor. Dolayısıyla maaşını özel bankalara taşıyan emekliler, farklı miktarlarda promosyon alabiliyor. Bu süreçte emeklilerin maaşlarını özel bankalara taşıma imkânı var. Ancak özel bankaların, maaşı yüksek olan ve parasını bankada tutmayı tercih eden memur emeklilerini tercih ettiği biliniyor.  

Emekliye maaş promosyonunda esas sorun, bu kesime üvey evlat muamelesi yapılması. Ancak medyanın konuyu ‘tık avcılığına’ indirgemesi ve emeklilerin örgütlü olmaması, mağduriyetin sürmesine yol açıyor. 

Emeklilerin yaşadığı mağduriyeti daha iyi ifade edebilmek için promosyon sürecini kısaca özetlemek istiyorum. 

2007 yılına kadar bankalar; maaş ödemeleri karşılığında ‘genel müdüre araba’, ‘makam odasına tefrişat’ gibi çalışanlara yansımayan promosyonlar veriyordu. Bu tarihte yayınlanan Başbakanlık genelgesiyle her kurumun bankalarla promosyon sözleşmesi yapması ve karşılığında alınan paranın çalışanlara dağıtılması kararlaştırıldı. Böylece kamu kurumları, farklı bankalarla görüşerek çalışanları için en yüksek rakamı verenle anlaşma yapmaya başladı. Memurlar ve işçiler açısından bu süreç, yıllardan beri sağlıklı yürüyor. Örneğin İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), son promosyon sözleşmesinde Vakıfbank ile üç yıllığına tek seferde 4 bin 75 TL ödenmek üzere anlaştı. 

Geçtiğimiz günlerde ise Çaykur ile Yapı Kredi Bankası, kadrolu işçi ve memurlar için beş yıllığına 6 bin 500 TL promosyon ödenmesi konusunda anlaşmaya vardı. Başka başarılı örnekler de var. Maaş rakamları ve kamu kurumu yöneticilerinin becerisi, çalışanların elde ettiği promosyon rakamını artıran hususlar. 

Ancak emeklilerde süreç böyle işlemiyor. 

Bankalar uzun süre emeklilere promosyon ödememek için direndi. İlk olarak 2010 yılında, dönemin Çalışma Bakanı Ömer Dinçer’in talimatıyla SGK ile bankalar maaş promosyonu için masaya oturdu. Yılan hikayesine dönen süreç, 2017’de kamu bankalarının mütevazi bir maaş promosyonu ödemeye razı olmasıyla sonuçlandı. 

Peki, memurların maaşını ödemek için birbiriyle yarışan bankalar, emekliler söz konusu olunca neden direnç gösteriyor? Emekli promosyon rakamları neden çok düşük? 

Birinci neden şu: Yıllarca emekliye maaş ödemesi karşılığında hiçbir şey vermeyen bankalar, bu uygulamanın sürmesini, en azından son derece düşük rakamlarla bu işin kapatılmasını istiyor. 

İkinci neden; emekli maaşlarının düşük olması. Bankalar, bin TL civarında maaş alan işçi ve Bağ Kur emeklileriyle uğraşmak istemiyor. Bu noktada özel bankaların, yüksek maaşlı memur emeklilerini çekmek için özel kampanyalar yürüttüğü görülüyor. 

Üçüncü neden ise emeklilerin örgütlü olmaması. 13 milyon emekliyi temsil eden dernek, sendika ve benzeri sivil yapılar yok. Mevcut dernekler ise az sayıdaki üyeleriyle emeklileri temsil yeteneğinden uzaklar. Dolayısıyla emekliler, organize şekilde bankaların karşısına oturup pazarlık yapamıyor. 

Çözüm olarak ne yapılabilir sorusuna gelince; top yine SGK’nin kucağında diye düşünüyorum. Zira yıllık 300 milyar TL’nin üzerinde maaş ödemesi yapan SGK’nin elinde önemli bir güç var. Gerekirse bankalarla memur emeklileri için ayrı, işçi ve BağKur’lular için ayrı promosyon sözleşmeleri yapılabilir. Ancak yapılan son anlaşma, böyle bir zahmete girilmediğini gösteriyor.

Oysa SGK, bankalarla masaya oturup gerçek bir müzakere yürütseydi emekliler için çok daha yüksek promosyon rakamları mümkün olabilirdi. Yukarıda verdiğim örneklerden yola çıkarsak, memurlar için 4 bin 75 TL ve 6 bin 500 TL gibi promosyon ödeyen bankaların emekli için 500-600 vermesi izah edilemez. Bu durum, büyük bir haksızlık ve emeklilere üvey evlat muamelesi yapıldığının en açık göstergesidir.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.