May 11 2018

'Ekonomideki sıkıntılar halının altına süpürülerek giderilemez'

Ekonomik göstergelerdeki kötü gidişat karşısında, 9 Mayıs tarihinde Beştepe'de, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkanlığında bir ekonomi zirvesi gerçekleştirildi. 

Artmaya devam eden döviz kuru, Merkez Bankası'nın piyasaları yatıştırmakta yetersiz kalan önlemleri ve piyasada yükselen faizler toplantının ana gündem maddeleri arasında yer aldı. 

Toplantı öncesinde Merkez Bankası, dolar verip TL çektikleri işlemlerin limitini 1 milyar 250 bin dolardan 1.5 milyar dolara yükseltme kararı aldı. Bu adıma rağmen sonuçların farklı olduğunu belirten Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Uğur Gürses, ihaleye katılanların yüzde 13.50 ile Merkez Bankası'na para vermek istemediğini, piyasa faizlerinin bu orandan fazla olduğunu belirtti. 

Bu isteksizlik nedeniyle ihaleye katılımın 25 milyon dolara kadar düştüğüne değinen Gürses, Merkez Bankası'nın piyasa faizinin altında faizle para toplamaya çalışmasını eleştirdi ve "Piyasaya bu kadar mı uzak Merkez yönetimi" diye sordu.

Gürses, piyasa faizinin Merkez'in faizinden yüksek olduğu bir ortamda bankanın 'önlem aldık' açıklamasını 'boşa dönen kasnağı' çevirmek olarak yorumladı ve ekledi:

"Beştepe’den zirve sonrası çıkan açıklamada da “Merkez Bankası’nın elindeki araçları etkin biçimde kullanmaya devam edeceği” yer alıyordu. Sorun şurada ki; Merkez “etkin biçimde” olmak bir tarafa, elindeki asıl aracı kullanmıyor, kullanamıyor.

Bu yüzden de “fısıltı gazetesi” döviz kuru rejimi ve sermaye hareketlerine dair bin bir türlü dedikodu yayıyor; “olsa olsa böyle çözecekler” denilerek.

Yayılan söylentilere karşı Beştepe’den “açık piyasa ekonomisi politikalarına sıkı sıkıya sahip çıkılacaktır. Kur rejimi ve döviz tevdiat hesapları ile kambiyo rejimi başta olmak üzere hiçbir konuda, piyasa mekanizması dışında yöntemler asla söz konusu değildir” açıklaması geldi.

Kurun yükselişine yani TL’nin değer kaybına en önemli silahın TL faizlerinin yükseltilerek “kalkan görevi” görmesinin politik olarak engellendiğini, bu yükselişin de ancak “piyasa dışı önlemlerle” ancak durdurulabileceğini düşünen yurttaşlara yanıt veriliyordu.

Beştepe’den gelen açıklamada “faiz ve döviz kuru baskısını azaltmak, bununla birlikte enflasyonla daha etkin mücadele etmek için gereken tedbirler alınacaktır” denilmişti.

Bu toplantıya katılmadan önce İstanbul’da bir toplantıda konuşan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ise “enflasyonist baskının azalacağı bir döneme girildiğini” söylüyordu."

Bir diğer önlem olarak, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK), enerji dağıtım şirketleri ile görüşüp akaryakıta zam yapmalarını önlediği ve petrol ürünlerine yapılan zammın ya da indirimin açıklanmayacağı haberlerinin gündeme geldiğine değinen Gürses, 29 Mart-9 Mayıs arasında, dış piyasalarda ham petrolün litresinin TL karşılığının yüzde 18.9 artarken, bu oranın ülke içinde yüzde 1.5-4.5 oranında kalmasının mümkün olmadığını vurguladı.

ekonomi

Gürses, bu durumun sadece, "durun zam yapmayın" yaklaşımı ile mümkün olduğunu ancak sürdürülebilir bir yaklaşım olmadığı için de aradaki yüzde 10-15'lik farkın yakında kapanacağını ifade etti. 

Gürses yazısını, "Böyle yapınca enflasyonun, enflasyon bekleyişlerinin “düşük tutulması” bir tarafa, tam tersine altı oyuluyor. Bugün ertelenen zamların seçim sonrasında kartopu gibi geleceği bir sır değil. Enflasyon böyle kontrol altına alınacaksa bir kısım seçmenin gözünü boyayabilir ama ekonomiye ve fiyat oluşumlarına, güvene daha büyük hasar verir. “Enflasyonla daha etkin mücadele etmek için gereken tedbirler” halı altına süpürülüp biriktirmek olmasa gerek" eleştirisiyle noktaladı.